<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856</id><updated>2011-11-27T15:51:01.977-08:00</updated><category term='uzun yaşama yöntemi'/><category term='bebeklerde dis curugu'/><category term='depresyon nedir'/><category term='cocukları fincandan besleme'/><category term='panikl atak cesitleri'/><category term='cocuk sağlık makeleleri'/><category term='romatizmanın coculara zararı'/><category term='Diş Çürümesi  nedenleri'/><category term='cüzam hastalık tedavi'/><category term='yanıklar'/><category term='biberon ölçüsü'/><category term='plorezi belirtileri'/><category term='kabakulak'/><category term='löseminin nedenleri'/><category term='göz bakımı'/><category term='menapoz doneminde ne yapılmalı'/><category term='prematüre bebek evde bakımı'/><category term='deri kanseri nedir.melanom'/><category term='prematüre bebeğe nasıl bakılmalı'/><category term='havale sırasında ne yapılmalı'/><category term='grip tedavisi'/><category term='koah sağlık'/><category term='tansiyon sağlık makaleleri'/><category term='tansiyon nedir'/><category term='kepek nedir'/><category term='fıtık olusumu'/><category term='cocuğum iyi beslenmiyor'/><category term='bademciğin sağlıa zararları'/><category term='bademcik olusumu'/><category term='Boyun fıtığı'/><category term='tırnak neden batar'/><category term='krampta doktora basvurma'/><category term='dişleri beyaz tutma'/><category term='kazbızlık'/><category term='epilepsi nedenleri'/><category term='romatizma kalp be zararı'/><category term='prostat'/><category term='zaturrenin nedenleri'/><category term='bebeğim süt içmiyor'/><category term='Sıcak carpması'/><category term='ateşli romatizma'/><category term='cocuk neden hırıltar'/><category term='kimyasal yanıklar'/><category term='prematüre bebeke nasıl bakmalı'/><category term='milrosefali nedir'/><category term='vitilgo'/><category term='kilo neden veremiyorum'/><category term='sıcağın sağlığa zararları'/><category term='kekekemelik hangi yaslarda gorulur'/><category term='kalp hastalığında nelere dikkat edilmeli'/><category term='sarilik'/><category term='bebk masajı'/><category term='vitilgo sağlık'/><category term='bayılma nedenleri'/><category term='condom'/><category term='grip nedir'/><category term='domuz gribi'/><category term='insan neden bayılır'/><category term='cilt temizleme yöntemi'/><category term='ulser nerede olur'/><category term='hepatit'/><category term='bebek fincanla nasıl beslenir'/><category term='diş nasıl çürür'/><category term='kalp hastalığı'/><category term='dolama saglık makalelleri'/><category term='inmemis testis'/><category term='Kasıntı'/><category term='cilt kanseri'/><category term='romatizmal hastalıklar'/><category term='kalp krizi kimlerde olur'/><category term='Diş Eti Hastalık'/><category term='emzirme'/><category term='kulak cınlaması tedavi'/><category term='Kor pulmonale nedir'/><category term='tetanoz tedavisi'/><category term='sedef hastalığı'/><category term='baş agrısı'/><category term='E vitamini'/><category term='bebek ne kadar uyur'/><category term='tırnak batmaması icin önlemler'/><category term='Bebeklerin besinleri'/><category term='bas agrısı sebebleri'/><category term='Diş Eti Hastalıkları sebebleri'/><category term='c vitamini alma'/><category term='cocuklarda havale'/><category term='Ateş'/><category term='epilepsi'/><category term='sinirim rahatrsızlığı'/><category term='akne nedir'/><category term='menenjit.menenjit tedavisi'/><category term='troid kanseri neden olur'/><category term='nasır nedir'/><category term='kalp krizi'/><category term='amfizemli koah'/><category term='dişi nasıl fırçalamalı'/><category term='kalp krizi riski'/><category term='biranın yararları'/><category term='romatizmal kalp'/><category term='plorezi hakkında bilgiler'/><category term='cocuk kekeliyor'/><category term='biberon curugu'/><category term='diş nasıl gelişir'/><category term='bebek besleme'/><category term='cinsel isteksizlik'/><category term='içkinin zararları'/><category term='İdeal Kilo Hesaplama'/><category term='uyarı eksikliği sağlık makaleleri'/><category term='diş gelişirken ne yapılmalı'/><category term='felcte neler yapılmalı'/><category term='Cocuklarda ates'/><category term='Ergenlik'/><category term='kekeme neden olur'/><category term='Diş Eti Hastalıkları nelerdir'/><category term='hamilelikte agız ve diş bakımı'/><category term='Çarpışık Dişler  neden olur'/><category term='prostat olusumu'/><category term='troid kanser tedavisi'/><category term='Yüz temizleme'/><category term='Anemi'/><category term='gut hastalığı'/><category term='sinüzit belirtileri'/><category term='sedef nedir'/><category term='cocuklarda lekeler'/><category term='Kan kanseri'/><category term='cocuklarda vitamin'/><category term='Çarpışık Dişler ve Tedavisi nasıl yaplır'/><category term='kızamık'/><category term='cocuğum neden iştahsız'/><category term='tetanoz aşısı'/><category term='nedeeremn kilo verilmez'/><category term='bebeklerde dis cıkarma'/><category term='Bebeği Anne Sütü ile Beslenme Tekniği'/><category term='bebklerde sindirim sorunları'/><category term='yanık nedir'/><category term='İdeal Kilo Hesaplama nasıl yapılır'/><category term='sinüs'/><category term='havale'/><category term='prematüre bebek ası sorunu'/><category term='hamilelikte diş saglıgı'/><category term='cocuklarda su ciceği'/><category term='bel fıtığı tedavisi'/><category term='katarak'/><category term='sağlık bilgileri'/><category term='menenjit bulasıcımı'/><category term='arı alerjisi'/><category term='Bebekler Ve Uyku Düzenleri'/><category term='Diş İpi Kullanımı nasıl yapılmalı'/><category term='boğmaca nekadar surer'/><category term='öksürük nedir'/><category term='insan neden kasınır'/><category term='cocuk kalp hastalıkları'/><category term='zatüre'/><category term='boğmaca sağlık'/><category term='cocuğum cok az yemek yior'/><category term='kekemelik sağlık makaleleri'/><category term='prematüre bebekte dikkat edilmesi gerekenler'/><category term='biberonla bebek beslme'/><category term='panik atak nedir'/><category term='cinsel hastalıklar'/><category term='depresyon nedenleri'/><category term='panik atak bulguları'/><category term='ergenlik belirtileri'/><category term='sinüzitin tanımı'/><category term='Bebekleri Fincandan Besleme Tekniği'/><category term='cilt lekeleri olusumu'/><category term='Şifa veren bitkiler sağlık veren bitkiler'/><category term='Çocuklarda Mikrosefali nedenleri'/><category term='zature'/><category term='ilac alerjisi'/><category term='dolama hastalık belirtileri'/><category term='sedef hastalığı tedavisi'/><category term='tetanoz'/><category term='domates'/><category term='hırıltının sebebleri'/><category term='diyabetim var hamile kalabilirmiyim'/><category term='ucuk'/><category term='iştahsız cocuk'/><category term='İdeal Kilomu bilmiyorum'/><category term='cilt lekerinden korunma'/><category term='lupus belirtileri'/><category term='cinsel isteksizlik sağlık'/><category term='c vitaminin zaraları'/><category term='cocuklarda kekemelik nasıl biter'/><category term='Bitkiler'/><category term='Diş Çürümesi zararları'/><category term='melanom tedavisi.melanom belirtileri'/><category term='bebeklerde sarılık'/><category term='zehirlenme belirtileri'/><category term='agızım neden kokuyor'/><category term='Bebekleri Biberon ile Besleme Tekniği'/><category term='gastirit nedenleri'/><category term='bebek ne ile beslenir'/><category term='alzheimer belirtileri'/><category term='normal ideal kilo'/><category term='bademcik tadavisi'/><category term='vitaminin saglıka yararları'/><category term='menisküs olusumu'/><category term='lıpus kimlerde olur'/><category term='disiplinsiz cocuk sebebleri'/><category term='boğmaca'/><category term='Astım'/><category term='cilt lekeleri'/><category term='burun neden kanar'/><category term='İdeal Kilo Hesaplama nedir'/><category term='sivilce tedavisi'/><category term='fıtık tedavisi'/><category term='Şaşılık'/><category term='kabızlık'/><category term='ayakta mantar'/><category term='agız kokusundan korunma'/><category term='yuksek kolesterol'/><category term='d vitamini'/><category term='topuk dikeni'/><category term='neden  uyuyamıyorum'/><category term='melanom olusumu'/><category term='bebk dişleri temizlenmesi'/><category term='Lupus nedir'/><category term='topuğama diken batma gibi oluyor'/><category term='topuğum acıyor'/><category term='Gastirit nedir.Gastirit olsumu'/><category term='mepoz donemi'/><category term='göz sağlıgi'/><category term='soğuk algınlığı'/><category term='İdeal Kilo Hesaplama yolları'/><category term='Kilo Vermeyi engelleyen sebebler'/><category term='kilo veremiyorum'/><category term='Sağlıklı Yaşam taktikleri'/><category term='uykunun sağlığa yaraları'/><category term='erken ergenlik.gec ergenlik'/><category term='ülser hakkında sağlık makeleleri'/><category term='cuzam hastalığında bilinmeyenler'/><category term='pişik.pişik nedir'/><category term='kekemelik hakkında bilgiler'/><category term='bebeklere biberonla nasıl yemek verilir'/><category term='sacım dokuluyor'/><category term='zaturre'/><category term='bebeklerde kabızlık'/><category term='kabakulak nedir'/><category term='atesli romatizma'/><category term='böcek alerjisi'/><category term='felc belirtileri'/><category term='prematüre bebek ev sağlığı'/><category term='kısırlık nedenleri'/><category term='kirazın faydaları'/><category term='bebeklerde inmemiş testis'/><category term='İdeal Kilo nasıl bilinir'/><category term='diyabetli hamilelik'/><category term='felc tedavisi'/><category term='Çocuklarda Mikrosefali hastalığı'/><category term='iştahısız çoçuğa ne yapılmalı'/><category term='Tranvanın tedavisi'/><category term='Sağlıklı Yaşam İçin Nelere dikkat etmeli'/><category term='kanser belirtileri'/><category term='bebeğin doğru uyuma suresi'/><category term='kanser nedenleri'/><category term='Beyin Tranvası'/><category term='cocuk biberon alışkanlığı'/><category term='sıcak neden carpar'/><category term='hepatit nedenleri'/><category term='ishal'/><category term='kronik ağrı nedir'/><category term='sağlıklı yaşam'/><category term='bebeklere masaj yapımı'/><category term='diş gelişim bozukluğu'/><category term='Kor pulmonale sağlık makaleleri'/><category term='basur tedavisi'/><category term='bebek masajının önemi'/><category term='cocuklarda uyarı eksikliği'/><category term='sac nedir'/><category term='gıda zehirlenmesi'/><category term='egzama'/><category term='nezle nedir'/><category term='vitamin zararları'/><category term='fizik tedavi'/><category term='lupus olusumu'/><category term='gut sağlık makaleleri'/><category term='vitilgo hastlığı'/><category term='baş neden doner'/><category term='diş bakımındaki kurallar'/><category term='kalp hastası ne yapmalı'/><category term='fıtık'/><category term='sivilce olusumu'/><category term='vitaminle ilgili saglık makaleleri'/><category term='sac dokulmesini engelleme'/><category term='tansiyon hangi sağlık srounlarına yol acar'/><category term='egzemanın tanımı'/><category term='sinozit'/><category term='varis nedir'/><category term='besin allerjisi'/><category term='inmemis testis sağlık makaleleri'/><category term='hepatit tedavisi sağlık makaleleri'/><category term='kanser sağlık makaleleri'/><category term='kepek'/><category term='deniz anası teması'/><category term='tetanoz nedir'/><category term='göz katarakı'/><category term='boğmaca olusumu'/><category term='hiper tansiyon sağlık makakeleri'/><category term='bademcik iltihabı belirtileri'/><category term='neden terleriz'/><category term='cinsel ilişkiye girememe'/><category term='prematüre bebeğe aşı yaptırma'/><category term='egzema nedir'/><category term='diyabed ve hamilelik'/><category term='Histerektomi tedavisi'/><category term='Cocuğum bişe yemiyor'/><category term='kulak temizleme'/><category term='Diş Çürümesini engelleme'/><category term='sasılık neder'/><category term='Beyin Tranvasının nedenler'/><category term='Diş İpi Kullanımı'/><category term='diyabed hamile'/><category term='domatesin faydaları'/><category term='biş bakımı nasıl olmalı'/><category term='yeni doğan sarılığı'/><category term='bebeğe nasıl masaj yapılmalı'/><category term='burun kanamasında ne yapılmalı'/><category term='cocuk tepki vermiyor'/><category term='migren'/><category term='kronik ağrılar'/><category term='sindirim sistemi'/><category term='Romatizma'/><category term='prematüre bebek bakımı'/><category term='burun kanaması'/><category term='katarak nedir'/><category term='cybh'/><category term='kalp ritmi'/><category term='Kilo Vermeyi Ne Engeller'/><category term='alerjini sebebleri'/><category term='diş fırcalama kuralları'/><category term='zaturre bulasırmı'/><category term='kasıntı nedenleri'/><category term='Sindirim'/><category term='agız kokusuna neden olan hastalıklar'/><category term='kekemelik'/><category term='depresyon tedavisi'/><category term='gut hastalığı hakkında bilgiler'/><category term='uykusuzluk'/><category term='basur neden olur'/><category term='Diş Çürümesi  nedir'/><category term='bayılma nedir'/><category term='Diş Eti Hastalıkları sorunları'/><category term='d vitamininin faydaları'/><category term='nezle'/><category term='vitilgo tedavisi'/><category term='terlemeden kurtulma yolu'/><category term='kolesterol neden olur'/><category term='Boyun fıtığında dikkat edilmesi gerekenler.boyun fıtığında yapılmamalı'/><category term='cocuğum cok iştahsız'/><category term='bas donmesi nedenleri'/><category term='plorezi sağlık makalelelri'/><category term='sasılık ile ilgili sağlık makaleleri'/><category term='kolesterol nedenleri'/><category term='göz ameliyatı'/><category term='adenom'/><category term='Terleme'/><category term='Diş nasıl fırçalanır'/><category term='prematüre bebek sağlığı'/><category term='kolesterolun zararları'/><category term='sıtma'/><category term='c vitamini faydaları'/><category term='bebekler dis cıkarırken napılır'/><category term='Cocuk atesşi dusurme'/><category term='bitkilerin yararları'/><category term='sindirim zehirlenmesi'/><category term='basur'/><category term='cocukğun iştahsız olma nedenleri'/><category term='meme kanseri'/><category term='ucuk sağlık makalesi'/><category term='cuzam hastalık belirtileri'/><category term='Ateşi dusurme'/><category term='erkekler neden idrar kacırır'/><category term='menenjit olsusumu'/><category term='Diş gelişimi'/><category term='cocuk neden konusamaz'/><category term='nezle tedavisi'/><category term='alerji'/><category term='Histerektomi'/><category term='baş donmesi'/><category term='guatr tedavisi'/><category term='romatizma nedir'/><category term='öksürük nasıl olur'/><category term='prematüre bebeğe nası aşı yaplır'/><category term='nasır tedavisi'/><category term='d vitaminin sağlığa faydaları'/><category term='bebek süt içmesi'/><category term='sinüzit'/><category term='pişik neden olur'/><category term='bebeğin anne sütü içmesi'/><category term='yanık cesitleri'/><category term='Asrım hastalığı'/><category term='zatürre'/><category term='elektirik yanıgı'/><category term='guatr'/><category term='zehirlenme saglık makakeleri'/><category term='hamilelik'/><category term='Diş Eti Hastalıklarından korunma'/><category term='kasıntı nedir'/><category term='egzema olusumu'/><category term='Cilt Temizliği nasıl yapılır'/><category term='varis tedavisi'/><category term='Histerektomi belirtileri'/><category term='uykunun sağlığa zararları'/><category term='brokoli'/><category term='bebeğe süt içirme yöntemleri'/><category term='çocuklarda hırıltı'/><category term='Akreğ sokması'/><category term='sünizit'/><category term='kolesterol değerleri'/><category term='kabakulak nasıl bulasır'/><category term='Sac'/><category term='Prematüre Bebekler ne zaman beslenmeli'/><category term='sedefin neednleri'/><category term='tansiyonla kolesterol'/><category term='grip asısı'/><category term='A vitamini'/><category term='tranva'/><category term='alerji nedir'/><category term='göz temizleme'/><category term='cilt ne ile temizlenmeli'/><category term='cilt temizleme töntemi'/><category term='cilt temizliğinde neye dikkat etmeli'/><category term='Diş Çürümesi  neden olur'/><category term='cüzam sağlık makalelleri'/><category term='konusma bozukluğu'/><category term='troid'/><category term='cocuk yemek yeme sorunu'/><category term='cocuğum kekeliyor ne yapmalıyım'/><category term='hepatitin sağlığa zararları'/><category term='Boyun Fığı nasıl olusur'/><category term='kabakulak tedavisi'/><category term='kızamık asısı'/><category term='Guatır'/><category term='anne sütü içerme yöntemleri'/><category term='opuk dikeni nedir'/><category term='anemi tedavisi'/><category term='koah sağlık makaleleri'/><category term='kulak bakımı'/><category term='öksürük belirtileri'/><category term='d vitamininin cocuk sağlığına faydaları'/><category term='meme kanseri nedenleri'/><category term='ucuk olusumu'/><category term='melanom nedir'/><category term='boğmaca belirtileri'/><category term='lupus tedavisi'/><category term='nasırdan korunmak'/><category term='güneş carpması'/><category term='sasılık tedavisi'/><category term='sac kepeği'/><category term='bira ve kısırlık'/><category term='Çocuklarda Mikrosefali'/><category term='bebeklerin alması gereken gıdalar'/><category term='menisküs'/><category term='kulan neden cınlar'/><category term='bas donmesinde ne yapılır'/><category term='kiraz ağrı dindirirmi'/><category term='Tırnak batması'/><category term='pişik tedavisi'/><category term='sinözit'/><category term='kekeme'/><category term='cocuklarda tepkisizlik'/><category term='kızamık gecirme'/><category term='Sivilce'/><category term='Bas arısı'/><category term='bebek ne kadar uyumalı'/><category term='şeker hastalığı'/><category term='prematüre bebek aşısı'/><category term='sigara bagimliligi.sigarandan kurtulma'/><category term='kepek sampuanları'/><category term='bademcik'/><category term='menapoz'/><category term='cillteki lekeler'/><category term='bebek emzirme'/><category term='seks isteksizliği'/><category term='Diş Eti Hastalıkları neden olur'/><category term='cocuğa nasıl disiplin verilir'/><category term='cocuklarada kalp'/><category term='dolama hastalıgı hakkında bilgiler'/><category term='Prematüre Bebekler ne ile bebek ne ile beslenmeli'/><category term='egzamanın tedavi yolları'/><category term='su ciceği nedenleri'/><category term='epilepsi nöbetleri'/><category term='erkeklerde idrar kacırma'/><category term='nasır olusumu'/><category term='damla hastalığı'/><category term='aneminin sebepleri'/><category term='Gut'/><category term='zehilenme'/><category term='baş neden agırır'/><category term='sac cıkarma'/><category term='guatr nedenleri'/><category term='domatesin kalbe faydası'/><category term='A vitaminin yaraları'/><category term='nabız atışı'/><category term='fıtık nedir'/><category term='bacemcik iltihabı'/><category term='gastirit tedavisi'/><category term='diş bozukluğu'/><category term='ulserin nedeni'/><category term='depresyon olusumu'/><category term='diş fırcalama sekli'/><category term='boğmaca tedavisi'/><category term='bel fıtığı nedir'/><category term='fıtık emeliyatı'/><category term='bebeği fincanla neye dikkat etmeli'/><category term='vitamin faydaları'/><category term='öksürük nasıl geçer'/><category term='Diş İpi Kullanırken neye dikkat etmeli'/><category term='kan kanserinin nedenleri'/><category term='Kor pulmonale olusumu'/><category term='kulak cınlaması'/><category term='grip ve sağlık'/><category term='tümor'/><category term='hemortoid'/><category term='iciki icme'/><category term='tonsilit'/><category term='panik atak'/><category term='bebekler fincanla nasıl beslenir'/><category term='kiraz'/><category term='Histerektomi nedir'/><category term='Prematüre Bebekleri Besleme nasıl beslenmeli'/><category term='sasılık olsumu'/><category term='zature nasıl tedavi edilir'/><category term='vitilgo belirtileri'/><category term='prostat kimlerde gorulur'/><category term='ucuk belirtileri'/><category term='alerji ceşitleri'/><category term='bebek hangi yaşta ne yemeli'/><category term='yüz bakımı'/><category term='tansiyonun sağlığa zararları'/><category term='uykusuzluk sebepleri'/><category term='kramp nedir.kramp neden girer'/><category term='biranın zararları'/><category term='yüksek tansiyon sağlık makaleleri'/><category term='grip'/><category term='vitamin eksikliği'/><category term='kiraz ve aspirin'/><category term='bebeği fincandan beslme'/><category term='topuk sağlık makaleleri'/><category term='cocuklarda normal kalp atısı'/><category term='agız kokusu nedenleri'/><category term='sağlıklı olmak için öneriler'/><category term='Varis'/><category term='cocuklarda kekemelik var ne yapmalıyım'/><category term='kasıntının tedavisi'/><category term='C vitamini'/><category term='Beyin Tümorleri'/><category term='sinüzitten korunma'/><category term='prematüre bebek'/><category term='cinsel ilşkiye neden girmek istemiyorum'/><category term='sıtmadan korunma'/><category term='bebek nasıl uyur'/><category term='melanomdan korunma'/><category term='Bebekler Ne Yemeli'/><category term='tümor nedir'/><category term='bayılana ne yapılır'/><category term='Prematüre bebeklerin aşıları ne zaman başlanır'/><category term='meme kanseri evreleri'/><category term='tümor nerlerde olur'/><category term='sampuanlar'/><category term='kulak cınlama nedenleri'/><category term='saclarda kepek'/><category term='hepatit tedavisi'/><category term='tümor belirtileri'/><category term='prematüre bebek hastalıkları'/><category term='Kalbin normal ritmi'/><category term='titremeli felc nedenleri'/><category term='hırıştı belirtileri'/><category term='günes carpmasından korunma'/><category term='yüz temizleme nasıl yapılır'/><category term='alkolun zararları'/><category term='bel fıtığı'/><category term='akne'/><category term='bebeğim tepki vermior'/><category term='pişik nasıl engellenir'/><category term='solunum zehirlenmesi'/><category term='Alzheimer'/><category term='menisküs tedavisi'/><category term='bebek masajının faydaları'/><category term='Çarpışık Dişler ve Tedavisi ne kadar'/><category term='cocuğum neden yaramaz'/><category term='tırnak mantarı'/><category term='sıtma tedavisi'/><category term='domuz gribi felaketi'/><category term='hırıltı tedavisi'/><category term='cuzam hastalığı neden olur'/><category term='gözde katarak sorunu'/><category term='cocuklarda konusma bozukluğu'/><category term='inmemişs testis cocuk olurmu'/><category term='boğmaca nedir'/><category term='kızamıkcık'/><category term='bayılma'/><category term='dişin gelişmemesi'/><category term='kulak nasıl temizlenmeli'/><category term='diyabed'/><category term='öksürük tedavi'/><category term='gunes carpmasında neler yapılmalı'/><category term='tpouk hastalıkları'/><category term='Çocuklarda Mikrosefali belirtileri'/><category term='inmemiş testis belirtileri'/><category term='Diş İpi Kullanımı şekli'/><category term='sigara'/><category term='Anemi nedir'/><category term='KRONİK BRONŞİTLİ KOAH'/><category term='cocuğum cok yaramaz'/><category term='a vitaminin sağlıka faydaları'/><category term='meme kanser tedavisi'/><category term='Agız kokusu'/><category term='kuru öksürük'/><category term='sex isteksizliği'/><category term='sağlıklı olmak'/><category term='kekemelik engelleme'/><category term='Deri kanseri'/><category term='topğuma iyne batması gibi'/><category term='sivilce neden olur'/><category term='sivilce ilacları'/><category term='cocuk hırıltısı'/><category term='göz nasıl temizlenir'/><category term='kramp'/><category term='konusmak'/><category term='graves hastalığı'/><category term='Çocuklarda Mikrosefali nasıl düzelir'/><category term='sıtma nasıl olur'/><category term='variste dikkat edilmesi gereken'/><category term='doğru biberon ölçüsü'/><category term='Diş neden çürür'/><category term='dolama'/><category term='bademcigin sağlığa faydaları'/><category term='Diş İpi Kullanımı faydaları'/><category term='cocuğa yemek yedirme yöntemleri'/><category term='bira'/><category term='kronik ağrı tedavisi'/><category term='ergenlik nedir'/><category term='sac neden dokulur'/><category term='cocuğun disiplin alması'/><category term='kanserin sağlığa zararları'/><category term='Bebek Masajı Nedir ve Nasıl Yapılır'/><category term='prostat kanseri'/><category term='Sağlıklı Yaşam İçin Ne yemeli'/><category term='Çarpışık Dişler ve Tedavisi'/><category term='cocuklarda inmemis testis'/><category term='domuz gribi turkiyede varmı'/><category term='alkol kullanımı'/><category term='ülser olusumu'/><category term='dolama hastalığı'/><category term='prostat nedir'/><category term='menenjitin tehlikesi'/><category term='Kor pulmonale hakkında bilgiler'/><category term='hazımsızlık'/><category term='yuksek tansiyon'/><category term='arı sokması'/><category term='dolama hastalığı neden olur'/><category term='bel fıtığı olusumu'/><category term='epilepsi nedir'/><category term='vitilgo sağlık makaleleri'/><category term='kronik ağrı belirtileri'/><category term='koah tanısı'/><category term='ucuk neden olur'/><category term='cinsel ilişkiye girmek istemiyorum neden'/><category term='cocuklarda kekemelik'/><category term='hiper tansiyon'/><category term='Sağlıklı Yaşam İçin Ne Yapılmalı'/><category term='kepekten kurtulma'/><category term='emzirmenin annye faydası'/><category term='bebeklerde pişik'/><category term='bebek gıdaları'/><category term='Plörezinin belirtileri'/><category term='sac nasıl dokulur'/><category term='sıcak carpmasında ne yapılır'/><category term='hapatit sarılık ilişkisi'/><category term='lösemi'/><category term='cuzam hastalığı'/><category term='sasılık belirtileri'/><category term='cocuk iştahsızlığı çözümü'/><category term='tetanoz nasıl olur'/><category term='erkek idrar kacırma tedavisi'/><category term='troid kanseri'/><category term='Şeker Hastasının Hamile Kalması'/><category term='meme'/><category term='fıtık neden olur'/><category term='balgamlı öksürük'/><category term='cocuklarda kekemelik çözümleri'/><category term='diş fırçalama teknikleri'/><category term='sağlıklı olmak için ne yapmalı'/><category term='siaraya nasıl bagimli olunur'/><category term='Prematüre Bebekleri Besleme'/><category term='prostat kanser tedavisi'/><category term='Su ciceği'/><category term='gastirir baslangıcı'/><category term='Ülser'/><category term='alzheimerde gorulenler'/><category term='prematüre bebeğe nasıl bakılır'/><category term='plorezi hastalığı plorezi nedenleri'/><category term='cocuklarda kalp yetmezilgi'/><category term='ayal mantar tedavi yolu'/><category term='dıskılama zorluğu'/><category term='egzema kimlerde olur'/><category term='hepatit belirtileri'/><category term='bebeklerde ishal'/><category term='ucuk tedavisi'/><category term='cocuk disipli'/><category term='Histerektomi kadın hastalığı'/><category term='bebek masajı nasıl yapılır'/><category term='egzama nedir'/><category term='iştahsızlık çöüzümü'/><category term='biberonla besleme'/><category term='yaşa gore kalp atısı'/><category term='cilt alerjisi'/><category term='kilo verememe nedenleri'/><category term='bebeğin normal uyuma suresi'/><category term='dişi fırcalarken neye dikkat etmeli'/><category term='bebeklerin uyuması'/><category term='astım krizi'/><category term='depresyon'/><category term='Nasır'/><category term='titremeli felc'/><category term='sıtmaya karsı onlemler'/><category term='menapoz baslangıcı'/><category term='diyabed belirtileri'/><category term='kafa agrısı'/><category term='tırnak batma tedavisi'/><category term='astım krizi nedenleri'/><category term='Çarpışık Diş nedenleri'/><category term='bas donmesini tetikleyen'/><category term='cinsel hastalıklar neden olur'/><title type='text'>Saglığını Dusunen Herkez İcin  Makaleler</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>154</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-9113913595529605920</id><published>2011-11-21T14:46:00.000-08:00</published><updated>2011-11-21T14:48:21.862-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öksürük nasıl geçer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öksürük belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='balgamlı öksürük'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öksürük tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öksürük nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='öksürük nasıl olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kuru öksürük'/><title type='text'>öksürük</title><content type='html'>Solunum yollarına giren yabancı maddeleri ya da içeride oluşan bronş salgısı,  kan,  balgam gibi patolojik maddeleri dışarıya atmak için bir refleks biçiminde ortaya çıkar.  Şiddetli bir soluk vermeyle birlikte gırtlağın kapanmasını sağlayan ses tellerinin kasılmasıyla oluşur.  Göğüs kaslarının bu sıradaki ani kasılmasına karın kasları da eşlik eder. Soluk borusunun içindeki basıncın yükselmesi gırtlağı açılmaya zorlar ve zorlanan gırtlaktaki ses tellerinin titreşimi tipik öksürük sesinin çıkmasına yol açar.  Öksürük solunum yollarının herhangi bir bölümünün uyarılmasıyla gelişen bir refleks değildir.&lt;br /&gt;• Kuru öksürük:&lt;br /&gt;Öksürük sesi yalnızca ses tellerinin titreşimiyle oluşur.  Hasta balgam çıkarmaz.  Bu tip öksürük genellikle şu durumlarda görülür:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a) Balgam oluşturmayan -gırtlak,  soluk borusu ve bronş iltihaplarında;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b) Plörezi gibi akciğer zan hastalıklarında.&lt;br /&gt;Veremin başlangıç döneminde görülen kesik öksürük de bir tür kuru öksürüktür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Balgamlı öksürük:&lt;br /&gt;Ses tellerinin gerilmesiyle ortaya çıkan sese balgam parçacıklarının solunum yolları boyunca hareketiyle oluşan sesler de eklenir.  Değişik miktarlarda da olsa balgam her zaman vardır,  ama hastanın küçük çocuk,  yaşlı vb. olması gibi durumlarda öksürükle dışarı çıkarılamaz,  yutularak mideye gider.  Öksürüğün kuru ve balgamlı olmak üzere başlıca iki tipi vardır.  Ama öksürük bunlardan farklı olarakta ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Nöbet halinde öksürük:&lt;br /&gt;Derin ve gürültülü bir soluk almayla kesilen,  arka arkaya şiddetli öksürüklerden oîuşur.  Tipik olarak boğmacada görülür,  ama bronş mukozasının zedelendiği durumlarda ya da solunum yollarına yabancı cisimler kaçtığında da ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Havlar gibi öksürük:&lt;br /&gt;Kuru ve hastanın sesi kısıktır.  Larenjit,  difteri vb. hastalıklara bağlı ses telleri iltihabında,  özellikle de küçük çocuklarda akut gırtlak-soluk borusu-bronş iltihabında görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• İki tonlu öksürük:&lt;br /&gt;Farklı tonlarda iki sesin birleşmesiyle ortaya çıkar.  Seslerin biri gırtlakta ses telleri düzeyinde,  öbürü daha aşağıda, soluk borusu ve bronşlarda oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kuru, kısık öksürük:&lt;br /&gt;Yüksek sesli bir öksürük değildir,  ama çok rahatsızlık verir.  Gırtlakta tümör ya da verem gibi ses tellerinin ağır lezyonlarmda görülür.  Daha önce de açıklandığı gibi öksürüğün kuru ve balgamlı olmak üzere başlıca iki tipi vardır.  Ama öksürük bunlardan başka bazı özel biçimlerde de ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öksürük Nasıl Geçer?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öksürüğün tedavisi bağlı olduğu hastalığa yönelik olmalıdır.  Kuru öksürük,  hava kirliliği veya sigara gibi tahriş nedenleri ortadan kaldırıldığı zaman çoğunlukla kesilir.  Güzel bir havalandırma ve havanın nemlendirilmesiyle birlikte  öksürük büyük oranda azalır.&lt;br /&gt;Enfeksiyon kapılmış ise bu öksürük,  antibiyotiklerle tedavi edilmelidir.  Enfeksi­yonlardan kaynaklanan öksürükler, mikropların akciğerlerde birikmemesi için, kesilmeyip aksine desteklenir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-9113913595529605920?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/9113913595529605920/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/oksuruk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/9113913595529605920'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/9113913595529605920'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/oksuruk.html' title='öksürük'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-3122188751721407027</id><published>2011-11-17T11:52:00.000-08:00</published><updated>2011-11-17T11:54:15.947-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı olmak için öneriler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı olmak için ne yapmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı yaşam'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı olmak'/><title type='text'>sağlıklı olmak için öneriler</title><content type='html'>1. Boynunuzu rahatlatın.&lt;br /&gt;Her gün boynunuzu rahatlatan egzersizler yapmayı ihmal etmeyin. Kronik baş ağrılarının büyük bölümünün nedeni, boynun üst kısmındaki sinirlerde, çok oturmaktan kaynaklanan zedelenmelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Asitli içecek yasak.&lt;br /&gt;Bu tür içeceklerin içindeki asitler, diş minelerinin zayıflamasına neden olur. Bu soruna en çok çocuklarda rastlanır. Meyve sularında da belirli miktarda asit bulunduğundan, onları da biraz sulandırarak içmek gerekir. Aslında en iyisi, su içmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Kalbinizi iyi koruyun.&lt;br /&gt;Kalbinizi kontrol ederek, size ne tür ipuçları verdiğini anlamaya çalışın. Her zaman yaptığınız egzersizlerin sonunda, ya da işyerinizdeyken göğsünüzde rahatsız edici bir ağrı oluyorsa, bir doktora görünmenin vakti gelmiş demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Hazır yemeklerin keyfini çıkarın.&lt;br /&gt;Birçok insan, aşırı yağlı oldukları için fast-food'dan uzak durur. Oysa, çok yağlı olmadığı sürece, bu tür yemeklerin arasında da sağlığınız için faydalı olanları vardır. Hint ve Çin yemeklerini deneyebilirsiniz örneğin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Ayaklarınıza önem verin.&lt;br /&gt;Her akşam, ayak parmaklarınızı içe doğru kıvırın ve evin içinde bu şekilde on dakika boyunca yürüyün. Bu egzersiz, dengenizi mükemmelleştirmek ve ayak bileklerinizdeki ağrılardan kurtulmak için idealdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Sebze yeyin.&lt;br /&gt;Kanserden korunmak için, selenyum yönünden zengin besinleri daha çok tüketin. Selenyum, kanserin en önemli düşmanlarından biridir ve en çok koyu yeşil, lifli sebzelerde bulunur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Yüzün. Yüzmeye başlamak için hiçbir zaman geç değildir. Yüzme, vücudunuzdaki tüm kasları çalıştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Balık yeyin.&lt;br /&gt;Haftada en az iki kez uskumru, sardalya ve somon gibi derin deniz balıkları yiyin. Balık yağında bulunan omega 3 adlı asit, neredeyse bütün hastalıklara iyi gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Ölçülü için.&lt;br /&gt;Alkol alırken dikkatli olun. Üst üste içmektense, zaman zaman birkaç kadeh hafif içkilerle midenizin rahatlamasına izin verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Uykunuza dikkat edin.&lt;br /&gt;Her gece sekiz saat uyumaya çalışın. Geç yatmak zorunda kaldığınız gecelerde ise alkol almamaya dikkat edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. Temizlik maddelerinizi yenileyin.&lt;br /&gt;İçinde birçok zararlı kimyasal madde bulunan çamaşır suyu gibi temizlik maddelerinizi seçerken dikkat edin. İçinde çok fazla kimyasal bulunan maddeler, çocuk astımına davetiye çıkarmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. Kulakları temizlerken dikkat edin.&lt;br /&gt;Kulak çubuklarıyla yapılan temizlikte dikkatli olmak gerekiyor. Dikkatsiz bir temizlik sırasında kulak zarına hasar verilmesi hiç de az rastlanan bir durum değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Spor yaparken sakatlanmayın.&lt;br /&gt;Spor yaparken, önemli olanın çok çalışmaktan ziyade akıllıca çalışmak olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Birçok insan aşırı yorucu egzersizler yaparak sakatlıklara davetiye çıkarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. Yaşınız konusunda dürüst olun.&lt;br /&gt;Kaç yaşında olursanız olun, o yaşın tadını çıkarmaya bakın. Kendinizi sosyal ortamlardan dışlamayın. +&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Zührevi hastalık testi yaptırın.&lt;br /&gt;Bir tür zührevi hastalık olan chlamydia (en önemli belirtisi, idrar yollarındaki kaşıntı hissidir), şu an tüm yetişkinlerin yüzde 4'ünün başını ağrıtıyor. Tedavisi son derece kolaydır; ama tedavi edilmezse, daha ciddi sorunlara dönüşebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Gözlerinize iyi bakın.&lt;br /&gt;Gözler, en kolay mikrop kapan organlarımızdandır. Gözlerinizi ovuşturmadan önce ellerinizi yıkamayı unutmayın. Kullandığınız havlunun temiz olmasına da dikkat edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. Kahvaltısız olmaz.&lt;br /&gt;Kahvaltı, günün en önemli öğünüdür. Sabah saatlerinde bol vitaminli yiyecekler yemeye özen gösterin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Duyguları bastırmayın.&lt;br /&gt;Ağlamak bir zayıflık işareti değildir. Kendinizi boş yere sıkarak, çeşitli psikolojik rahatsızlıklara davetiye çıkarmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Gölgeden yürüyün.&lt;br /&gt;Güneşin güçlü ışıklarına doğrudan maruz kalmak cildinize zarar verecektir.Yaz aylarında özellikle dikkatli olun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. Kemik sağlığına önem verin.&lt;br /&gt;Kemik erimesi, 50 yaşını geçmiş kadınların üçte birini etkiliyor. Bunu önlemek için kilonuza dikkat edin ve egzersiz yapın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21. Dik yürüyün. Yürürken ve otururken sırtınızın dik durmasına dikkat etmek çok önemlidir. Bu sayede, sırt ve bel ağrılarının önüne geçmiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22. Sporu abartmayın.&lt;br /&gt;Birçok insan, düzgün bir vücuda sahip olma hayaliyle spora birdenbire yüklenip sakatlanıyor. Vücudunuzun, yaptığınız spora alışması için ona zaman tanıyın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23. Su için.&lt;br /&gt;Vücudunuzdaki sıvı miktarının doğru seviyede kalması gerekir. Her gün en az iki litre su için. Böylece fazla kiloların bedeninize yerleşmesini de önlemiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. C vitamini alın.&lt;br /&gt;Günün büyük bölümünü çalışarak geçirenler daha fazla C vitamini alarak yorgunlukla savaşabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25. Doktorunuza karşı dürüst olun.&lt;br /&gt;Herhangi bir rahatsızlık nedeniyle doktora gittiğinizde, canınızı sıkan rahatsızlık her neyse doktorunuza doğrudan söylemekten çekinmeyin. Doktorunuzun, hastalıkların ne olduğunu anlaması için kesin belirtilere ihtiyaç duyduğunu ve zihninizi okuyamayacağını aklınızdan çıkarmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. Sigarayı bırakın.&lt;br /&gt;Sigara, birçok kanser çeşidinin ana sebeplerinden biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Başınızı kuma gömmeyin.&lt;br /&gt;45 yaşının üstündeki erkeklerin mutlaka prostat kontrolünden geçmesi gerektiğini unutmayın. Prostat kanserinin tedavisi, eğer hastalık erken bir evrede teşhis edilmişse, son derece kolaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. İnançlı olun.&lt;br /&gt;Ruhsal yönünüzü geliştirmek, kendinizi daha güvende ve rahatlamış hissetmeniz açısından önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. Dans edin.&lt;br /&gt;Dans etmek, en eğlenceli egzersizlerden biridir. Müzik ve ritm vücudunuzun diri kalmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. Kalbiniz için yürüş yapın.&lt;br /&gt;Her hafta en az beş kez, 30-40 dakikalık yürüyüşler yapın. Yürüyüş, kalp sağlığı için çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31. Ceviz yeyin.&lt;br /&gt;Daha sağlıklı ve uzun bir yaşam için her gün ceviz yeyin. Araştırmalar, düzenli olarak ceviz yemenin, insan ömrünü 10 yıla kadar uzattığını gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32. Merdiven kullanın.&lt;br /&gt;Asansör yerine merdivenleri kullanmayı tercih edin. Merdiven çıkmak, ideal bir kardiyovasküler egzersizidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33. Yaratıcı yönünüzü öne çıkarın.&lt;br /&gt;Birçok yetişkin, gündelik hayat içerisinde yaratıcılıklarını kullanamamaktan yakınır. Yaratıcı yönünüzü keşfetmek için zaman ayırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34. Uzaklaşın.&lt;br /&gt;Zaman zaman gündelik sorunlardan uzaklaşmak iyi bir fikirdir. Kendinize sessiz bir ortam yaratın, televizyonu kapatın ve sessizliğin keyfini çıkarın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35. Şarkı söyleyin.&lt;br /&gt;Şarkı söylemeye başlamak için hiçbir zaman geç değildir. Araştırmalar, şarkı söylemenin endorfin hormonunu arttırdığını gösteriyor, unutmayın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-3122188751721407027?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/3122188751721407027/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/saglkl-olmak-icin-oneriler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3122188751721407027'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3122188751721407027'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/saglkl-olmak-icin-oneriler.html' title='sağlıklı olmak için öneriler'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-3342943768011478991</id><published>2011-11-13T04:27:00.001-08:00</published><updated>2011-11-13T04:28:21.810-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuk neden hırıltar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuk hırıltısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklarda hırıltı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hırıştı belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hırıltı tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hırıltının sebebleri'/><title type='text'>Cocuklarda Hırılıtı Olusumu</title><content type='html'>Çocuklarda hırıltının bu kadar sık görülmesinin en önemli nedenileri hava yolları kıkırdaklarının daha yumuşak ve büyüklere göre çapının çok daha dar olmasıdır. Bu darlığa enfeksiyon veya alerji eklenince, kanal çok daralarak, nefes alırken ve veririken havanın zorlanarak geçmesine neden olmaktadır. Bronşiol da enfeksiyona bağlı bir balgam artışı da olacağından zorlanarak giren çıkan hava ıslık sesine benzer bir sesin çıkmasına neden olmakta, balgamı yerinden oynatmakta (bir bakıma fokurdatmakta) ve bu kulağımıza hırıltı ya da hışıltı olarak gelmektedir. Tabi ki bu arada zor giren ve çıkan hava oksijen alımını azaltacağı için beyin tarafından idare edilen bir mekanizma ile çocuk otomatik olarak daha sık nefes almak isteyecek ve bu da sık soluma olarak gözlenecektir.Anne ve babalar bu nedenle hırltılı nefes alma duyduklarında çocuklarının sık nefes aldığını tarif ederler. Ayrıca karnının sık sık inip kalktığı, sanki çocuk karnından soluyor gibi göründüğü de gözlemlenir. Ancak her ne olursa olsun hırıltılı nefes alıp veren bir çocukta balgam artışı, iltihap, bronşlarda kasılma ya da yabancı cisim gibi bronşları daraltarak hava geçişini engelleyen bir durum vardır.Hırıltı ve nefes darlığı nasıl farkedilir ?· Birinci olarak nefes sayısı artar.· Çocuk öncelikle daha çok hava ve oksijen alabilmek için burun kanatlarını açar. Bu çocuklarda her nefes almada burun kanatlarında açılma ve oynamalar görülür. Normal şartlarda nefes alma zorluğu ve hırıltının olmadığı durumlarda burun kanatları nefese katılmaz.· Aynı zamanda çocuk daha güçlü nefes almak için solunum kasları dediğimiz diyafram, göğüs kasları, boyun kasları vb. daha güçlü ve hızlı kasar. Bunun sonucunda o kasların olduğu yerlerde göğüs içine doğru bir çekilme olur. Alınan ve verilen nefesdeki havanın asıl zorlanması nefes verirken olur. Bunun nedeni nefes kaslarının bu dönemde daha az çalışmasıdır. Bu nedenle hırıltı daha çok nefes verirken olur. Bunu anne tarafından cızıltı şeklinde, ağzından gelen nargile sesi şeklinde, göğsü elleyince kedi mırıltısı şeklinde olabilir.· Bazen ise horultu şeklinde olabilir. Ancak yukarıda belirtildiği gibi bazen üst solunum yolu kaynaklı sesler de hırıltı ile karışabilir. Bu nedenle özellikle küçük bebek ve çocuklarda iyi bir üst solunum yolu ve akciğer muayenesi yapmak gerekir. Dikkatli bir çocuk doktoru solunum sayınsında artışı, bahsedilen çekilmeleri, akciğeri dinleyince kulaklıktan gelen ıslık sesini (sibilans denir) fark edebilir. Yalnızca bebeklerde eğer özellikle huzursuza solunum seslerini değerlendirmek zor olabilir.Çocuklarda hırıltılı nedenleri nelerdir?Çocuklarda bronş daralmasına akciğerin bir bölümünü ya da tüm bronşları ilgilendiren daralmalar hırıltı yapabilir. Bu neden genellikle bronşun içinden kaynaklanan mikrobik olan ya da olmayan iltihabi nedenlerdir. Bunların başında çocuklarda en sık 6 ay ile 3 yaş arasında görülen bronşiolit gelir. Küçük çaplı bronşların sıklıkla virüsler tarafından iltihabıdır. Çocukların yaklaşık %10′u ilk 3 yaşta en az bir kez bronşiolit geçirir. Bunlardan yaklaşık %30’u bir kez daha geçirir. Bu çocuklarda önce virüsün yaptığı üst solunum yolu enfeksiyonu olan nezle ve grip bulguları görülür arkasından sıkışarak hırıltılı nefes alıp vermeleri gözlenir. Ayrıca bronşiolit geçiren çocukların enfeksiyon etkeni virüse karşı aşırı bağışıklık yanıtı verdiği ya da aksine az bağışık yanıt verdiği için etkenin uzun süre bronşiolde kaldığı iddia edilmektedir. Ancak bu çocukların ailesel bir alerjik hastalık yatkınlığı da olabilir. Erken çocukluk döneminde bu saptanamayabilir.Gözde tutulması gereken bir ayrıntı yapılan çalışmalarda astımın ilk bulgusunun %70 oranında ilk 5 yaşta başladığıdır. Yani bu geçirilen bronşiolit astımın ilk atağı da olabilir. Yineleyen bronşiolit tablosu bu 3 neden açısından riskin olduğunu gösterir. Ancak yineleyen bronşiolit veya hırıltılı solunum yakınmasının olduğu durumlarda bu 3 ana neden yanında kistik fibrozis gibi doğuştan gelen akciğer hastalıkları, doğumsal akciğer anomalileri, mideden yemek borusuna oradan da akciğere olan kaçakların olduğu (gastroözafageal reflü) diğer bir çok hastalık da ayırt edilmelidir.Solunum sisteminin üst kısımdaki ağız – burundan başlayarak en alt kısımdaki küçük bronşlara kadar olan seviyelerde enfeksiyonlar dışında bu yolu daraltan doğumsl anatomik bozukluklarda solunum sıkıntısı ve hırıltıya sebep olabilir. Vasküler halkalar, trakosöfageal fistül, kistik higroma, göğüs duvarı yumuşaklığı, bronşiyal kistler laringeal web, laringeal kist ve vokal kord parezileri örnek verilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-3342943768011478991?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/3342943768011478991/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/cocuklarda-hrlt-olusumu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3342943768011478991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3342943768011478991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/cocuklarda-hrlt-olusumu.html' title='Cocuklarda Hırılıtı Olusumu'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-5737945546116625919</id><published>2011-11-13T04:22:00.000-08:00</published><updated>2011-11-13T04:23:47.486-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek ne ile beslenir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerin alması gereken gıdalar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebeklerin besinleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebekler Ne Yemeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek hangi yaşta ne yemeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek gıdaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek besleme'/><title type='text'>Bebekler Ne Yemeli</title><content type='html'>DEĞİŞİK TATLARI DÖRT AYDAN ÖNCE ÖĞRENMESİN!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pek çok anne-baba, özellikle büyükannelerin baskısıyla bebeklerine elma, armut, sebze suları yalatarak tatları ‘öğretmeye’ çalışıyor. Özellikle üç aydan sonra bebeklerin net görüş mesafesi uzuyor. Yemek yerken anne babasının elindeki çatalı takip ediyor, yemeği ağzına götürdüğünde yalanıyor. Bunun üzerine ebeveynler de ‘canı çekti’ diyerek yemek sularından bebeğe tattırıyor. Birkaç damla taze fasulye, bamya suyu ya da elmanın zararı yok ama bebek o lezzetli tatları hafızasına kaydediyor ve ileriki aylarda kendisine yapılan sebze püreleri (salçasız, tuzsuz ve yavan) ona lezzetsiz geliyor. Bu yüzden de kafasını çeviriyor, yemek istemiyor. Böylece anne-babalar bebeklerini kendi elleriyle iştahsızlaştırıyor.&lt;br /&gt;ANNE SÜTÜ YETMİYORSA…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört aydan küçük bebeklere ek gıda vermek gerekirse, sadece biberon maması verilmeli. Çünkü dört aydan küçük bebeklerin bağırsak ve pankreasında ek gıdaları sindirecek enzimler henüz olgunlaşmıyor. Verdiğiniz zaman severek yese bile, bebeğiniz hangi ayda neyi yemesi gerektiğini bilmiyor. Şalgam suyu veya çiğ köfteyi ve hatta kolayı da sevebilir ama onun için doğruyu biliyorsunuz. Bunu uygulamak sizin elinizde…&lt;br /&gt;KRİTİK GEÇİŞ DÖNEMİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-6 ayda ne verilmeli?&lt;br /&gt;İşte burada bazı kritik kararlar vermek gerekiyor. Aslında ilk verilebilecekler meyve suları… Ancak meyve sularının lezzetini alan bebekleri sebze püresine alıştırmak zor olabiliyor. Bu yüzden, bebeğinizi 4.5-5 ay aralığına kadar kaşık maması ile destekleyip, bu aralıkta sebze püresine başlayabilirsiniz. Sebze püresine alışır alışmaz meyveleri ekleyebilirsiniz. Bu sayede minikler hem sebzenin lezzetsiz, yavan olabilecek tadını daha kolay kabulleniyor hem de her şeye daha kolay alışıyor.&lt;br /&gt;Ne gibi zorluklarla karşılaşabilirsiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört aylık olana kadar bebekler kaşıkla ağızlarına verileni refleks olarak dilleri ile iterler. Bazı bebeklerde ise bu refleks dört aydan sonra da devam eder ve kaşıkla verileni ittiği için anneler de bebeğin o gıdayı sevmediğini düşünür. Oysa bu, bebeğin devam eden bir refleksi olabilir. Bu durumda bir süre daha (bebek biraz daha olgunlaşana kadar, mesela 7-10 gün) biberonla beslenmeye devam edilebilir. Bebeğin ağız tadının bizim beklediğimizden farklı olması da karşılaşılabilecek ikinci sorun. Yani bebeğinizin kabağı mı, havucu mu, bamyayı mı seveceğini önceden kim bilebilir? Dolayısıyla denemelerle bebeğinizin neyi daha çok sevdiğini yakalamanız mümkün. Peki ya çok severse o zaman hızla artıracak mıyız? Hayır! Az başlayıp yavaş yavaş arttırma kuralını uygulayacağız.&lt;br /&gt;DOKUZ AYLIKKEN EV YEMEĞİNE GEÇİŞ TEKNİĞİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğiniz 9-10 aylık olduktan sonra ev yemeklerinden vermeye başlayabilirsiniz. Bebeklerin bu aylarda annebabanın yediklerini yemeye hevesleri oluyor. Onun bu zaafından yararlanabilirsiniz. Ancak ev yemekleri, kültürden kültüre değişen tatlarda pişiriliyor. Örneğin Güneydoğu mutfağı ağır baharatlı ve yağlı yemeklere sahip. Elbette bebeğinize dokuz aylıkken çiğ köfte veya acılı patlıcan dolması veremezsiniz. Ancak yemekleri pişirirken baharat ve tuz katma anında 1-2 kepçe ayırarak bebeğiniz için onu pişirmeye devam eder, kendinizinkine tuz, yağ ve baharat ekleyebilirsiniz. Dış görünüşü ile sizin yemeğinizin aynısı olan bu yemeğe heveslendiğinde bu zaafını kullanarak ev yemeklerine alıştırabilirsiniz. Ev yemeğini, mesela kereviz veya pırasayı çiğneyemeyen bir bebek için çatalla ezme öneriliyor. Mümkün olduğu kadar rondodan geçirmeden, ezerek yemeye alıştırmaya çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAŞASIN BEBEĞİM BİR YAŞINDA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bir yaşından sonra verilmemesi gerekenleri saymak daha kolay:&lt;br /&gt;Kafeinli içecekler, asitli içecekler, şeker ve çikolatalı abur cuburlar ile ciğer dışında hiçbir sakatat ve şarküteri ürünü verilmemeli. Bir yaşından sonra çatal-kaşık kullanma alıştırmaları yapılmalı. Ailenin diğer fertleriyle birlikte sofrada oturan çocuğun ayrı tabağı olmalı, neyi ne kadar tükettiğine dikkat edilmeli.&lt;br /&gt;Bu yaş grubunda yeterli enerji ve protein almaları için her besin grubundan dengeli almaları gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Protein, yağ ve karbonhidrat ihtiyaçlarını karşılayan besin grupları beş ana başlığa ayrılıyor:&lt;br /&gt;Et, yumurta ve baklagiller: Protein, demir ve çinko kaynağı.&lt;br /&gt;Süt grubu: Süt, yoğurt, peynir; protein ve kalsiyum kaynağı.&lt;br /&gt;Tahıllar: Ekmek, makarna, bulgur, pilav, erişte, patates; kompleks karbonhidrat kaynağı.&lt;br /&gt;Sebze ve meyveler: Lif, posa, C vitamini ve fruktoz (bir meyve şekeri) kaynağı. Yağlar: Her tür bitkisel ve hayvansal yağ bu grupta yer alıyor. Karbonhidratlardan iki kat fazla enerji sağlıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki yaşından önce vermeyin!&lt;br /&gt;● Çiğ veya az pişmiş yumurta&lt;br /&gt;● Çiğ yumurta ile yapılan gıdalar: Başta mayonez!&lt;br /&gt;● Midye&lt;br /&gt;● Taze peynir: Pastörize süt kullanılmadan yapılan peynirler Çiğ veya az pişmiş yumurta&lt;br /&gt;PRATİK ÖNERİLER&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;● İlk günlerde tek çeşit başlayın ki, bebeğinizin bağırsakları birkaç yeni gıda ile birden ilgilenmek zorunda kalmasın. Ayrıca birkaç çeşit birden başlanırsa ortaya çıkan yan etkilerin hangi gıdaya bağlı olduğunu ayırt edemezsiniz. Yani her 2-3 günde bir tek çeşit verin. İkinci çeşidi, ilkine alıştıktan sonra verin.&lt;br /&gt;● İlk ek gıdaların miktarı çok az olup yavaş yavaş artırılıyor. Örnek: Sebze püresi birinci gün 1-2 tatlı kaşığı ile başlanır. İkinci gün 3-4 çorba kaşığı, üçüncü gün 7-8 çorba kaşığı, dördüncü gün yarım kase ve beşinci gün bir kase olarak giderek artırılır. Amaç, yine bağırsakları zorlamadan alıştırmak. (Bir kase yaklaşık 150 ml. olarak kabul edilebilir.)&lt;br /&gt;● Ek gıdalara başlandığı sırada bebek zaten biberon mamasıyla besleniyorsa ek gıda miktarı artırılırken yavaş yavaş biberon maması miktarı da azaltılıyor. Örneğin birinci gün 1-2 tatlı kaşığı sebze aç karna yedirilip üzeri mama ile tamamlanır. İkinci gün sebze, daha fazla mama daha az…. Böylece 1 kaseye ulaşılır ve o öğünden biberon maması çıkarılır. Sebzeye devam edilirken aynı yöntem (tabii yaşı uygunsa) meyve, yoğurt vs. için de uygulanır.&lt;br /&gt;● Ek besinleri kaşık veya suluk ile verin, biberon kullanmayın.&lt;br /&gt;● İlk ek besinleri öğle öğününde ve aç karna deneyin. Tok bebek yeni gıdaları reddedebilir.&lt;br /&gt;● Verilecek miktarı bebeğinize bırakın. “Bu aydaki bebek en az 250 ml. yemeli” şeklinde bir standart olamaz. (Yine de yaklaşık 150 ml. yeterlidir.)&lt;br /&gt;● Bebek, almadığı besinler için zorlanmamalı, bir süre sonra tekrar denenmeli.&lt;br /&gt;● Ek besinleri annenin yorgun olmadığı, keyifli olduğu, bebeğine yeni bir şeyler verme heyecanını duyduğu zaman vermek daha uygun. Çünkü bebekler annedeki endişeyi, gerginliği hissediyor. Gülümseyerek verilen gıdaları ise pek reddetmezler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-5737945546116625919?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/5737945546116625919/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/bebekler-ne-yemeli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5737945546116625919'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5737945546116625919'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/bebekler-ne-yemeli.html' title='Bebekler Ne Yemeli'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-6136281167668751053</id><published>2011-11-13T04:19:00.000-08:00</published><updated>2011-11-13T04:21:20.676-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuğum cok yaramaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuk disipli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuğun disiplin alması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuğa nasıl disiplin verilir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuğum neden yaramaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='disiplinsiz cocuk sebebleri'/><title type='text'>Cocuklara Disiplini Öğretmek</title><content type='html'>1. Çocuğunuzdan ne istediğinizi açık bir şekilde anlatın. Uzun kurallar listesi olmamalı. “Güvenilir olmayan şeyler yapma” demek yerine, “Yabancı insanlarla konuşma” demek daha etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Kendi savaşınızı seçin: Her negatif davranışla mücadele etmenize gerek yoktur. Örneğin, akşam yemeği saatinde çocuğunuz yemeğini odanın her yanına fırlatıyorsa çocuğunuza disiplin verirsiniz. Ancak bir sefer için bazı yemekleri elleriyle yemesine izin verebilirsiniz. Bunu defalarca yaparsa uyarırsınız, fakat küçük bir şey için disiplini kullanmak sizi tüketecektir ve çocuğunuzu da kural tanımaz hale getirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Çocuğunuza yanlış davranışın hemen ardından disiplin verin. Burada davranış ile sonuç arasında açık bir bağlantı vardır. Eğer bir saat beklerseniz, çocuğunuz yaptığı yanlış ile sonuç arasında bağlantı kurmakta zorlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Çocuğunuzla doğrudan ilişki kuran bir sonuç oluşturun. Herkes için geçerli olan tek bir sonuç olmamalı. Örneğin, çocuğunuz ilginin merkezinde olmayı seviyorsa, yanlış bir davranış yaptığında onu odasında bir süre tek başına bırakın. Çizgi film izlemeyi seviyorsa, hatalı bir davranışında birkaç saatliğine ya da bir günlüğüne çizgi film izlemeyi yasaklayabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-6136281167668751053?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/6136281167668751053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/cocuklara-disiplini-ogretmek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6136281167668751053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6136281167668751053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/cocuklara-disiplini-ogretmek.html' title='Cocuklara Disiplini Öğretmek'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-87304404413881207</id><published>2011-11-13T04:16:00.000-08:00</published><updated>2011-11-13T04:19:02.396-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verememe nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo neden veremiyorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kilo Vermeyi engelleyen sebebler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nedeeremn kilo verilmez'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kilo Vermeyi Ne Engeller'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo veremiyorum'/><title type='text'>Kilo Vermeyi Ne Engeller</title><content type='html'>1. “Ya hep ya hiç” zihniyetine sahip olmak:&lt;br /&gt;Diyet yaptığınız günlerde nefsinize hâkim olamayıp bir paket cipsi midenize indirdiniz. Şimdi sadece bu nedenle bütün her şeyden vazgeçip, günlerdir diyet uğruna katlandığınız şeyleri bir anda silip atacak mısınız? Bu teslimiyetçi davranış sizi hiçbir yere götürmez. Başarının anahtarı kusursuzluk deşil, inatçılık ve devam ettirebilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Okunmamış ve anlaşılamamış etiketler:&lt;br /&gt;“Yüzde 95 daha az yağlı” yazması o ürünün sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bu, yüzde 95 şeker anlamına da gelebilir. Bu nedenle ürünlerin içerisindekileri daha dikkatli okumaya ve bu tuzağa düşmemeye çalışın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Yeterince su içmemek:&lt;br /&gt;Vücudunuzun acıkmakla susamak arasındaki farkı anlaması zordur. Bu nedenle canınız abur cubur istediğinde, bu isteği bastırıp bastırmadığını görmek için su içmeyi deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Gerçekçi olmayan hedefler belirlemek:&lt;br /&gt;“Gelecek ay 20 kilo vereceğim” gibi zor hedefler belirlemek yerine, daha küçük, daha ulaşılabilir hedefler belirleyin. Böylelikle istediğiniz sonucu almanız daha muhtemel olur. Bu da motivasyonunuzu artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Haftada 1 kilodan fazla kaybetmeyi beklemek:&lt;br /&gt;Haftada bir kilodan fazla kaybetmek vücuttaki sıvıların ve değerli kas dokularının kaybı anlamına gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Zararlı ya da yasak yiyecekleri düşünmek:&lt;br /&gt;Her yiyeceğin fazlası zarardır. Ayrıca eğer aklınızdan yemenizin yasak olduğu bir şeyi geçirirseniz bu düşüncenizin hemen ardından onu aşırı derecede arzulamaya başlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Diyete bağlamadan önceki yemek ziyafetleri:&lt;br /&gt;Bu ziyafetler, uzun süreli diyet hedeflerinize ulaşmanızı zorlaştırır. Çünkü diyet öncesi çektiğiniz ziyafetlerle daha fazla kilo alır ve diyete başladığınızda vermeniz gereken daha fazla kiloyla karşılaşırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. Aç kalmak ya da büyük ölçüde kalori kısıtlaması:&lt;br /&gt;Bu sadece beyninize, “açlıktan ölüyorum” sinyali gönderecektir. Beyne bu mesajın gitmesiyle metabolizmanız, sizin aç kalarak dışarı atmaya çalıştığınız vücudunuzdaki yağı muhafaza etmek için yavaşlayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. Egzersiz yapmamak:&lt;br /&gt;Haftada 3 kez, en az 30 dakika egzersiz yapmak kilo vermede en büyük yardımcılarınızdandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. Kilo vermeyi zorunluluk gibi algılamak:&lt;br /&gt;Bunun yerine kilo vermeyi, yapmayı istediğiniz bir şey olarak düşünün. Bir manken gibi görünmek zorunda olduğunuzu hissetmek gerçekçi olmadığı kadar üzerinize de gereksiz ve aşırı bir baskı hissetmenize neden olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-87304404413881207?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/87304404413881207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/kilo-vermeyi-ne-engeller.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/87304404413881207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/87304404413881207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/kilo-vermeyi-ne-engeller.html' title='Kilo Vermeyi Ne Engeller'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-8218608888180640964</id><published>2011-11-13T04:14:00.000-08:00</published><updated>2011-11-13T04:16:44.801-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çarpışık Diş nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çarpışık Dişler ve Tedavisi ne kadar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çarpışık Dişler ve Tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çarpışık Dişler ve Tedavisi nasıl yaplır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çarpışık Dişler  neden olur'/><title type='text'>Çarpışık Dişler ve Tedavisi</title><content type='html'>Ağız ve diş sağlığı konusunda gelişen teknikler sayesinde çapraşık dişlerin tedavisinin artık çok kolay olduğunu belirten uzmanlar, Incognito ortodonti tedavisi sayesinde çapraşık dişlerin estetik açıdan da sorun çıkarmayacak şekilde tedavi edildiğini söylüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle çocukluk döneminde başlayan ve geç kalınmış diş bozukluklarında uygulanan ortodonti tedavileri ile diş kusurları sorun olmaktan çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş Hekimi Çağdaş Kışlaoğlu, özellikle estetik açıdan yetişkin ve genç hastalarda uygulanan Incognito ortodonti tedavisi hakkında bilgiler verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Incognito Lingual Tedavi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yetişkinlerde ve gençlerde çapraşık dişlerin ortodonti tedavi sürecinde kullanılan incognito, dünyada en yaygın şekilde kullanılan lingual tedavi sistemidir. Dişlerimizin arka yüzeylerinin fizyolojik yapısından kaynaklanan girinti çıkıntılardan dolayı hem klinikte indirekt uygulamayı hem de laboratuvar aşamalarını gerektirir. Özellikle estetik görünüm açısından kaygı taşıyan tüm hastalarda kullanılabilir. Bu sistem braketlerin dişlerin ön yüzeyi yerine, arka yüzeyine yapıştırılması suretiyle onların tamamen görünmez olmasını sağlayan bir tekniktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş yüzeyinde görünmez olması sebebi ile temizlenmesi kolay olan bu aparat, hastanın daha rahat kullanmasına yönelik tasarlanmıştır. Estetik kaygı oluşturmadığı için hastalar için uygundur. Kullanılan teller ve braketler her hastaya ayrı hazırlandığı için bilgisayarlı dizayn teknikleri ile üretilirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-8218608888180640964?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/8218608888180640964/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/carpsk-disler-ve-tedavisi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8218608888180640964'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8218608888180640964'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/carpsk-disler-ve-tedavisi.html' title='Çarpışık Dişler ve Tedavisi'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-5558103027779661908</id><published>2011-11-13T04:11:00.000-08:00</published><updated>2011-11-13T04:13:35.589-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdeal Kilo Hesaplama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdeal Kilo nasıl bilinir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdeal Kilo Hesaplama nasıl yapılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdeal Kilomu bilmiyorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='normal ideal kilo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdeal Kilo Hesaplama nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İdeal Kilo Hesaplama yolları'/><title type='text'>İdeal Kilo Hesaplama</title><content type='html'>Vücudunuzun orantısına göre ideal kilonuz ne olmalı? Şişmanlık sınırında mısınız, aştınız mı? Beden Kitle Endeksi ile ideal kilonuzu hesaplayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi bedeninden memnun olmaz, ne kadar zayıflasa mutlu değildir. Kimi, kilolarını görmez, balık eti olduğuna inanır. Her ikisi de psikolojik bir durumdur. İdeal kilonuz ve sağlıklı yaşamanız için bir standart var. Vücut ölçülerinizden olmanız gereken kiloyu hesaplayabilirsiniz. Bu yönteme Beden Kitle Endeksi deniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beden kitle endeksi hesaplama&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beden Kitle Endeksi = Ağırlık (kg) / Boy2 (m)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu bir örnekle açıklayalım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zeynep’nin boyu 170 cm, kilosu 64 ise;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beden Kitle Endeksi = 64 / (1.70 x 1.70) = 64 / 2.89 = 22,14&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beden kitle endeksi sonuçlarını değerlendirecek olursak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 18,5 ve aşağısı zayıf,&lt;br /&gt; 18,5 ile 24.9 normal,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 25 ile 29,9 hafif şişman,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 30 ile 34,9 1.derece şişman,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 35 ile 39,9 2.derece şişman,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 40 ve üstü Morbid (aşırı) şişman veya obez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda Zeynep’nin ölçüleri normaldir. Siz de beden kitle endeksinizi bu yöntemle hesaplayabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilonuzu sabah aç karnına ve üstünüzde çok kalın kıyafetler olmadan, boyunuzu da ayakkabısız olarak ölçerek hesap yapınız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-5558103027779661908?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/5558103027779661908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/ideal-kilo-hesaplama.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5558103027779661908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5558103027779661908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/ideal-kilo-hesaplama.html' title='İdeal Kilo Hesaplama'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-5105130174275853731</id><published>2011-11-13T04:07:00.000-08:00</published><updated>2011-11-13T04:10:04.951-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyabetli hamilelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyabed ve hamilelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyabetim var hamile kalabilirmiyim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şeker Hastasının Hamile Kalması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyabed hamile'/><title type='text'>Şeker Hastasının Hamile Kalması</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Diyabetli kadın nasıl gebe kalabilir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;diyabeti olan kadınların gebe kalmadan birkaç ay önce özel takip ve tedavi programına alınarak, gebeliği sırasında diyabet ortaya çıkan kadınların ise yine düzenli takibin yanı sıra kişiye diyet ve egzersiz uygulaması ile sağlıklı bir bebek dünyaya getirebileceğini bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Lembe, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diyabetle yaşamayı bilen, kontrollerini düzenli yaptıran ve hastalığı kontrol altında tutulan diyabetlinin sağlıklı bir bebek sahibi olmaması için ortada bir neden kalmadığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lembert, gebelik diyabetinin tüm gebelerin yüzde 3-5′i arasında görüldüğünü dile getirerek, gebelik şekeri olanların önce özel bir diyete alındığını belirtti. Hastalığın diyetle kontrol altına alınamaması halinde başka ilaç vermeye gerek kalmadığını fakat kontrol altına alınamayan hastalarda insülin tedavisini uygulamak gerektiğini kaydeden Lembet, gebelikte görülen şekerde bebeği bekleyen riskler bulunduğunu belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anneden bebeğe geçen glikozun bebeğin indirmeye çalıştığı sırada insülin denilen bir hormon salgıladığını, bunun sonucunda da bebeğin şişmanladığını anlatan Lembet, insülin tedavisinin bebeğe hiçbir zararı olmadığını çünkü anneye verilen insülinin bebeğe geçmediğini bildirdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-5105130174275853731?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/5105130174275853731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/seker-hastasnn-hamile-kalmas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5105130174275853731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5105130174275853731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/seker-hastasnn-hamile-kalmas.html' title='Şeker Hastasının Hamile Kalması'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-5297089531995837545</id><published>2011-11-12T03:33:00.000-08:00</published><updated>2011-11-12T03:40:33.561-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Eti Hastalıkları sebebleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Eti Hastalıkları nelerdir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Eti Hastalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Eti Hastalıkları neden olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Eti Hastalıkları sorunları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Eti Hastalıklarından korunma'/><title type='text'>Diş Eti Hastalıkları</title><content type='html'>Dişin diş eti dışında görünen bölümü diş minesi denilen sert bir tabaka ile kaplanmıştır. Bunun altında daha yumuşak bir yapı vardır. En içte ise diş özü vardır. Burada bol miktarda damar ve sinir bulunur. Diş gövdesi diş etine ve onun altındaki kemiğe girdiği bölümde daralır. Bu bölüme dişin boyun bölümü denir. Çene kemiği içinde kalan bölümüne ise dişin kök bölümü adı verilir. Diş kökü diş yuvasında çene kemiğine özel doku uzantıları ile sıkıca bağlanmıştır. Diş eti hastalıkları, diş çürükleri ağız kokusuna neden olabilir. Ağız kokusu olduğunda nedeni araştırılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş eti hastalıkları en önemli diş sağlığı sorunları arasındadır. Ağız hijyeninin bozukluğu ile yakından ilişkilidir. Başlangıç döneminden itibaren diş etleri kolay kanar. Diş eti kanamalarında diş hekimi muayenesi zorunludur. Diş etleri, diş yuvaları ve ağız tabanındaki iltihaplanmalar genel olarak diş eti hastalığı olarak bilinmektedir. Diş üzerindeki plaklar bunun en önemli nedenidir. Tedavi edilmeyen diş eti iltihapları çene kemiğinin de iltihaplanmasına ve zarar görmesine yol açabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş çürüğü, diş eti hastalıkları, sinüzit, bademcik iltihabı, solunum sistemi hastalıkları, sindirim sorunları, ağız bakım yetersizliği ağız kokusuna neden olabilir. Bu hal, sosyal ilişkileri de etkiler. Bazı metabolizma hastalıkları da ağızda kendine özgü kokular yapabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-5297089531995837545?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/5297089531995837545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/dis-eti-hastalklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5297089531995837545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5297089531995837545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/dis-eti-hastalklar.html' title='Diş Eti Hastalıkları'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-1594504923991373190</id><published>2011-11-12T03:31:00.000-08:00</published><updated>2011-11-12T03:32:54.865-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Çürümesi zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Çürümesi  nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Çürümesini engelleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Çürümesi  nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş neden çürür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş nasıl çürür'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş Çürümesi  neden olur'/><title type='text'>Diş Çürümesi</title><content type='html'>Diş çürüklerinin oluşmasında üç temel etmen bulunmaktadır: Duyarlı bir diş yüzeyi, mikroorganizmalar için elverişli yiyecek artıkları, bunların parçalanmasına ve asit oluşumuna yol açacak mikroorganizmaların varlığı. Besinler içinde diş çürümesine en çok neden olanlar karbonhidratlar, yani kabaca, şekerli gıdalardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişler düzenli olarak fırçalanır ve bakımlarına özen gösterilirse, mikroplar onlara zarar veremezler. Diş çürüğü, dişte oyuklar yaparak dişin yapısını bozan ve kendi kendine iyileşmeyen bir hastalıktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişler iyi temizlenmeyecek olursa, üzerinde besin artıkları ve mikroplar birikir. Ağız içerisindeki bakteriler yiyecek artıklarındaki şekerli maddeleri kullanarak onu saydam, yapışkan bir madde haline getirir ve dişler üzerine yapışmasını sağlar. Bu birikintilere plak denir. Bu plaklar bakterilerin diş üzerinde tutunmalarını da kolaylaştırırlar. Besinlerin tatlandırılması için kullanılan şekerli maddelerin içinde bulunan asit, dişlere zarar verebilir, ancak bakterilerin kendileri de asit oluşturabilmektedir. Asit diş minesinin erimesine neden olur. Böylece oluşan erime bölgelerinden giren mikroplar kolayca alttaki yumuşak dokuya ulaşabilirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asitler dişin koruyucu tabakası olan diş minesi üzerinde küçük delikçikler oluşturur. Bu delikler giderek genişler ve küçük oyuklar haline gelir. Diş minesinin erimesinden sonra çürük hızla ilerler, alttaki tabakada geniş ve derin bir oyuk meydana getirir. Diş çürüğü diş özüne doğru ilerledikçe dişler ağrımaya başlar. Çürük daha da ilerlerse diş özü bölgesinde ve çene kemiği içerisinde cerahat oluşmaya ve birikmeye başlar. Buna diş apsesi denir. Eğer diş hekimi tarafından daha başlangıcında tedavi edilmeyecek olursa çürük diş için daha zor, karmaşık ve pahalı tedaviler gerekebilir. Diş plağı, diş etlerinin önemli hastalık nedenlerinden biridir. Yemeklerden sonra dişlerin fırçalanması ve diş ipi kullanarak yemek artıklarının çıkarılması dişlerin çürümesini, diş eti hastalıklarının oluşumunu ve ilerlemesini önler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişlerin ağrımaması sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Diş ağrısının olması için diş çürüğünün çok ilerlemiş olması gerekir. Diş çürüklerinin tedavi edilebilir dönemde belirlenmesi için ağrı oluşmasını beklemeden senede en az iki kez diş hekimine giderek dişlerin muayene ettirilmesi gerekir. Diş hekimleri gerektiğinde dişlerin filmini çekerek gözle görünmeyen diş oyuklarını da belirleyebilirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-1594504923991373190?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/1594504923991373190/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/dis-curumesi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/1594504923991373190'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/1594504923991373190'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/dis-curumesi.html' title='Diş Çürümesi'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-29875192721869574</id><published>2011-11-12T03:30:00.000-08:00</published><updated>2011-11-12T03:31:20.973-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş İpi Kullanımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş İpi Kullanımı şekli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş İpi Kullanırken neye dikkat etmeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş İpi Kullanımı nasıl yapılmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş İpi Kullanımı faydaları'/><title type='text'>Diş İpi Kullanımı</title><content type='html'>Diş ipi, diş aralarında kalan yiyecek artıklarının uzaklaştırılması açısından çok yararlı bir araçtır. Çok küçük yaşlardan başlanarak uygun diş fırçalama ve diş ipi kullanma tekniklerinin öğrenilmesi gerekmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişler fırçalandıktan sonra diş ve diş eti çizgisi ile dişler arasında kalan yemek artıklarının temizlenmesi için diş ipi kullanılır. Bu artıklar en önemli çürük nedenlerindendir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.   Otuz santimetre kadar diş ipi alınır. Diş ipinin bir bölümü bir elin orta parmağına diğer                ucu da diğer elin orta parmağına dolanır. İpin bir bölümü ortada kalmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.   Ortada kalan ip bölümü işaret parmağı ile geriye doğru itilir.İp, dişler arasından geçirilir.                 Bu  hareket sırasında sert olunmamalıdır. İp diş etine kadar indirildikten sonra ağız           boşluğuna doğru diş aralarını sıyıracak biçimde indirilir. Bu sırada diş etinin               kesilmemesine   özen gösterilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.   Aynı uygulama diğer bir parça ip alınarak alt dişler için de tekrarlanır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-29875192721869574?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/29875192721869574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/dis-ipi-kullanm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/29875192721869574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/29875192721869574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/dis-ipi-kullanm.html' title='Diş İpi Kullanımı'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-1893456491046886486</id><published>2011-11-12T03:29:00.000-08:00</published><updated>2011-11-12T03:30:19.873-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dişi fırcalarken neye dikkat etmeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş fırcalama sekli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş nasıl fırçalanır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dişi nasıl fırçalamalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş fırçalama teknikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş fırcalama kuralları'/><title type='text'>Diş Fırçalama Tekniği</title><content type='html'>Dişlerimizi korumanın en etkili yolu düzenli olarak fırçalamaktır. Diş fırçalamanın ilk adımı doğru fırça seçimidir. En uygun fırça naylon ve orta sertlikteki fırçalardır. Ağız içinde kolay hareket ettirilmesi ve arka dişlere rahat ulaşabilme açısından fırçanın kafasının fazla büyük olmaması tercih edilir. Uygun fırça seçildikten sonra dişler en az günde iki kere düzenli olarak fırçalanır. Diş macunu ağza verdiği hoşa giden koku ve his nedeniyle diş fırçalanmasını kolaylaştırır. Diş parlatma tozları diş hekimi önerisi olmadıkça kullanılmamalıdır. Aşırı kullanımlar diş sağlığı açısından zararlıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş fırçalanmasında fırçanın duruşu dışındaki temel hareket aynıdır: Fırça diş eti çizgisine eğimli olarak yerleştirilir. Bu durum bozulmadan küçük dairesel hareketlerle dişler fırçalanır. Daha sonra fırça, bir fırça boyu kadar kaydırılarak fırçalama sürdürülür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.   Diş fırçası 45 derecelik açı yapacak biçimde tutulur ve diş eti hizasından başlanarak ağız  boşluğuna doğru fırçalamaya başlanır. Dış yüzeylerden başlayan fırçalama sert darbeler halinde değil, yumuşak ve daireler çizecek biçimde, ön dişlerden arka dişlere doğru yapılmalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.   Daha sonra dişlerin iç yüzeyleri aynı şekilde fırçalanır. Bu işlemde fırça eğik tutularak, diş etinden ağız boşluğuna doğru hareket ettirilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.   Daha sonra dişlerin çiğneme yüzeyleri fırça düz olarak ileri geri hareket ettirilerek fırçalanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırçalama işleminin en az iki-üç dakika sürmesi gerekir. Sağlıklı diş etleri fırçalama sırasında kanamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş fırçası kişiye ait bir araçtır, başkalarıyla paylaşılmaz. Diş fırçaları birkaç ayda bir, en geç altı ayda  değiştirilmelidir. Gerektiğinde ara yüzlerin etkin olarak fırçalanmasını sağlamak üzere ara yüz fırçaları kullanılır. Bunlarla ilgili önerilerini almak üzere diş hekimine başvurmak gereklidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-1893456491046886486?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/1893456491046886486/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/dis-frcalama-teknigi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/1893456491046886486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/1893456491046886486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/dis-frcalama-teknigi.html' title='Diş Fırçalama Tekniği'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7796350425371317942</id><published>2011-11-12T03:27:00.000-08:00</published><updated>2011-11-12T03:28:55.586-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Diş gelişimi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş bozukluğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dişin gelişmemesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş nasıl gelişir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş gelişirken ne yapılmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş gelişim bozukluğu'/><title type='text'>Dişlerin Gelişimi veBozuklukları</title><content type='html'>Ağızda kapanma bozukluklarına neden olan diş düzensizlikleri dişlerin çürümesini kolaylaştırır ve daha erken dönemde dökülmesine yol açar. Düzensiz dişler, alt ve üst çene arasındaki ilişkinin bozulmasına neden olabilir. Çiğneme ve temizleme güçlüğü yaratırlar, kötü ağız kokusuna yol açarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düzensiz dişlerin en önemli nedeni süt dişlerinin zamanından önce yitirilmesi olabilir. Bunun sonucunda çıkan kalıcı dişler birbiri üzerine gelecek biçimde yerleşebilirler. Düzensiz dişler konuşma bozukluklarına ve görünüm bozukluklarına neden olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sigara dişlerde renk değişikliği yapar. Sigara içenlerin dişleri kahverengimsi bir renk alır. Canlılığını kaybetmiş olan dişler gri renkte görünür. Çocuklarda hatalı olarak kullanılan bazı ilaçlar da dişlerde renk değişikliğine neden olabilir. Aşırı derecede flor dişlerin sararmasına neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamilelikte ve süt çocukluğu döneminde kullanılan antibiyotik vb. bazı ilaçlar dişlerde kalıcı renk değişikliklerine neden olabilir. Bu nedenle hekim önerisi olmaksızın ilaç kullanılmamalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7796350425371317942?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7796350425371317942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/dislerin-gelisimi-vebozukluklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7796350425371317942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7796350425371317942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/dislerin-gelisimi-vebozukluklar.html' title='Dişlerin Gelişimi veBozuklukları'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-718921898951630152</id><published>2011-11-12T03:25:00.000-08:00</published><updated>2011-11-12T03:27:08.675-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göz temizleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göz nasıl temizlenir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulak bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulak temizleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yüz temizleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yüz bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göz bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yüz temizleme nasıl yapılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulak nasıl temizlenmeli'/><title type='text'>YÜZ, GÖZ VE KULAK TEMİZLİĞİ</title><content type='html'>Her  sabah yataktan kalkıldığında su ile yüzün yıkanması gerekmektedir. Gece uykudan önce, yüzün sabunla yıkanarak temizlenmesi yüz derisi üzerindeki günün kirini arındırır. Cildin doğal kimyasal yapısına uygun sabunlar yüz temizliği için tercih edilmelidir. &lt;br /&gt;Çoğu zaman görme keskinliğinin kaybedildiği farkedilmeyebilir. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenesi yaptırılmalıdır. Görme bozukluğu olanların gözlük yerine kontakt lens kullanması oldukça yaygındır. Bazı kişiler sadece göz rengini değiştirmek için estetik amaçlı kontakt lens kullanırlar. Kontakt lens kullanımında temizlik çok büyük önem taşımaktadır. Bu temizliğe ilk gün nasıl uyuluyorsa kontakt lens kullanıldığı sürece de aynı titizlikle uyulması gerekmektedir. &lt;br /&gt;Bazen güzelliği daha belirgin hale getirmek için başta göz çevresi ve kirpikler olmak üzere makyaj amacıyla yüze sürülen çeşitli maddeler kullanmaktadır. Öncelikle bu maddelerin kaliteli olması çok önemlidir. Buna rağmen göz çevresinde ve yüzde mikrobik ya da allerjik sorunlarla karşılaşılabilir. Makyaj yapılıyorsa her akşam yatmadan önce muhakkak göz çevresinde ve yüzde kullanılan makyaj artıkları uygun krem ve solüsyonlar kullanılarak ya da su ve sabunla temizlenmelidir. Makyaj temizliğinde kullanılan malzemelerin niteliği de en az makyaj malzemeleri kadar önemlidir. Bu tür malzemeler yeterince kaliteli olmadığında cildin yıpranmasına, sivilce ve siyah noktaların oluşmasına hatta lekelenmelere yol &lt;br /&gt;Kulak temizliğinde kulak arkasının temizliği unutulmamalıdır. Kulak içine herhangi bir cisim sokulmamalıdır. Dış kulak yolunun zedelenmesi tehlikeli iltihaplanmalara neden olabilir. &lt;br /&gt;Kulağa küpe takarken bunun kulakta allerji yapabileceği bilinmelidir. Bu nedenle kullanılacak küpelerin allerji yapma özelliği çok az olan altın ya da gümüşten yapılanları tercih edilmelidir. &lt;br /&gt;Klipsi olmayan küpe kullananlar kulak memesinde delik açtırmaktadırlar. Bu deliği açarken kullanılan delici aracın ve peşi sıra takılan ip ya da halkanın mutlaka mikropsuz olması gerekir. Aksi takdirde kulak memesinde çok tehlikeli durumlara yol açabilecek iltihaplanmalar görülebilir. Ayrıca kulak memesine delik açılırken tek kullanımlık aletler kullanılmadığı taktirde bugün için çok yaygın hale gelmiş kan yolu ile bulaşabilen sarılık (hepatit B), AIDS (HIV) gibi, mikropların yol açtığı hastalıklara yakalanma tehlikesi vardır. Doğal olarak bu riskler kulak gibi vücudun başka yerlerine de takılan cildi delici takıların ve işlemlerin (dövme gibi) tümü için geçerlidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-718921898951630152?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/718921898951630152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/yuz-goz-ve-kulak-temizligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/718921898951630152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/718921898951630152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/yuz-goz-ve-kulak-temizligi.html' title='YÜZ, GÖZ VE KULAK TEMİZLİĞİ'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7604496266446936181</id><published>2011-11-12T03:23:00.000-08:00</published><updated>2011-11-12T03:25:08.674-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt temizleme töntemi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt ne ile temizlenmeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt temizleme yöntemi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cilt Temizliği nasıl yapılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt temizliğinde neye dikkat etmeli'/><title type='text'>Cilt Temizliği</title><content type='html'>Vücuda ait kişisel temizlik ile pek çok hastalığın önüne geçilmektedir. Birkaç örnek vermek gerekirse; ishalli hastalıklar, soğuk algınlıkları, cildin mikrobik hastalıkları, cildin mantar, uyuz ve bitlenme gibi parazitlerle oluşan hastalıkları ve bazı allerjik hastalıklar sayılabilir. Uygun vücut temizliği bir çok deri sorununu ve hastalığını önleyici ve ortadan kaldırıcı bir önlemdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kişisel temizlik alışkanlıklarının önlediği diğer bir sorun vücut kokusudur. Vücut kokusu vücut yüzeyinde bulunan mikropların (bakterilerin) teri parçalamasına bağlı olarak meydana gelmektedir. Koku meydana getiren vücut bölgeleri  öncelikle ayaklar, kıl köklerinin yoğun olduğu kasık ve koltuk altlarıdır. Her gün banyo yapılamadığı durumlarda koltuk altı önce sabunlu bir bezle, sonra su ile iyice silinmeli ve temizlenmelidir. Deri üzerine daha sonra bir deodorant veya ter önleyici uygulanabilir. Deodorantlar kokuyu sadece maskelerler. Bu nedenle temizlik aracı olarak değil, geçici bir uygulama olarak değerlendirilmelidirler. Giysilere sinen ter kokusu, beden temizliği yapılsa bile, aynı giysinin temizlenmeden tekrar kullanılması halinde kalıcı olur. Özellikle sık yıkanmayan kalın kazaklar kullanılırken bu nedenle özen gösterilmelidir. Vücudun terleme oranının artması kokunun da artması anlamına gelecektir. Ancak insan bir süre sonra kendi kokusuna duyarsızlaşır. Yoğun bedensel çalışma vücuttan çıkan ter miktarının artmasına neden olmaktadır. Bedensel etkinliği fazla olmadığı halde, bazı bireylerin ter bezi salgısı fazla olabilir. Bu durum ergenlik ve menapoz durumlarında özellikle ortaya çıkabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7604496266446936181?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7604496266446936181/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/cilt-temizligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7604496266446936181'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7604496266446936181'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/cilt-temizligi.html' title='Cilt Temizliği'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7740577881335970552</id><published>2011-11-12T03:21:00.000-08:00</published><updated>2011-11-12T03:23:35.151-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlıklı Yaşam İçin Nelere dikkat etmeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uzun yaşama yöntemi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlıklı Yaşam taktikleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlıklı Yaşam İçin Ne yemeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sağlıklı Yaşam İçin Ne Yapılmalı'/><title type='text'>Sağlıklı Yaşam İçin Ne Yapılmalı</title><content type='html'>Sağlıklı olmak, insan mutluluğunun öncelik taşıyan bir öğesidir. Sağlık genellikle kendiliğinden var olan bir durum olarak algılanır. Oysa sağlıklı olma uğrunda çaba gösterilmesi gerekir. Hatta bugünkü bilgilerimiz bize bu uğraşın daha doğum öncesi dönemde başlaması gerektiğini göstermektedir. Doğal olarak bu aşamada yapılması gerekenler, anne ve babalara düşmektedir. Olaya nesillerin sağlığı olarak bakıldığında, sağlığın ve sağlıksızlığın nesiller boyunca aktarılabileceği görülür. Anne ve babalar genetik özelliklerinin yanı sıra kendi sağlıklarına gösterdikleri özenle bebeklerine sağlık aktarabileceklerini bilmelidirler.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıklı bir yaşam için alınması gereken önlemlerin pek çoğu günlük yaşamımızda  uygulamamız gereken küçük ve kolay çabalardan oluşur. Nerede olursa olsun günlük yaşamı düzenleyen bazı temel kuralların bilinerek uygulanması, sağlığın korunmasını ve diğer bireylerle paylaştığımız yaşamı kolaylaştırır. Bu kurallardan en önemli bazıları temizlik, sağlıklı beslenme, bedensel ve zihinsel çalışma, düzenli yaşam, sigara, alkol, uyarıcı ve uyuşturucu maddelerden uzak durma, kazalardan korunma, sorunlarla başa çıkmada doğru ve uygun yöntemler kullanmadır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çoğunlukla günlük çabalarda hedefin mutluluk olduğu varsayılır. Oysa altta yatan asıl neden güvenlik duygusudur.  Çünkü hayatta kalmayı sağlayan en ilkel dürtü korkudur ve güvenlik duygusu korkunun yatıştırılmasıyla ortaya çıkar. Kendimizi güvende hissedebilmemizin ilk koşulu ise bilmektir. Ancak bildiğimiz şeyi, bildiğimiz kadarı ile kontrol edebiliriz. İkinci basamaksa bilginin eyleme dökülmesidir. Bilgimizi davranışımıza yansıtamıyorsak bu bilgi bizim için huzursuzluk kaynağı olmaktan öteye geçemez. Bir sonraki aşama ise paylaşarak çoğaltma, yandaş oluşturmadır. Bunun için bilgimize dayanan doğru bulduğumuz davranışı kurallaştırmaya çalışırız. Toplum içindeki pek çok kural bu yolla oluşmuştur. Zaman içinde altta yatan bilgi evrimleştikçe kurallar da değişecektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7740577881335970552?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7740577881335970552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/saglkl-yasam-icin-ne-yaplmal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7740577881335970552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7740577881335970552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/saglkl-yasam-icin-ne-yaplmal.html' title='Sağlıklı Yaşam İçin Ne Yapılmalı'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-829728083630747756</id><published>2011-11-11T13:58:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T14:02:46.478-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Histerektomi tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Histerektomi belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Histerektomi kadın hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Histerektomi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Histerektomi nedir'/><title type='text'>Histerektomi( iki yumurtalığun alınması)</title><content type='html'>Histerektomi ve Her İki Yumurtalığın Alınması: Menapoza yaklaşan kadınlarda tedavi edilemiyen adet problemlerini çözmek için rahim alınmasına histerektomi ismi verilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her iki yumurtalığın alınması anlamına gelen bilatarel salpingooferektomi, gelecekte oluşabilecek yumurtalık kanseri riskini ortadan kaldırmak için ve uzun vadede ağrı yapabilecek nedbe dokusu oluşumunu engellemek için yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ImageRahim.yumurtalık yolları-Fallop Tüpleri-,yumurtalıkların çıkarıldığı iki işlem bir ameliyatta yapılır.Vagina tepeden kapatılır, boyu değişmez. Operasyon genel yada epidural anestezi altında yapılır ve ortalama 1 saat kadar sürer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Image Ameliyat öncesi idrar torbasına sonda yerleştirilir ameliyatın bitmesinden sonra batına dren konarak küçük kanamaların dışarıya atılmas sağlanabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Image Ortalama hastahanede kalma süresi 3-5 gün kadardır. HRT tedavisine başlanabilir. Operasyon sonrası cinsel ilişkede bir sorun yaşanmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-829728083630747756?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/829728083630747756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/histerektomi-iki-yumurtalgun-alnmas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/829728083630747756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/829728083630747756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/histerektomi-iki-yumurtalgun-alnmas.html' title='Histerektomi( iki yumurtalığun alınması)'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7347812330983789233</id><published>2011-11-11T04:38:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:40:18.413-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda Mikrosefali'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='milrosefali nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda Mikrosefali nasıl düzelir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda Mikrosefali nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda Mikrosefali belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuklarda Mikrosefali hastalığı'/><title type='text'>Çocuklarda Mikrosefali</title><content type='html'>Mikrosefali yaş ve cinsiyete bağlı olarak değişen baş ve baş çevresi boyutlarının standartlardan küçük olması olarak tanımlanır. Mikrosefali bir hastalık olarak tanımlanmasından daha çok bir klinik bulgudur. Hatta bazen normal varyasyonun bir ucunu gösterebilir. Eskiden yaş, cinsiyet ve ırk ortalamasının iki standart sapmadan küçük olan ölçümlere mikrosefali denilmekteydi, ancak sağlıklı okul çocuklarının % 1.9'unun ortalamanın iki standart sapmanın altında baş çevresi sahibi olmaları ve normal zekalı bazı ailelerde dominant ya da resesif olarak mikrosefali ve kısa boy geçişi olması bu tanımı değiştirmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafatasının küçük boyutu küçük beyine işaret eder. Ancak mental retardasyonun boyutunu beyin boyutu değil altta yatan yapısal patoloji belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mikrosefali iki ana gruba ayrılır;&lt;br /&gt;1. Birincil mikrosefali: Gebeliğin ilk yedi ayında olan anormal gelişimin sonucunda ortaya çıkan küçük beyini tanımlar.&lt;br /&gt;2. ikincil mikrosefali: Gebeliğin son iki ayında ya da perinatal dönemde olan bir hasar sonucunda ortaya çıkan küçük beyini tanımlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Baş Çevresinin Normal Gelişimi:&lt;br /&gt;Doğumda ortalama 35 cm olan baş çevresi, ilk iki ay haftada 0.5 cm; iki ile altı ay arası ise haftada 0.25 cm büyür. ilk üç aydaki ortalama toplam kafa çevresi büyümesi 5 cm iken, bu ikinci üç ayda 4 cm ve üçüncü üç ayda 2 cm kadardır. Dokuz ay ile bir yaş arasında ise baş çevresi 1 cm kadar artacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincil Mikrosefali&lt;br /&gt;Birçok genetik ve çevresel etken sonucu oluşur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Genetik&lt;br /&gt;2. Karyotip Bozuklukları&lt;br /&gt;a. Down Sendromu (Trizomi 21)&lt;br /&gt;b. Edward Sendromu (Trizomi 18)&lt;br /&gt;c. Cri-du-chat Sendromu (Sp-)&lt;br /&gt;d. Cornelia de Lange Sendromu&lt;br /&gt;e. Rubinstein Taybi Sendromu&lt;br /&gt;f. Smith Lemli Opitz Sendromu&lt;br /&gt;3. Radyasyon İyonize radyasyon ile özellikle dördüncü ve yirminci gebelik haftaları arasında karşılaşmak mikrosefalide önemli bir etkendir. Ne kadar erken karşılaşılırsa beyin o kadar küçük, nörolojik anormalliğin sonuçları da o kadar kötü olacaktır.&lt;br /&gt;4. Doğumsal Enfeksiyonlar&lt;br /&gt;5. Kimyasal Ajanlar&lt;br /&gt;a. İlaçlar&lt;br /&gt;b. Metabolik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincil Mikrosefali&lt;br /&gt;Nedenleri&lt;br /&gt;1. Menenjit ve ensefalit&lt;br /&gt;2. Malnütrisyon(Beslenme yetersizliği)&lt;br /&gt;3. Hipertermi(ilk 4-6 haftada olan belirgin yüksek ateş)&lt;br /&gt;4. Hipoksik-iskemik ensefalopati&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7347812330983789233?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7347812330983789233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/cocuklarda-mikrosefali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7347812330983789233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7347812330983789233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/cocuklarda-mikrosefali.html' title='Çocuklarda Mikrosefali'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-6939515384932865590</id><published>2011-11-11T04:34:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:35:23.603-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iştahsız cocuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iştahısız çoçuğa ne yapılmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocukğun iştahsız olma nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuğum neden iştahsız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iştahsızlık çöüzümü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuk iştahsızlığı çözümü'/><title type='text'>İştahsız çocuk karşısında neler yapılabilir?</title><content type='html'>· Herşeyden önce çocuğa  sofrada yemek yemesi için zor kullanılmamalıdır. Her çocuğun kendine özgü yemek yeme kapasitesi olduğundan çocuk daha fazlasını yiyemez. Çocuğun yemesi konusunda ısrarcı olunduğunda çocuk kendisine fazla gelen gıdayı  çıkartılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Her çocuğun büyüme oranıyla ilgili olarak yemek yeme miktarı vardır. Örneğin, yıllar ilerledikçe başlangıçta alınan yiyecek miktarı azalabilir. Erinlik ve ergenlik döneminde ise iştah yeniden artabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Yemek zamanından önce çocuğa verilen şekerlemeler, çikolatalar, cips vb abur cubur gıdalar da iştahı engelleyebilir. Ancak, çocuk acıktığında yemek zamanını beklemeden ona yemeğini vermek gerekir. Acıkan çocuğa ısrarla yemek zamanını bekletmek onun iştahının kaçmasına neden olabilir. Henüz yemeği hazır olmamış çocuğa, alması gereken gıdalardan bir miktar verilerek iştahının kaçmamasına yardımcı olunabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Sofrada çocuğu olabildiğince kendi haline bırakmak ve kendisinin yemek yemesine olanak tanımak, evi kirletmemesi ve çeşitli kurallara uyması yönünde onu zorlamamak çocuğun yemek davranışına karşı daha olumlu tutum geliştirmesini kolaylaştırabilir. Bazen iştahsızlığın altında, çocuğun yemek yeme karşısında yaşadığı zorlamalar ve baskılar geliyor olabilir ve bu müdahaleler nedeniyle çocuk yeme isteğinden uzaklaşmış olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Çocuğun sofrada oyalanması ve yemeğini ağır yemesi karşısında tepki göstermemek en iyisidir. Bu arada çocukla konuşmak, hikayeler anlatmak, şakalar yapmak da onun yemek yemesini zevkli hale getirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Küçük çocukların istediği gıdaları ve onların gereksinimleri olan gıdaları bilerek tertiplenen yemek listeleri onları sağlıklı tutacaktır. Çocuğa değişik alternatifler sunmanın yanında alınması gereken gıdaları süsleyerek göze daha hoş hale getirmek, çeşitlendirmek onların istemedikleri gıdalara karşı da olumlu davranmalarına yardımcı olabilir. Amaç çocuğun çok yemek yemesi değil arzu edilen ve onun için gerekli olan gıdaların alınmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Aile bireylerinin birbirleriyle olan ilişkilerinin de çocuğun iştahı üzerinde önemli etkisi vardır. Evde yaşanan gergin bir hava, tartışma ortamı çocukların iştahlarının kesilmesi için yeterli bir neden oluşturabilir. Yine bu bağlamda çocukların, çok sevdiği büyüklerinin üzüntülerinden de etkilendikleri ve iştahlarının kesildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle yaşanan sıkıntı ve üzüntüleri çocuğa hissettirmemeye çalışmak önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bazen çocukluk kıskançlıkları da iştahı olumsuz olarak etkileyebilir. İştahsızlık sorununda bu durumun var olup olmadığı da dikkate alınmalıdır. Bazı çocuklar sürekli olarak dikkati üzerlerine çekmek istediklerinden iştahsızlık onlar için bir kazanç halini alabilir. Diğer yandan  küçük bir kardeşin varlığı ve annenin onun beslenmesi ile ilgilenmesi de çocuğun yemek yemeye karşı tavır almasına ve yemeğinin anne tarafından verilmesini  istemesine yol açabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Anneleri ya da babaları tarafından dövülen ve sık azarlanıp eleştirilen çocuklarda da iştahsızlık görülebilir. Çocuk yemek yemeyerek büyüklerini cezalandırmak itiyor olabilir. Yemek yemediğinde anne ya da babasını üzüldüğünü gören çocuk bundan zevk alabilir ve kızdığında ebeveynlerini üzmek için bu yola başvurabilir.&lt;br /&gt;· Yemek sırasında olumsuz, üzücü ve rahatsız edici olaylardan söz etmek, onların yaramazlıklarını ve hoşlanmadığınız yanlarını dile getirmek, eleştirmek, ayıplamak ya da suçlamak çocukların lokmalarını boğazlarına dizebilir. Yemek sırasında rahatsız edici  durum ve konuşmalardan kaçınmak gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Çocuğun tabağına yiyebileceği kadar yemek koymak, bazen de azar azar yemek koyarak tabaktaki yemeğin her  bitişinde çocuğu takdir etmek onun yemek yeme davranışının pekişmesine yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Çocukların iştahlı olmalarını sağlamada bir yol da onların açık havada zaman geçirmelerini sağlamaktır. Temiz hava ve dışarıda yapılan gezinti ya da oyun çocukların iştahını artırılmasına yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Çocuğun süt içiyor olması ve süt ile doymuş olması nedeniyle yemek yemeye fazla istekli olmadığı durumlar  iştahsızlıkla karıştırılmamalıdır. Bu durumda verilen süt miktarını biraz azaltmak sorunun çözümüne yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Yemeklerin lezzetli ve iyi pişirilmiş olmalarına özen göstermenin yanında soğuk ve aşrı sıcak olmamalarına da dikkat etmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Yemek sırasında yemek yeme usul ve kurallarına ilişkin uzun konuşmalar yapmamak,ikazları müşfik ve sempatik bir biçimde yapmak  çocuğun yemek yemeye karşı daha olumlu davranmasını sağlayabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-6939515384932865590?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/6939515384932865590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/istahsz-cocuk-karssnda-neler-yaplabilir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6939515384932865590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6939515384932865590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/istahsz-cocuk-karssnda-neler-yaplabilir.html' title='İştahsız çocuk karşısında neler yapılabilir?'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7461265290846104464</id><published>2011-11-11T04:32:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:33:49.143-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuğum iyi beslenmiyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cocuğum bişe yemiyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuğa yemek yedirme yöntemleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuğum cok iştahsız'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuk yemek yeme sorunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuğum cok az yemek yior'/><title type='text'>Cocuklarda iştahsızlık</title><content type='html'>ştah, bir yemeğin zevkle, neşeyle  ve arzu edilerek yenmesidir. Lokmayı uzun süre ağzında çeviren, çiğnemek için zaman kazanmaya çalışan, tabağındaki yemeği bir türlü bitiremeyen bir çocuk karşısında önce aklımıza fiziksel bir rahatsızlığın var olup olmadığı gelmelidir. Örneğin; yüksek ateş, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, nefes almayı güçleştiren nezle-grip gibi üst solunum yolları enfeksiyonları gibi bir rahatsızlık çocuğun sofrada nazlanmasına neden olur. Böyle durumlarda doktor kontrolünden geçirilen çocuğa, önerilen biçimde  yiyecek verirken çocuğun isteklerini de dikkate almak en uygun yoldur. Hastalık sırasında çocuğu yemek yemeye zorlamanın hiçbir yararı yoktur. İştahla ilgili olarak ebeveynlerin bilmeleri gereken en önemli şey çocukların bireysel farklılıklar gösterdikleridir. Bu nedenle de başka çocuklara bakarak, onların yemek yeme davranışı ile kendi çocuğunuzun  yemek yemesini kıyaslamak, çocuğunuzun daha az yediğini düşünmenize neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neler Yapılabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı çocukların iştahlı bazı çocukların iştahsız olmaları pek çok nedene bağlı olabilir. Çocuğu iştahlı ya da iştahsız yapan faktörlerin başında onların iç dünyalarında yaşadıkları büyük önem taşır. Çocuğun bilinçaltına yerleşmiş bir endişe, üzüntü, nefret veya kıskançlık gibi bir duygu onun iştahını kesebilir. Bu nedenle iştahsız bir çocuk için öncelikle organik bir rahatsızlığının olup olmadığı araştırılırken diğer yandan ruhsal çatışmalarının olup olmadığı, duygusal bir sorunun bulunup bulunmadığı da araştırılmalıdır. Bu arada çocukların iyi gıda alamadıkları için problemli olabileceklerinin yanısıra problemli oldukları için de iştahsız olabilecekleri düşünülmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7461265290846104464?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7461265290846104464/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/cocuklarda-istahszlk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7461265290846104464'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7461265290846104464'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/cocuklarda-istahszlk.html' title='Cocuklarda iştahsızlık'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-861344301921053410</id><published>2011-11-11T04:29:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:31:18.872-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuklarda kekemelik var ne yapmalıyım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuklarda kekemelik nasıl biter'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuk kekeliyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuğum kekeliyor ne yapmalıyım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuklarda kekemelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuklarda kekemelik çözümleri'/><title type='text'>Çocuklarda Kekemelik</title><content type='html'>Kekemelik ya da konuşurken takılma, daha genel olarak tanımlarsak konuşmanın akıcılığını bozan duraklama ya da takılmalar çocuğun büyüme ve gelişmesiyle birlikte ortaya çıkar. 3-5 yaşlar arasında beyin gelişimi hızlanmakta ve çocuk daha hızlı düşünmektedir. İletişim sırasında düşüncelerin aktarılmasına yarayan konuşmanın oluşturulduğu dil ve dudak gibi aktarma organları ise henüz bu hıza yetişememektedir. Böylesi durumlarda konuşmanın başlangıcında bazı sözcükleri bulmada zorluk, takılma, gereksiz duraklama ve nefes düzenleme ile ilgili güçlükler ortaya çıkmaktadır. Eğer sesin oluşumu ile ilgili beyin işlevlerinde ya da aktarma organlarında belirgin bir sorun yoksa akıcı konuşma bozukluğu olarak ele almaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirtilen yaşlarda oldukça sık karşılaşılan bu durum zaman içinde, genellikle hiçbir yardım gerekmeden kendiliğinden düzelmektedir. Bu sorunun kalıcı olmasında çocuğun anne babasının ya da çevresindeki diğer kişilerin tutumları etkili olmaktadır. Çocuklarının konuşmasında bir bozulma ortaya çıkması anne babaları kaygılandırmakta, artık çocuğun çıkaracağı sözcüklere dikkat etmeye, hatta çocuğun bu sözcüklerini düzeltmeye başlamaktadırlar. Bu ise çocuğun konuşacaklarına dikkat etmesine ve takılmayacağı sözcükleri seçmesine neden olmakta, giderek daha az ve seçici konuşmasına yol açmaktadır. Özellikle heyecanlandığında, yabancılarla konuştuğunda ortaya çıkan bu takılmalar nedeniyle çocuk böylesi ortamlarda konuşmamayı tercih etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada anne babanın konuşmadaki düzensizliğin gelişme ile ilgili olduğunu bilmesi ve zaman içinde geçeceğine inanması gerekmektedir. Böylece çocuğun takılmalarına dikkat etmeyecek, onun konuşmasını destekleyecek, böylece konuşma bozukluğunun yerleşmesini önleyeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akıcı konuşma bozukluğu daha sonraki dönemlerde de sürüyorsa, çocuk için belirgin bir sıkıntıya neden oluyorsa uzman değerlendirme ve danışmanlığı yararlı olacaktır. Böyle bir değerlendirmede çocuğun konuşmasını bozan aşırı heyecanı ya da kaygısı varsa giderilmeye çalışılır. Konuşmanın akıcılığındaki bu bozukluğa karşın konuşması gerektiği belirtilerek, daha fazla konuşması ve kendini ifade etmesi desteklenir. Konuşmada ortaya çıkan bozukluğun değerlendirilmesi ve tedavisi için konuşma terapistleri ile birlikte çalışmakta ve oldukça iyi sonuçlar almaktayız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-861344301921053410?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/861344301921053410/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/cocuklarda-kekemelik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/861344301921053410'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/861344301921053410'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/cocuklarda-kekemelik.html' title='Çocuklarda Kekemelik'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-34547106325783067</id><published>2011-11-11T04:27:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:28:32.662-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebeğe nasıl bakılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebek evde bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebeğe nasıl bakılmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebek ev sağlığı'/><title type='text'>Prematüre bebeğin evde bakımında nelere dikkat edilmeli ?</title><content type='html'>Prematüre bebeğin evde bakımında nelere dikkat edilmeli ?&lt;br /&gt;Bu bebekler yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin hareketli, sesli, ışıklı ortamına  alışkın olduklarından bir süre evlerini yadırgayabilir, huzursuz olabilirler. Ama kısa sürede evlerine alışırlar.&lt;br /&gt;Kaldıkları oda sıcak olmalıdır. Giysileri de yaşadıkları ortama uygun olmalıdır.&lt;br /&gt;Bu bebekler enfeksiyonlara çok yatkındırlar. Onun için odasına fazla ziyaretçi kabulü uygun değildir. Özellikle kış aylarında kalabalık,  hele hele sigara içilen ortamlardan uzak tutulmalıdır. Çok kolaylıkla üst veya alt solunum yolu enfeksiyonu gelişebilir.&lt;br /&gt;Bebeklerde ateş, beslenme azlığı, aktivitesinde azalma, çok sık dışkılama gibi normalden farklı bir durum gözlendiğinde hemen doktorunun aranması bilgi verilmesi uygun olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-34547106325783067?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/34547106325783067/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/premature-bebegin-evde-bakmnda-nelere.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/34547106325783067'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/34547106325783067'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/premature-bebegin-evde-bakmnda-nelere.html' title='Prematüre bebeğin evde bakımında nelere dikkat edilmeli ?'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-2322053897427178888</id><published>2011-11-11T04:25:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:26:55.771-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prematüre bebeklerin aşıları ne zaman başlanır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebeğe aşı yaptırma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebek aşısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebek ası sorunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebeğe nası aşı yaplır'/><title type='text'>Prematüre bebeklerin aşıları ne zaman başlanır ?</title><content type='html'>Prematüre doğan bebekler tıpkı zamanında doğan bebekler gibi iki aylık olunca aşılarına başlanmalı ve düzenli olarak yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prematüre doğan bebek akranlarının boy ve kilosuna ne zaman ulaşır ?&lt;br /&gt;Birçok erken doğan bebek iki ya da üç yaşında boy ve kilo olarak yaşıtlarını yakalarlar. Bazıları ise daha yavaş büyür ve küçük yapılı erişkinler olarak kalırlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-2322053897427178888?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/2322053897427178888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/premature-bebeklerin-aslar-ne-zaman.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2322053897427178888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2322053897427178888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/premature-bebeklerin-aslar-ne-zaman.html' title='Prematüre bebeklerin aşıları ne zaman başlanır ?'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7651019352301953359</id><published>2011-11-11T04:23:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:25:17.455-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prematüre Bebekler ne zaman beslenmeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prematüre Bebekleri Besleme nasıl beslenmeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prematüre Bebekleri Besleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prematüre Bebekler ne ile bebek ne ile beslenmeli'/><title type='text'>Prematüre Bebekleri Besleme</title><content type='html'>Prematüre bebek ne zaman beslenir ?&lt;br /&gt;Prematüre bebekler bir takım sorunları nedeniyle ağız yoluyla veya sonda ile bir süre beslenemeyebilirler. Bu süre boyunca  anne sütü salgısının devam etmesi için süt sağma pompalarından faydalanılabilir. Sağılan süt daha sonra verilmek üzere dondurularak saklanabilir. Sağılan anne sütü daha sonra bebeğin durumuna göre ağızdan veya burundan yerleştirilen bir  sonda aracılığı ile bebeğe verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prematüre bebek ne ile beslenmeli ?&lt;br /&gt; Prematüre bebekler için en uygun besin kendi annelerinin sütüdür. Prematüre doğum yapan annelerin sütleri zamanında doğum yapan annelerin sütlerine göre daha fazla protein içerir. Bebeklerin büyüme ve gelişmeleri yakından takip edilerek yeteri kadar beslenip beslenmediği anlaşılabilir. Bu bebeklerin kemik gelişimlerinin normal olması için D vitamini , kansızlık gelişmesini önlemek için de demir almaları gerekmektedir. D vitaminini yeteri kadar almazlarsa prematüre bebeklerde kolayca raşitizm gelişebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7651019352301953359?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7651019352301953359/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/premature-bebekleri-besleme.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7651019352301953359'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7651019352301953359'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/premature-bebekleri-besleme.html' title='Prematüre Bebekleri Besleme'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-8338835999077802036</id><published>2011-11-11T04:22:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:23:26.496-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebekte dikkat edilmesi gerekenler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebeke nasıl bakmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebek hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebek bakımı'/><title type='text'>Prematüre doğan bebeklerde en sık rastlanan sorunlar nelerdir ?</title><content type='html'>Erken doğan bebeklerin akciğerlerinde sürfaktan denen bir maddenin yeteri kadar yapılamamasına bağlı olarak, doğumundan sonraki saatlerde inleme, solunum sıkıntısı gelişebilir. Bu hastalığa respiratuar distres sendromu denir. Bu bebekler, eksik olan maddenin solunum yolu ile verilmesiyle tedavi edilebilebilmektedirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erken doğan bebeklerin beyinlerindeki solunum merkezinin yeteri kadar olgunlaşmamasına bağlı olarak solunumları zaman zaman duraksayabilir. Bu 20 saniyeyi aşan solunum duraksamasına  apne denir. Bebek büyüdükçe kendilinden düzelir ancak bebek yoğun bakım ünitesinde izlenirken çok sık apne gelişirse önce ilaç tedavisine başlanır. İlaç etkili olmazsa solunum makinesine bağlamak gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prematüre bebeklerin sindirim sistemi yeteri kadar olgunlaşmadan doğdukları için beslenmeye başlandıktan kısa süre sonra nekrotizan entrokolit denen barsak hastalığı gelişebilir. Bu hastalık besin intoleransı, safralı kusma veya safralı mide içeriği, karnında şişme şeklinde başlar, bebeğin hayatını tehlikeye sokabilir. Bu durumda hemen beslenme kesilerek bebek damar yoluyla beslenmeye başlanır. Bu aşamada tespit edilen bebeklerin çoğu iyileşir.  Bazen de cerrahi girişim gerekebilir, hayatın daha sonraki döneminde başka barsak sorunları da ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarılık yenidoğanların çoğunda görülen fizyolojik bir durumdur. Bebeklerin kırmızı kan hücrelerinin bir kısmının parçalanmasına bağlıdır.  Bu sarılık bazen fizyolojik sınırları aşabilir, fototerapi (ışın tedavisi), kan değişimi gerekebilir.&lt;br /&gt;Prematüre retinopatisi prematüre doğan bebeklerin göz damarlarında gelişen, körlüğe yol açabilen  bir sorundur. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde izlenen çok erken doğan bebekler prematüre retinopatisi açısından yakından izlenirler.&lt;br /&gt;Anne karnındaki bebeklerin akciğerleri işlevsizdir. Bunun için sağ kalpten akciğerlere gönderilen kan duktus arteriozus denen bir bağlantı ile ana atar damara geçer. Bu kanalın doğumdan sonra hemen kapanması gerekir.  Çok küçük prematürlerde bu kapanma gerçekleşmeyebilir. Bu durum bebeğin kalbini yorduğu için ilaçla kapatılmaya çalışılır. Kapanma gerçekleşmezse cerrahi girişimle kapatılır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-8338835999077802036?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/8338835999077802036/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/premature-dogan-bebeklerde-en-sk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8338835999077802036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8338835999077802036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/premature-dogan-bebeklerde-en-sk.html' title='Prematüre doğan bebeklerde en sık rastlanan sorunlar nelerdir ?'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-5712266209773394256</id><published>2011-11-11T04:20:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:21:58.980-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklere biberonla nasıl yemek verilir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biberon ölçüsü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biberonla besleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biberonla bebek beslme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğru biberon ölçüsü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebekleri Biberon ile Besleme Tekniği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuk biberon alışkanlığı'/><title type='text'>Bebekleri Biberon ile Besleme Tekniği</title><content type='html'>Biberonla besleme, bebeğin anne memesini almamasına ve bazı hastalıklara neden olabileceği için önerilmemektedir. Zorunlu kalındığı durumlarda ise aşağıdaki önerilere uyulmalıdır;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biberonun deliğinin genişliği kontrol edilmelidir. Bunun için mama konulduktan sonra biberon ters çevrilir. Mama biberondan önce ip gibi sonra damla damla akmalıdır. Sürekli olarak ip gibi akan ya da sürekli olarak damlayan deliği olan biberonlar uygun değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek yarı oturur durumda iken biberon verilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin her öğünde aldığı miktar yazılarak günlük miktar ölçülmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-5712266209773394256?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/5712266209773394256/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/bebekleri-biberon-ile-besleme-teknigi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5712266209773394256'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5712266209773394256'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/bebekleri-biberon-ile-besleme-teknigi.html' title='Bebekleri Biberon ile Besleme Tekniği'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-2141772456594841627</id><published>2011-11-11T04:18:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:20:20.854-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeği fincanla neye dikkat etmeli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek fincanla nasıl beslenir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebekler fincanla nasıl beslenir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeği fincandan beslme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocukları fincandan besleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebekleri Fincandan Besleme Tekniği'/><title type='text'>Bebekleri Fincandan Besleme Tekniği</title><content type='html'>Bebek yarı oturur duruma getirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fincan bebeğin dudaklarına yaklaştırılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fincan bebeğin dudaklarına değecek şekilde hafif eğilir, bebeğin alt dudağına dayanır ve fincanın kenarları üst dudağın dış yan kısımlarına değer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek uyanık duruma gelir gözlerini ve dudaklarını açar. Çok küçük bebekler dilleri ile sütü alırlar. Daha büyük bebekler sütü emer gibi çeker ve bir miktarını da dökerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir zaman süt bebeğin ağzına dökülmemelidir. Fincan tutularak bebeğin kendisinin alması sağlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek yeterince alınca ağzını kapatır. Bu durumda ne kadar aldığı kayıt edilmelidir. Hesaplanan miktarı almamış ise bir sonraki öğünde daha fazla alabilir ya da daha sık beslenmesi gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğin aldığı miktar günlük olarak ölçülmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-2141772456594841627?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/2141772456594841627/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/bebekleri-fincandan-besleme-teknigi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2141772456594841627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2141772456594841627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/bebekleri-fincandan-besleme-teknigi.html' title='Bebekleri Fincandan Besleme Tekniği'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-4061687692368806682</id><published>2011-11-11T04:15:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:18:18.249-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeğin anne sütü içmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeğe süt içirme yöntemleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek süt içmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebeği Anne Sütü ile Beslenme Tekniği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anne sütü içerme yöntemleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeğim süt içmiyor'/><title type='text'>Bebeği Anne Sütü ile Beslenme Tekniği</title><content type='html'>Bebeğe doğar doğmaz verilecek ilk gıda anne sütü olmalıdır. Bebek bu şekilde ilk aşısını almış olur. Çünkü anne sütü içinde mikroplara karşı koruyucu maddeler vardır ve bebeğin tüm bağırsaklarını kaplayarak bazı hastalıklara karşı korunmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebek doğumdan sonra ağladıkça emzirilmelidir. Emzirme aralarının üç saati geçmemesine dikkat edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirmeden önce annenin göğüslerini temizlemesine gerek yoktur. Önemli olan annenin emzirmeden önce el temizliğine dikkat etmesidir. Emzirirken bebeğin ağzını kocaman açarak bir ağız dolusu memeyi kavraması meme başı çatlaklarının gelişmemesi için önemlidir. Her emzirmede ilk verilen göğüs iyice boşaltıldıktan sonra diğerine geçilmesine dikkat edilmelidir. Her emzirmeye bir önceki emzirmede en son verilen meme ile başlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emzirmeden sonra annenin bir miktar sütünü sıkıp göğüs uçlarına sürmesi temizlik için yeterlidir. Emziren kadınların bolca bir sütyen kullanması ya da göğüslerinin aşağıya sarkmasını önleyecek şekilde eşarpla sıkmadan kaldırması uygun olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bebeğini geçici olarak emziremeyen kadınların göğüslerini üç saatte bir elle ya da pompa (süt çeker) ile sağmaları gerekir. Sağılan sütler oda ısısında 6 saat, buzdolabında (0-4 derecede) 24 saat bozulmadan saklanabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-4061687692368806682?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/4061687692368806682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/bebegi-anne-sutu-ile-beslenme-teknigi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4061687692368806682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4061687692368806682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/bebegi-anne-sutu-ile-beslenme-teknigi.html' title='Bebeği Anne Sütü ile Beslenme Tekniği'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-3523169323007280420</id><published>2011-11-11T04:14:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:15:35.899-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek ne kadar uyumalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek nasıl uyur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebekler Ve Uyku Düzenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeğin normal uyuma suresi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerin uyuması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeğin doğru uyuma suresi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek ne kadar uyur'/><title type='text'>Bebekler Ve Uyku Düzenleri</title><content type='html'>Uyku uyanıklık süresi yenidoğanda uyku lehine iken 1 yaşına gelinceye dek uyanıklık lehine dönüşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nitelik olarak başlardaki hafif uykunun derin uykuya göre fazla olan oranı 1 yaşa kadar tersine dönüşür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-3 yaşları arasında derin uyku dönemleri daha fazla olduğundan gürültüden etkilenmeleri daha azdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak uyku saatleri, uykuya gidiş uyuma yeri gibi çevresel koşulların bu dönemde kazanıldığı unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırtüstü ya da yan yatma son zamanlarda çocuk hekimlerinin önerisidir ancak 1 yaştan sonra bebek kendi pozisyonunu bulacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En fazla 1 yaşına kadar aynı odada ancak ayrı yatakta (beşikte) uyuması daha sonra mümkünse kendi odası ve yatağında uyutmaya geçilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doymuş ve gazı çıkarılmış ve yine mümkünse günde en az 1 kez banyo almış olduğunda uykunun niteliği de iyileşecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalın ve çok katlı giysiler, kalın yorgan, battaniyelerbebeği rahatsız edeceğinden uykusu bozulacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessiz ve fazla aydınlık olmayan, güvenliğinin sağlandığı bir ortam olmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahatsız olduğu işareti varsa ağlama ve uyanmalarda yanına gidip rahatlatıcı tedbirler alınmalı, beklenen uyku süresi tamamlanmamış ise tekrar uykuya bırakılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kucakta, arabada dolaştırılarak, salıncakta sallanarak uyutmaların yerine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;banyo yaptırılıp sırtı sıvazlanarak ya da büyüklerimizin yaptığı gibi ayaklarda sallanarak uyutma yöntemini kişisel olarak daha sağlıklı bulmaktayım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-3523169323007280420?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/3523169323007280420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/bebekler-ve-uyku-duzenleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3523169323007280420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3523169323007280420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/bebekler-ve-uyku-duzenleri.html' title='Bebekler Ve Uyku Düzenleri'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-4920022517856099374</id><published>2011-11-11T04:11:00.000-08:00</published><updated>2011-11-11T04:13:47.815-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeğe nasıl masaj yapılmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek masajının faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklere masaj yapımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek masajının önemi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bebek Masajı Nedir ve Nasıl Yapılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek masajı nasıl yapılır'/><title type='text'>Bebek Masajı Nedir ve Nasıl Yapılır</title><content type='html'>Anne karnında büyüyen bebek için annenin vücudunda temas, güvenlik ve sıcaklığın temelidir. Doğum sonrasında ise anne ile yakın olma ve ona tensel temas dış dünya ile iletişim kurmanın ilk örneğidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzyıllardır, özellikle Asya uygarlıklarında uygulana gelen bir bakım sanatı olan masajın,  tedavi amaçlı kullanımına Mısırlılar’ın en eski tıbbi dökümanı olan Eber Papirüsleri’nde rastlanmaktadır. Eski Yunan ve Roma’da çok popüler olan masaj, kasları güçlendirmek ve yaraların iyileşmesini hızlandırmak amacıyla kullanılmıştır. Çok farklı kültürlerde, bebeklerin ilk aylarından başlayarak gelişim süreçlerinde karşılaşılan sindirim bozuklukları, infantil kolik, uyku düzensizlikleri gibi sorunlarında, yoğun tensel temas ve masaj, etkin bir tedavi yöntemi olarak bilinip halk arasında yaygın olarak kullanılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1881 yılında Berlin Üniversitesi’nde, başlarına masaj uygulanan kurbağaların daha aktif ve kuvvetli olduğu ortaya konmuştur. 1940’lı yıllarda bebeklerin sıkça kucaklanmasının solunumu ve dolaşımı uyardığı, zayıf ve düzensiz solunumun düzelmesine katkıda bulunduğu yönündeki bildiriler bu yöndeki araştırmalara itici kuvvet oluşturmuştur. Bilim adamları, tensel temas ve masajın büyüme ve gelişme, kronik hastalıkların nedene yönelik ve palyatif tedavisi, insanlar ve hayvanlar arasındaki iletişim düzenlenmesi üzerindeki biyolojik rolüne odaklanmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerin %90’ından fazlası gelişmekte olan ülkelerde doğmakta olup, bu bebekler büyüme sürecinde yüksek düzeyde bakım ve özen gerektirmektedirler. Son yıllarda maddi yük getirmeyen ve uygulaması kolay bir yöntem olarak, bebeklerde masajın tedavi amaçlı kullanımı üzerine araştırmalar ortaya konmuştur. Ancak bunlar daha çok yaşamsal risk taşıyan hastalıkları nedeniyle hastaneye yatırılmış bebekler üzerinde yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Prematüre ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde hastanede uygulanan masaj tedavisi ile kilo alımlarının hızlandığı, gelişimlerin daha hızlı ve dengeli olduğu, daha uzun süre uyanık kaldıkları, daha atik oldukları kontrollü çalışmalarla gösterilmiştir. Ayrıca hastanede kalış süresi altı gün kısalmıştır. 8-12 ay sonra yapılan gözlemlerde, hastaneden ayrılınca masajın sürdürülmemesine karşın masaj grubunun hala kontrol grubuna göre daha iyi gelişme gösterdiği saptanmıştır. 1988 sonrasında yapılan farklı çalışmalarda, masajın gelişim üzerindeki etkileri yanında pek çok vücut işlevi üzerine etkisi de ortaya konmuştur. Prematüre, düşük doğum ağırlıklı bebeklerin annelerinde çaresizlik ve bebeğin bakımı konusunda yetersizlik duygularını azaltması da bebek masajının önemli bir avantajıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-4920022517856099374?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/4920022517856099374/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/bebek-masaj-nedir-ve-nasl-yaplr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4920022517856099374'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4920022517856099374'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2011/11/bebek-masaj-nedir-ve-nasl-yaplr.html' title='Bebek Masajı Nedir ve Nasıl Yapılır'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-2325588467653423350</id><published>2009-07-24T17:34:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T17:35:49.383-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cuzam hastalığında bilinmeyenler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cüzam hastalık tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cuzam hastalığı neden olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cuzam hastalık belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cüzam sağlık makalelleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cuzam hastalığı'/><title type='text'>cüzam</title><content type='html'>&lt;b&gt;Belirtiler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cüzam iki biçimde ortaya çıkar ve her ikisinde de belirtiler, iki ya da üç yıl süren uzun bir kuluçka döneminden sonra görülür. Tüberküloit cüzam denen türünde dirseğin arkasındaki ulna siniri kalınlaşır ve iltihaplanır; bedende çay lekesine benzer lekeler oluşur. Duyum yokluğu nedeniyle farkına varılmayan küçük zedelenmeler ve enfeksiyon daha büyük hasarlara yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Lepromatöz cüzam" adı verilen öteki türünde ise ilk belirtiler, altındaki iltihap nedeniyle kalınlaşan, kabaran, buruşan, uyuşmuş bölgelerdir. En ağır biçimlerinde bütün deri etkilenir; daha az şiddetli vakalar ise, daha çok yüz ve kulakları etkiler. Yüz, "aslan yüzü" görünümü alır. Kulaklarda, burunda ve yanaklarda yumuşak derialtı oluşumları gelişir ve genellikle başka bakterilerin bulaşmasıyla, kangrene dönüşen yaralar açılır. Ayrıca çevresel sinirler hasar görür; geniş yama biçimli duyarsız bölgeler ve felçler ortaya çıkar. Bazen bu durum, bütün kolu ya da bacağı etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nedenler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Cüzamın nedeni, "mycobacterium leprae" adlı bakteridir. Bakteri, deri ve sinirleri etkileyerek duyum yitimine, ağır vakalarda ise biçim bozukluğuna yol açar. Hastalığa neden olan bakteri, bir kişiden ötekine deri temasıyla ve - büyük bir olasılıkla - burundan çıkan damlacıklarla geçer. Böceklerle, sterilize edilmemiş dövme iğneleriyle, derialtına yapılan şırıngalarla da bulaştığı bilinmektedir. Bulaşıcı bir hastalık olmasına karşılık, uzun süre yakın temas söz konusu değilse cüzama yakalanma olasılığı azdır. Bu yüzden cüzam, çoğunlukla aile içinde etkili olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüberküloit cüzam hastalığın daha hafif bir biçimidir. Genellikle etkilenenler, kulak arkasındaki yüz sinirleri ve elin bir bölümüne ait ulna siniridir. Yavaşça beliren bir uyuşukluk ve çevresel sinirlerde omurilikten başlayıp beden yüzeyine yayılan sinirler duyum yitimiyle ortaya çıkar. Dirseğin arkasındaki ulna siniri kalınlaşır ve iltihaplanır; bedende çay lekesine benzer lekeler oluşur. Duyum yokluğu nedeniyle farkına varılmayan küçük zedelenmeler ve enfeksiyon daha büyük hasarlara yol açar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Lepromatöz cüzam" adı verilen öteki türünde ise bakterinin neden olduğu zarar, çok daha ağır ve yaygındır. Cüzam, tedavi edilmezse ilerler. Duyarsız bölgeler kolayca zarar görür; zedelenmeler fark edilmez, iltihaplanır, bazen kangren olur ve böylece el ve ayak parmakları yitirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinirlerin iltihaplanması, çevresel kas gruplarının felcine yol açarak, bilek ya da ayakta felç yapar. Tedavi edilmeyen hastaların en az yüzde 25inde yüz biçiminin bozulması ya da ciddi sakatlığa varan biçim bozuklukları görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumdan yalıtılma korkusu, hastaların tedavi için zamanında başvurmasına ve cüzamın çevreye yayılmasına yol açar. Ancak tedavi görmekte olanların genellikle hastalığı bulaştırmadıklarından, yalıtılmaları gereksizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tedavi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Tanıda "lepromin testi" olarak bilinen deri testinden yararlanılır. Böylece hastanın direnci ölçülür. Direnç yüksekse, tüberküloit cüzamın hafif vakalarında olduğu gibi, bazen kendi kendine ya da birkaç aylık ilaç tedavisiyle geçer. Direnç düşükse, ilaç tedavisi yayılmayı sınırlar, ama yineleme eğilimi olduğu için ömür boyu ilaç almak gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi edilmeyen cüzam genellikle yaşamı kısaltmaz; yavaş ilerlediği için zamanla artan sakatlıklara ve biçim bozukluklarına neden olur. Bununla birlikte, modern tedaviyle ve erken tanıyla bu üzücü sonuçların önlenebildiğini unutmamak gerekir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-2325588467653423350?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/2325588467653423350/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/cuzam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2325588467653423350'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2325588467653423350'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/cuzam.html' title='cüzam'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-518020603631871803</id><published>2009-07-24T17:33:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T17:34:14.018-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dolama hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dolama hastalığı neden olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dolama saglık makalelleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dolama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dolama hastalık belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dolama hastalıgı hakkında bilgiler'/><title type='text'>dolama</title><content type='html'>&lt;b&gt;Nedenleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kütikül su, sabun ve yaralanma sonucu zarar görebilir. Ellerin suyun içinde fazla kalması, kütikülü zayıflatır ve yumuşatır. Sabun ve deterjanlarla uzun süreli temas, yağını alarak sertleştirir ve çatlamasına yol açar. Bu nedenle, dolama en çok ev kadınlarında ve elleri sürekli su içinde olanlarda görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük yaralanmalar da kütiküle zarar verir. Parmaklar, çok fazla kullanıldıkları için kolayca yararlanabilirler. Bebeklerdeki dolamaların nedeni ise yaralanma ve parmak emme yüzünden tırnak çevresinin sürekli ıslak olmasıdır. Dikkatsizce yapılmış manikürler kütiküle zarar verebilir ama hiç bakılmamış kütiküller de tırnak ayçasına kadar büyüyerek, yarılıp, iltihaplanabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Belirtiler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kronik dolama, çoğunlukla elleri fazla su içinde kalan kişilerde olur. Apse yavaş gelişir ama sürekli ve yineleyicidir. Şişmiş tırnak çevresinden zaman zaman irin sızar. Tırnak yüzeyi, oluşması sırasında enfeksiyonla zarar görmesi yüzünden, düzgün değildir. Tırnak kenarlarında renk değişimi görülebilir. Akut dolama ise genellikle yaralanma nedeniyle olan ve aniden başlayan şiddetli iltihaptır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tedavi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Akut dolamada irin tırnak yatağına ilerlerse, küçük bir cerrahi girişimle apsenin yarılması gerekir. Ağızdan alınan antibiyotiklerle tedavi de etkili ve çabuktur. Kükürtlü merhemlerin dolama üstüne sürülmesi, şişliği ve ağrıyı giderir. Hafif iltihaplar, jansiyen moru ile alkol karışımı gibi mikrop öldürücülere yanıt verirler. Kronik dolamada tedaviden önce, kültür yapılarak bakteri ya da mantarın cinsi saptanmalıdır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-518020603631871803?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/518020603631871803/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/dolama.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/518020603631871803'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/518020603631871803'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/dolama.html' title='dolama'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-4840263350506468708</id><published>2009-07-24T17:31:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T17:33:01.045-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='plorezi sağlık makalelelri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='plorezi hakkında bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='plorezi belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Plörezinin belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='plorezi hastalığı plorezi nedenleri'/><title type='text'>Plörezinin belirtileri</title><content type='html'>&lt;b&gt;Ağrı&lt;/b&gt;: Hastalığın ilk belirtisi göğüs duvarının tek bir noktasında duyulan ağrıdır. Sırtta, göğüste veya göğsün yan taraflarında olabilir. Ağrınınen önemli özelliği, derini nefes alırken, öksürürken, hapşırırken bıçak ucu batar tarzda ve şiddetli olmasıdır. Nedeni, iltihaplanmış akciğer zarlarınınsolunum hareketleri sırasında birbirlerine sürtünmesidir. Hasta ağırının en çok olduğu noktayı parmağı ile gösterir. İşte, bu nokta dinleme aleti ile dinlendiğinde frotman ismi verilen özel bir ses duyulur. Bu ses hastalar tarafından da işitilebilir ve meşin gıcırtısı veya karda yürürken çıkan seslere benzetilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Öksürük&lt;/b&gt;: Plörezili hastalarda kuru bir öksürük de hemen her zaman vardır. Nedeni, akciğer zarlarındaki öksürük refleksi doğuran noktaların uyarılmasıdır. Plörezi öksürüğü kurudur, yani hastalar balgam çıkarmazlar. Öksürük, ağırıyı artırdığı için son derece rahatsız edicidir. Hastalar öksürürlerkenhasta olan taraflarının üzerine yatarak ağrıyı önlemek isterler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nefes darlığı&lt;/b&gt;: Akciğer zarları arasında biriken sıvının miktarına bağlı olarak nefes darlığı da vardır. Nedeni, sıvının akciğerleri sıkıştırarak hareketlerine engel olmasıdır. Nefes darlığı, önceleri sadece eforlar sırasında ortaya çıkarken, sıvı miktarı arttıkça oturur durumda bile nefes darlığı hissedilebilir. Sıvı miktarı çok olan hastalar, sırtüstü yatamadıkları gibi, ancak sıvaının bulunduğu tarafın üzerine yatmakla rahat edebilirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-4840263350506468708?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/4840263350506468708/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/plorezinin-belirtileri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4840263350506468708'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4840263350506468708'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/plorezinin-belirtileri.html' title='Plörezinin belirtileri'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-479605395119732068</id><published>2009-07-24T17:28:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T17:31:06.916-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel ilişkiye girememe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel isteksizlik sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sex isteksizliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel ilişkiye girmek istemiyorum neden'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel ilşkiye neden girmek istemiyorum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seks isteksizliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel isteksizlik'/><title type='text'>Cinsel istek Kaybı nedenleri</title><content type='html'>A- Madde Bağımlılığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Alkolizm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Diğer Madde Bağımlılıkları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;B- Kişilik Yapısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Obsesif/Kompulsif Kişilik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Histerik Kişilik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Pasif/Bağımlı Kíşilik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Pasif/Agresif Kişilik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;C- Fiziksel Sorunlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Fiziksel Hastalìklar, nörolojik bozukluklar, damarsal bozukluklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Menopozal Semptomlar, vajinal kuruluk, östrojen yetmezliği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Doğum Kontrol Hapları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- İlaçlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- İnfertilite, özellikle zamanlanmış ilişki&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D- Duygusal Faktörler ve Stres&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Bastırılmış öfke&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Üzüntü-Yadsıma, suçluluk duygusu, depresyon veya öfke&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Depresyon&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Gebelik Korkusu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Kişiler Arasında Anlaşmazlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- Bedensel Görüntü Sorunları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Psikozlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8- Kronik yorgunluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a- Çok Fazla ve Uzun Süre Çalışma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b- Küçük Çocuk Bakımı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Orta,Yaş Krizi&lt;br /&gt;Kadın ve erkekte, cinsel istek kaybı, benzer sorunlardır. Cinsel istekler konusunda iki teori öne sürülmektedir. Birinci teoriye göre bireylerin cinsel istek düzeyleri birbirinden farklıdır ve bu farklılıklar doğuştan kazanılmış özelliklerdir...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Bu nedenle bazılarının cinsel istek veya kapasiteleri çok yüksek iken, bazıları yaşam boyunca çok az cinsel ilgi gösterebilirler. Bu durum, bir ölçüde bireyler arasındaki boy uzun1uğu veya göz rengi farklılıklarına benzetilebilir.&lt;br /&gt;İkinci teoriye göre ise, yaşam olayları veya eğitim ile yasaklanmadığı, bastırı1madığı veya saptırı1madığı sürece cinsel dürtü herkes için çok önemli bir itici güçtür. Klinik deneyimler ikinci teoriyi desteklememize neden olmaktadır. Cinsel istek azalması sorunları olan hastaların genellikle bu kaybı açıklayacak çok sayıda nedenleri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinsel istek kaybı, isteğin azalması, uyarı sonucu cinsel tepki a1ındığı halde istek olmaması, uyarı sonunda da cinsel tepki olmaması veya nefret şeklinde ortaya çıkabilir. Nefret, cinsel ilişkide bulunamayacak kadar olumsuz duyguların mevcut olması anlamına gelir. Bu, genel olarak her türlü cinsel aktiviteye karşı o1abildiği gibi sadece belli bir düşünce, inanç veya davranış şekline karşı da geliştirilebilir örneğin, oral seks gibi. Genel olarak insanlar ödüllendirici bir davranışı tekrarlama eğilimindedirler cinsel veya başka tür bir aktivite. Tersine, belli bir davranış anksieteye neden oluyorsa, kaçınmaya çalışılır, dolayısıyla nefret ortaya çıkar. Cinsel istek kaybı olan insanlarda, çocuk1uk dönemindeki yasaklayıcı eğitim ve başarısızlık beklentisi, utanç, acı veya yetersizlik korkusu, gerçek yasaklamalar veya acı deneyler kadar önemlidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-479605395119732068?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/479605395119732068/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/cinsel-istek-kayb-nedenleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/479605395119732068'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/479605395119732068'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/cinsel-istek-kayb-nedenleri.html' title='Cinsel istek Kaybı nedenleri'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7135620298638226858</id><published>2009-07-24T17:26:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T17:28:00.417-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuklarda uyarı eksikliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuklarda tepkisizlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeğim tepki vermior'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uyarı eksikliği sağlık makaleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuk tepki vermiyor'/><title type='text'>Uyarı Eksikliği</title><content type='html'>Sevgi ve uyarı eksikliğinden kaynaklanan, akıcı kadın sendromu ya da uyarı eksikliği sendromu olarak nitelendirilen durumun çocuklarda öğrenme ve konuşma bozukluğu ile ortaya çıkan otistik bir tabloya neden olduğu ifade edildi...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Hacettepe Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Tuncer, çalışan annelerin çocuklarına fazla zaman ayıramaması yüzünden uyarı eksikliği sendromu un son zamanlarda sıkça görüldüğünü belirterek, bu sendromun aileler tarafından ancak bebekleri 18-24 aylık olunca fark edildiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klip ve reklam izliyor. Halbuki reklam ve klipler çocukları olumsuz etkiliyor. Annelerin bu konuda dikkatli olmaları gerekiyor. Eğer çocuk bakıcıyı sevmiş ve anne geldiğinde de ona gitmek istemiyorsa iyi, ama anne gelir gelmez sanki kurtulurmuş gibi annesine gitmek isterse bu kötü bir işarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne evine bazen haber vermeden gelmelidir. Böyle bir durumda çocuk televizyonun karşısında reklam- klip seyrediyorsa bu da kötü işarettir. Eve doktor geldiğinde anne çocukla ilgileniyor, bakıcı ilgi göstermiyor, seyrediyorsa bu da kötü bir puandır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7135620298638226858?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7135620298638226858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/uyar-eksikligi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7135620298638226858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7135620298638226858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/uyar-eksikligi.html' title='Uyarı Eksikliği'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-3668122339567974233</id><published>2009-07-24T17:23:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T17:26:10.074-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuklarda inmemis testis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inmemişs testis cocuk olurmu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inmemiş testis belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inmemis testis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='inmemis testis sağlık makaleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebeklerde inmemiş testis'/><title type='text'>Bebeklerde İnmemis Testis</title><content type='html'>Testisler normalde skrotum ya da halk arasındaki deyimiyle erkekte torba denilen yapı içinde bulunurlar. Eğer testislerden biri veya her ikisi de torbada yerleşik durumda değilse bu durum inmemiş testis olarak değerlendirilmelidir. Testisler bazen hormonal yetersizlikler bazen ise anatomik ve fiziksel sorunlar nedeniyle torbaya inemezler...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;b&gt;Testisler doğumda torbaya inmiş mi olmalıdır?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında Evet, doğumda testislerin torbaya inmiş olması gerekir, ancak bazen 1 yaşın sonuna kadar da testislerin kendiliğinden torbaya inmesi beklenebilir.Burada önemli olan doğumun olmasından hemen sonra bebeğin ilk muayenesini yapan kişinin testislerin de muayenesini yaparak testislerin yerinde olup olmadığını kontrol etmesidir. Hastanelerde olan doğumlarda bu görev çocuk doktorlarının üzerindedir.Evlerde doğum yapanlarda ise ebelerin bu konuda çok dikkatli olması gerekmektedir. Duruma göre doğumu gerçekleştiren Kadın - Doğum uzmanlarının da gerektiğinde bu muayeneyi yapmaları çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Testislerin torba dışında bulunmasının önemi nedir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Torbaların ısısı, vücut ısısı olan 36.5-37 den 1.5 - 2 derece daha serin bir ortamdır.Testislerin doku yapısı bu ısının üstündeki sıcaklıkta örneğin vücut içi ısısında özellikle spermtohum üretiminde bozulmalara yol açabilir, ve bu testislerin gelişimi bozulur. Bu da ileride çocuk sahibi olmasını engelleyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Testislerden birisi yukarıda diğeri torbada ise de çocuk sahibi olmayla ilgili sorun olur mu?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olabilir. Çünkü inmemiş olan testis nedeniyle vücutta bazı toksik maddeler salgılanır ve bu maddeler torbada olan testis üzerinde de olumsuzluklar yaratarak fonksiyonunu bozabilir. Bu yüzden testisin birinin dahi torbaya inmemiş olması ciddi sorunlara yol açabilir. Bu ciddi sorun sadece çocuk sahibi olamamak değildir. İnmemiş ve vücutta kalmış olan testislerden, gelişme çağında veya sonrasında tümörur çıkma olasılığı da vardır. Bu nedenle hayatı tehdit eden bir hastalıkla karşı karşıya kalınabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bu çok ciddi bir durum olarak değerlendirilmeli midir?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesinlikle çok ciddi bir durumdur,çünkü testis tümörü hayatı tehdit eden bir hastalıktır.Çocuk sahibi olamamak da bazen kişilerin sosyal hayatlarını ciddi şekilde tehdit eder. Bu kişilerin bazen aileleri yıkılabilir,boşanmalar olabilir ve insanlar bu nedenle ciddi psikolojik sorunlar da yaşayabilir. Ayrıca toplumda maalesef yanlış bilgi nedeniyle bu kişilere kısır damgası vurulabilir ve bu durumdaki kişiler de psikolojik yıkıma uğrayabilirler, bazen intihar sözcükleri girişimlerine dahi rastlanabiliyor. Bazı erkeklerin çocuk sahibi olamamasını yanlış bilen bazı kişi ve topluluklar o kişinin erkeklik gücünün de olmadığını ve iktidarsız olduğunu sanarak bu durumdaki insanları bir de bu yanlış suçlama ile itham ederler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-3668122339567974233?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/3668122339567974233/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/bebeklerde-inmemis-testis.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3668122339567974233'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3668122339567974233'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/bebeklerde-inmemis-testis.html' title='Bebeklerde İnmemis Testis'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7943028836467742749</id><published>2009-07-24T17:22:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T17:23:03.831-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kekemelik engelleme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kekemelik hakkında bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kekemelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kekeme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kekeme neden olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kekekemelik hangi yaslarda gorulur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kekemelik sağlık makaleleri'/><title type='text'>kekemelik</title><content type='html'>kemelik ya da konuşurken takılma, daha genel olarak tanımlarsak konuşmanın akıcılığını bozan duraklama ya da takılmalar çocuğun büyüme ve gelişmesiyle birlikte ortaya çıkar. 3-5 yaşlar arasında beyin gelişimi hızlanmakta ve çocuk daha hızlı düşünmektedir. İletişim sırasında düşüncelerin aktarılmasına yarayan konuşmanın oluşturulduğu dil ve dudak gibi aktarma organları ise henüz bu hıza yetişememektedir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Böylesi durumlarda konuşmanın başlangıcında bazı sözcükleri bulmada zorluk, takılma, gereksiz duraklama ve nefes düzenleme ile ilgili güçlükler ortaya çıkmaktadır. Eğer sesin oluşumu ile ilgili beyin işlevlerinde ya da aktarma organlarında belirgin bir sorun yoksa akıcı konuşma bozukluğu olarak ele almaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirtilen yaşlarda oldukça sık karşılaşılan bu durum zaman içinde, genellikle hiçbir yardım gerekmeden kendiliğinden düzelmektedir. Bu sorunun kalıcı olmasında çocuğun anne babasının ya da çevresindeki diğer kişilerin tutumları etkili olmaktadır. Çocuklarının konuşmasında bir bozulma ortaya çıkması anne babaları kaygılandırmakta, artık çocuğun çıkaracağı sözcüklere dikkat etmeye, hatta çocuğun bu sözcüklerini düzeltmeye başlamaktadırlar. Bu ise çocuğun konuşacaklarına dikkat etmesine ve takılmayacağı sözcükleri seçmesine neden olmakta, giderek daha az ve seçici konuşmasına yol açmaktadır. Özellikle heyecanlandığında, yabancılarla konuştuğunda ortaya çıkan bu takılmalar nedeniyle çocuk böylesi ortamlarda konuşmamayı tercih etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada anne babanın konuşmadaki düzensizliğin gelişme ile ilgili olduğunu bilmesi ve zaman içinde geçeceğine inanması gerekmektedir. Böylece çocuğun takılmalarına dikkat etmeyecek, onun konuşmasını destekleyecek, böylece konuşma bozukluğunun yerleşmesini önleyeceklerdir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7943028836467742749?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7943028836467742749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/kekemelik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7943028836467742749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7943028836467742749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/kekemelik.html' title='kekemelik'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-2624615944915034108</id><published>2009-07-24T17:19:00.001-07:00</published><updated>2009-07-24T17:21:29.763-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık bilgileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gut hastalığı hakkında bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gut sağlık makaleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gut'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gut hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='damla hastalığı'/><title type='text'>Gut</title><content type='html'>Gut hastalığı erkeklerde ve yaşlılarda daha çok görülür. 15 - 44 yaşları arasındaki her 1000 kişiden 1.7 erkeğe karşılık ancak 0.1 kadında gut hastalığı görülür. 45 - 64 yaşları arasında ise 1000 kişide 11 erkeğe karşılık yalnız bir kadın hasta olur. Daha ileri yaşlarda ise aynı oran, 12 erkeğe karşılık üç kadındır. Bazen gençlerde de bazı bozukluklardan ötürü gut hastalığı görülebilir ama bu oldukça enderdir. Hastaların yaklaşık dörtte birinde hastalık başka aile üyelerinde de vardır ama gut hastalığı genel olarak varlıklı kişilere özgüdür. Tipik bir hasta 50 yaşını geçmiş varlıklı bir erkek olarak tanımlanabilir. Şişmanların gut hastalığına yakalanma olasılığı biraz daha yüksek olmakla birlikte, şişmanlık hastalık nedenleri arasında ancak son sıralarda yer alır. Gut hastalığı olanların verilen tedaviyi düzenli olarak uygulamaları, sağlık kontrollerini aksatmamaları, doktorların önerilerine sıkı sıkıya uymaları gerekir. Zaman zaman yapılacak kan tahlilleri ile kandaki ürik asit düzeyinin saptanması, tedavide izlenecek yolun belirlenmesi açısından önemlidir.&lt;br /&gt;Ürik asit yapımında artışa neden olan birçok etken vardır. Eskiden gut hastalığına aşırı beslenme ile alkol kullanma sonucu sindirim ürünlerinde ürik asidin artmasının yol açtığı düşünülürdü. Günümüzde ise beslenmenin rolünün pek önemli olmadığı ve başka nedenlerin çok daha önemli olduğu bilinmektedir. En sık görülen neden, böbreklerin ürik asidi süzmede yetersiz kalmasıdır. Bu durum kronik nefrit böbrek iltihabı gibi hastalıkların ya da idrar söktürücü türünden bazı ilaçların etkisiyle ortaya çıkabilir.İlk gut krizi akut ve şiddetlidir; çoğunlukla da ayak başparmağında görülür. Hasta, gece uykusundan apansız başlayan şiddetli ağrıyla uyanır; başparmak yatak örtüsünün ağırlığına bile dayanamayacak ölçüde duyarlılık kazanmış olur. Parmağın dibi şiş, derisi kuru, kırmızı, sıcak v eparlaktır. Ayağın üstündeki damarlar kabarmış olabilir; bazen ateş de yükselir. Kronik gut hastalığında eklemlerde, deride ve böbreklerde ürik asit tuzları birikerek, kalıcı bozukluklar yapar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor, hastanın genel durumunu belirleyip hastalığın ilerlemesini engellemek için başka tedavi gerekip gerekmediğini saptamak için kan tahlilleri yaptırır. Ürik asit düzeyi hafifçe yükselmiş olanların ya da çok ender kriz geçiren hastaların tedavi edilmesi gerekmez. Gut hastalığı böbreklere iki açıdan zarar verir. Ya biriken ürik asit böbreklerdeki süzme sistemini zamanla çalışamaz hale getirir ya da derişik ürik asit kristalleşerek, böbrek taşlarını oluşturur. Tedavi edilmeyen gut hastalarının beşte birinde böbrek taşı oluşur. Sık sık akut krizler geçiren, eklemlerinde değişiklikler, derilerinde şişlikler beliren, böbreklerinden hasta ya da kanlarında ürik asit düzeyi hep yüksek olan hastalara, uzun vadeli tedavi uygulamak gerekir. Tedavide, böbreklerden ürik asit atılımını artıran ilaçlar kullanılır. Ne var ki, idrara bu kadar çok ürik asit geçmesi, asidin kristalleşerek böbrek taşı oluşturmasını kolaylaştırır. Hastanın çok su içip idrarı bazik hale getiren ilaçlar kullanarak, kristallerin daha kolay çözülmesini sağlaması gerekir. Ayrıca hastaya ürik asit oluşumunu engelleyen ilaçlar da verilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-2624615944915034108?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/2624615944915034108/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/gut.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2624615944915034108'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2624615944915034108'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/gut.html' title='Gut'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-1849008121821240137</id><published>2009-07-24T17:16:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T17:18:31.827-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='topuk dikeni'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='opuk dikeni nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='topuğama diken batma gibi oluyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='topuğum acıyor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='topğuma iyne batması gibi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tpouk hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='topuk sağlık makaleleri'/><title type='text'>Topuk dikeni</title><content type='html'>Oluşma sebebi ayak tabanındaki aşırı zorlanmadır. Ayak tabanındaki tendon dokusunun topuşa yapışma yerinde gerilme, zorlanma nedeniyle zamanla minik yırtık ve zedelenmeler oluşur...&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Daha sonra oluşan doku iltihabı ve sertleşmesi, yerini kemikimsi bir yapıya bırakır. Bu da röntgen filminde topuğa batmış bir diken gibi görünür. Ağrının sebebi dokuda meydana gelen zedelenmedir. Oluşan kireçlenme vücudun zedelenmeye karşı verdiği reaksiyondur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şişmanlık,ayak taban bozuklukları, uzun süre ayakta kalma, yürüme ve bazı spor dallarındaki aktiviteler hazırlayıcı faktör oluştururlar. Hasta genellikle sabah kalkınca ilk adımda şiddetli topuk ağrısından yakınır. Daha sonra kısmen hafifleyen ağrı, uzun süre yürüme, ayakta kalma ile tekrar artabilir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yapılması Grekenler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1. Ayakkabı içine yerleştirilen ağrılı bölgeye gelen kısmı delik olan topuk yastıkçığı/taban desteği&lt;br /&gt;2. Spor ayakkabı ve ayakkabı seçerken dikkat edilecek konularda hastayı bilgilendirme.&lt;br /&gt;3.Egzersiz uygulamaları&lt;br /&gt;4. Fazla kiloları vermek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-1849008121821240137?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/1849008121821240137/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/topuk-dikeni.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/1849008121821240137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/1849008121821240137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/topuk-dikeni.html' title='Topuk dikeni'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-543899376670011362</id><published>2009-07-24T17:14:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T17:15:44.402-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kor pulmonale nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kor pulmonale hakkında bilgiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kor pulmonale sağlık makaleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kor pulmonale olusumu'/><title type='text'>Kor pulmonale</title><content type='html'>Kronik kor pulmonale kalp hastaliklarinin önemli bir bölümünü teskil etmektedir. Görülme orani iklim, hava kirlenmesi, çalisma ve yasama sartlarina göre ülkeden ülkeye degisiklikler göstermektedir. Organik kalp hastaliklarinin 5-10unu olusturmaktadir. Ayrica kalp yetmezliginin sik nedenleri arasinda yer almaktadir. Örnegin Ingilterede kalp yetmezlikli olgularin yaklasik 30unda, Amerika Birlesik Devletleri de ise 10-30unda kor pulmonale tespit edilmistir. Son yillarda solunum yolu enfeksiyonlarinin çogu zaman antibiyotiklerle tedavi edilebilmeleri akut akciger enfeksiyonlarindan ölümleri azaltarak kronik akciger hastaliklarinin ve buna bagli olarak kronik kor pulmonale vakalarinin oranini arttirmaktadir. Kor pulmonale genellikle elli yaslarindan sonra ortaya çikar. Erkeklerde daha sik görüldügü tespit edilmistir. Bununla birlikte kadinlarda sigara içimindeki artislara paralel olarak kor pulmonale görülme orani giderek yükselmektedir. Hem kalp hem de solunum sistemini ilgilendiren bir hastalik olusu tanisal açidan zaman zaman sorunlara neden olmaktadir. Örnegin sol kalp yetersizligine eslik eden akciger enfeksiyonuna hekimin yanlis olarak kor pulmonale tanisi koymasi nadir bir hata degildir. Kronik bronsit ve amfizem gibi kronik obstrüktif akciger hastaliklari KOAH kor pulmonalenin en sik nedenlerinin basinda yer almaktadir. Amerika Birlesik Devletleri de kor pulmonaleli hastalarin yarisindan çogunda zeminde bu iki klinik durumun varligi söz konusudur. Yayinlarin önemli bir kisminda kor pulmonaleden 80 in üzerinde KOAHin sorumlu olduguna dikkat çekilmektedir. Etyolojide rol oynayan hastaliklar oldukça fazladir. Ancak ortak yanlari akcigerlerin damar yatagini daraltarak akciger damarlarinda basinç artmasina ve neticede kor pulmonaleye sebep olmalaridir. Sigara bugün için en önemli sebeptir. Içilen sigara miktari artikça ve süre uzadikça kor pulmonale gelisi ihtimalli de artmaktadir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-543899376670011362?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/543899376670011362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/kor-pulmonale.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/543899376670011362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/543899376670011362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/kor-pulmonale.html' title='Kor pulmonale'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7150785056983376631</id><published>2009-07-24T17:09:00.000-07:00</published><updated>2009-07-24T17:14:07.501-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='koah sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='koah sağlık makaleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='amfizemli koah'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='KRONİK BRONŞİTLİ KOAH'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='koah tanısı'/><title type='text'>Koah</title><content type='html'>İlk belirtileri öksürük ve balgamdır, ancak bu kişilerin çoğu sigara tiryakisi de oldukları için, öksürük ve balgamı hiç önemsemezler. Bunlara göre, sigara içen bir insanın öksürmesi ve zaman zaman balgam çıkarması son derecede olağandır. Öksürük ve balgam çıkarma şikayetleri özellikle kış aylarında ve sabahları daha fazladır. KOAH lılar solunum yolları enfeksiyonlarına karşı çok duyarlıdırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KOAHlıların doktora baş vurmasına neden olan esas şikayet öksürük ve balgama eklenen nefes darlığı ve hırıltılı solunumdur. Nefes darlığı önceleri sadece ağır eforlar sırasında ortaya çıkarken, giderek ilerleyici bir özellik gösterir ve nihayet en küçük hareketler bile nefes darlığına yol açmaya başlar. İleri dönemlerdeki hastalar odaları içinde yürürken, tıraş olurken, giyinip soyunurken, hatta yatakta dönerken bile nefes darlığı çekerler. İlerlemiş KOAHlılarda dudak ve tırnaklarda morarma, boyun damarlarında dolgunluk, gözlerde kanlanma, bacaklarda şişlik ödem gibi belirtiler de görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KOAHlılarda kanlarındaki oksijen basıncının azalmış olmasına bağlı olarak sinirlilik, huzursuzluk, uykusuzluk, çarpıntı, baş ağrısı, ellerde titremeler ortaya çıkar. Dalgınlık, konuşma güçlüğü, uyuklama, kas seğirmeleri... gibi bulgular ise kanda karbondioksit basıncının artmış olduğunu gösteren belirtilerdir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;AMFİZEMLİ KOAH&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hastaların esas şikayeti nefes darlığıdır. Zaman zaman öksürük ve hırıltı şikayetleri olabilir, fakat hiç balgam çıkarmazlar. Nefes darlığı ilerleyici bir özellik gösterir; önceleri ağır eforlarda ortaya çıkarken giderek en küçük hareketler bile hastayı nefes nefese bırakır. İleri dönemlerde, yemek yemek, traş olmak... gibi en basit eforlar bile yapılamaz olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;KOAHIN TANISI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KOAH teşhisinda hastanın ayrıntılı olarak sorgulanması ve dikkatli muayenesi ile önemli ipuçları elde edilir. İlerlemiş KOAH ın teşhisi çok kolay olsa da, erken evredeki hastaların tanınabilmesi için bazı incelemelerin yapılması gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Akciğer röntgeni&lt;br /&gt;-Akciğer tomografisi bazı hastalarda&lt;br /&gt;-Solunum fonksiyon testleri&lt;br /&gt;-Arter kanında oksijen ve karbondioksit basınçları ölçümü&lt;br /&gt;-Kanda antitripsin ölçümü&lt;br /&gt;-Balgam incelemeleri&lt;br /&gt;-EKG&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7150785056983376631?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7150785056983376631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/koah.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7150785056983376631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7150785056983376631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/07/koah.html' title='Koah'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-5959334380578479552</id><published>2009-06-22T11:18:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T14:35:03.716-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deniz anası teması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zehirlenme saglık makakeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zehilenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gıda zehirlenmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Akreğ sokması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='solunum zehirlenmesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zehirlenme belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arı sokması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sindirim zehirlenmesi'/><title type='text'>Zehirlenme ve ilk Yardım</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Herhangi bir kimyasal, organik  veya fiziksel madde vücuda girdikten sonra özelliğine göre yerel veya genel  hasar meydana getirerek, ölüme neden olabiliyorsa bu maddeye ZEHİR, olaya ise  ZEHİRLENME denir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ağız yoluyla alınan her türlü  zehir etkisi yapan maddelerle meydana gelirler; bayat besinler, ilaçlar, alkol,  korozif (yakıcı, tahriş edici) maddeler ya da alerjik etki yapan maddeler neden olabilir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Genel belirtiler:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;- Vücut ısısının yükselmesi  (ateş), &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;- Tüm vücutta kızarıklık,  döküntü, kaşıntı, &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;- Solunum sıkıntısı, hızlı ve  zayıf atan nabız, &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;- Baş ağrısı, kulak çınlaması, &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Halsizlik, kendinden geçme,  gelişen bilinç kaybı,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Şok, ölüm.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Gıda Zehirlenmesinde ne yapılmalı,ne yapılmamalı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Herhangi bir tedavisi yoktur. 2-3 günde kendiliğinden geçer. Antibiyotik  verilmez.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* Aşırı ishal ve kusmaya bağlı  olarak dehidratasyon gelişmişse içecek şeyler verilerek kaybedilen sıvı yerine  konur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* Yemek hazırlanırken kapların  temiz olmasına dikkat edilir ve iyi pişirilirse salmonella enfeksiyonu  önlenebilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Sindirim Zehirlenmeleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Eğer zehrin alınması  üzerinden henüz 30 dakika geçmemişse, o zaman kusturulur.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;- Tercih edilen kişinin  kendi parmağı ile küçük dilini dolayısıyla  da öğürme refleksini  uyararak kusmasını sağlamaktır, &lt;/span&gt; &lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  - Sıcağa yakın ılık su  içirerek de kusturma sağlanabilir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;KUSTURULMAYACAK   DURUMLAR:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  - Asit veya bazik madde (korozif  madde) içeren sıvılar içilmişse,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  - Petrol ürünleri içilmişse,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  - Bilinci kapalı ise.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* Kusturulduktan sonra soğuk  veya sıcak olmayan su içirilir, kusturulmayacak durumlarda da yine  su içirilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* Hastaneye götürülür,  özellikle korozif madde içmiş kişilerin mutlaka hastane tedavisine  gereksinimleri vardır: &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* Ne yapılacağına karar   verilemeyen durumlarda mutlaka ZEHİR DANIŞMA MERKEZİ  aranmalıdır. Merkez  aranmadan önce aşağıdaki bilgiler toplanmalıdır: &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  - Zehirlenme ne ile meydana  geldi, kutu veya prospektüs varsa yanınızda olmalı,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  - Kutudaki / şişedeki miktar  ne kadar kalmış, daha önce ne kadarmış, çevreye saçılmış mı?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  - Zehir ne zaman alınmış,  hastanın durumu nası&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Solunum Yolu Zehirlenmesi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Tüp gaz, egzoz gazı (karbonmonoksit),  duman ve diğer zehirli gazların solunması sonucunda görülür. Özellikle renksiz  ve kokusuz zehirli gazlarla meydana gelen zehirlenmelerde kişide görülen  belirtilerin saptanması  hayat kurtaracaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Baş ağrısı, baş dönmesi,  kulak çınlaması, kendinden geçme, bulantı-kusma, deride renk değişim&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;, deride renk değişimi gorulur.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Öncelikle kaynak kapatılır,  havalandırma sağlanır, kişi temiz havaya çıkartılır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* Yüzüne su serpilebilir,  kolları açılıp kapatılabilir,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* Gerekiyorsa suni solunum ve  kalp masajı yapılır,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;* Mutlaka hastaneye götürülür&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Deri Yoluyla Gecen Zehirlenme&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Akrep Sokması:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  Sokulan yere amonyak veya su ile bulamaç yapılmış yemek karbonatı sürülebilir.  Venöz turnike uygulanabilir. Hastaneye götürülmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Arı Sokması:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  Sabunlu su ile yıkanabilir veya antiseptik ile silinebilir. İğne çıkarılabilecek  durumdaysa cımbızla çıkarılır aksi halde, zorlanmaz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yerel belirtiler genel  belirtilere dönüşüyorsa, vakit kaybedilmeden hastaneye götürülmelidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Deniz Kestanesi Batması:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  Bu durumda organ (genelde ayak), yanmayacak şekilde dayanabileceği kadar (45° C)  sıcak su içine daldırılarak, 20-30 dakika (ağrı dininceye) kadar bekletilir.  Sıcak dikeni eritir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Denizanası Teması:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  Denizanası ve deniz şakayıklarının nematokist denilen vantuzlarındaki  çengellerle cilde tutunurlar, bunların zarar verilmeden uzaklaştırılması için:  önce alkol (ya da sirke veya deniz suyu) ile yıkanır, sonra üzerine pudra  ekilir, varsa çiğ et konarak yumuşatılır ve bıçağın tersi veya tahta çubukla  deriden sıyrılır. Ya da o kısım doğrudan musluk suyu ile yıkanabilir; tatlı su  vantuzları patlatacağından kişi rahatlayacaktır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-family:Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-5959334380578479552?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/5959334380578479552/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/zehirlenme-ve-ilk-yardm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5959334380578479552'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5959334380578479552'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/zehirlenme-ve-ilk-yardm.html' title='Zehirlenme ve ilk Yardım'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-656659338925527567</id><published>2009-06-22T11:16:00.001-07:00</published><updated>2009-07-22T14:35:50.333-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='E vitamini'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitaminle ilgili saglık makaleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitaminin saglıka yararları'/><title type='text'>E vitamini</title><content type='html'>E VİTAMİNİ&lt;br /&gt;Yağda eriyen bir vitamindir. En önemli görevi A vitaminin yok olmasını önlemektedir. Gerek erkekte, gerekse kadında kısırlığın E vitamini eksikliğinden ileri geldiği öne sürülür. Hücrelerin daha uzun yaşamasını ve yenilenmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başlıca kaynaklar; çimlendirilmiş buğday, tohumlu besinler, soya fasulyesi yağı, arı sütü, ceviz. İkinci derecedeki kaynaklar; marul, su teresi, kereviz, maydanoz, ıspanak, lahana, mısır yağı, mısır, yulaf.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-656659338925527567?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/656659338925527567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/e-vitamini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/656659338925527567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/656659338925527567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/e-vitamini.html' title='E vitamini'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-2404841004289108071</id><published>2009-06-22T11:14:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T14:36:18.890-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A vitaminin yaraları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='a vitaminin sağlıka faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitamin zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A vitamini'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitamin faydaları'/><title type='text'>A vitamini</title><content type='html'>A Vitamini yağda eriyen vitaminlerdendir.Balıkyağında, karaciğerde, tereyağı ve kremada, peynirde, yumurta sarısında bulunur.Sonradan A vitamini (retinol) ne dönüşecek olan Beta Karoten ve diğer karotenoidler ise yeşil yapraklı ve sarı sebzelerde ve tahıllarda bulunur.A vitamini karaciğerde depolanır. Isıya karşı sabit ve pişirilmeye dayanıklıdır.Yüksek miktarlarda alınması toksik reaksiyonlara (zehirlenme) neden olabilir. Vitamin A miktarı Retinol Equivalant ile ölçülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vücuttaki Fonksiyonları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Sağlıklı deri ve saçlar için gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Diş, dişeti, ve kemik gelişiminde önemli rol oynar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Normal iyi görme de ve gece görme de etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Akciğer, mide, üriner sistem ve diğer organların koruyucu epitelinin düzeninde rol oynar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksiklik Belirtileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Gece körlüğü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Xerophthalmia ( korneanın anormal kuruması ve kalınlaşması = göz kuruluğu)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara elverişli hale gelme&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Akne (sivilce) oluşumunda artış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Yorgunluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Diş, diseti ve kemiklerde deformiteler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırılık ve Zehirlenme Belirtileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Karaciğer bozuklukları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Mide bulantısı ve kusma&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Saç dökülmesi (saçlar çabuk kopar)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Başağrısı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Eklem ağrıları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Dudak çatlamaları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· Saç kuruluğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;· İştah kaybı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beta Karoten Aşırılığı ve Zehirlenme Belirtileri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avuçlarda ve ayak tabanlarında ciltte sarı-kavuniçi renk değişikliği.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarda zehirlenme 300000 Retinol Equivalant A vitamini alımıyla oluşur. Yetişkinler de ise genellikle günde 100000 Retinol Equivalant A vitamininin aylar boyu alınması ile oluşur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-2404841004289108071?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/2404841004289108071/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/vitamini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2404841004289108071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2404841004289108071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/vitamini.html' title='A vitamini'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7883101372454352196</id><published>2009-06-22T11:09:00.000-07:00</published><updated>2009-06-22T11:12:07.005-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='c vitamini alma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='c vitamini faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='c vitaminin zaraları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitamin eksikliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='C vitamini'/><title type='text'>C Vitamini</title><content type='html'>&lt;span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_lblUserInfo" class="contentDescription"&gt;&lt;span id="spnUst"&gt;&lt;span id="dv_1" runat="server"&gt;C vitamini yokluğunda histamin düzeyi tahminen %40 artar ve allerjik olayların gelişmesine yol açar. C vitamini suda eriyen ve vücutta depo edilemeyen bir maddedir. Besinlerle alınan C vitamininin vücutta kalış süresi çok kısadır. Bu nedenle çok sık alınması gerekir. Yetersiz dozda ve sıklıkla alındığında faydası olmaz. Çok yüksek dozda alındığında bile bir yan etkisi yoktur. Bu nedenlerle, çoklu vitaminlerde bulunan C vitamini dozu yetersizdir. Maymunlar da kendi C vitaminlerini yapamazlar ama besinlerinde ortalama günlük 2000-5000 mg C Vitamini bulunur. Bu nedenle insanlarda görülen çoğu hastalıklar doğal ortamda yaşayan maymunlarda görülmez. C vitamini, ana karnındaki bebekleri beyin hasarından koruyan folik asidi aktif ürünü olan folinik aside dönüştürür. Beyin yaşlanmasını arttıran homosisteinin beyne zarar vermesini önler.&lt;br /&gt;Günlük ortalama aldığımız C vitamini 100 mg. dır. Bu miktarın en az 600 mg olması gerekir. Son çalışmalar C vitamininin damar sertliğini önlediğini, kalp ve beyin damar tedavilerin C vitamini ağırlıklı olması gerektiği bildirilmiştir. Nagoya Ün. yapılan bir çalışma 6 ay boyunca günde 600 mg C vitamini alan yüksek tansiyonu 67-83 yaş arasındaki insanların, tansiyon değerlerinin 16-18 mm hg azaldığı bildirilmiştir. Bu sonuçlar tansiyon düşürücü ilaçlardan çok daha başarılıdır. Vitamin C yeşil sebze ve çoğu meyvelerde bulunmaktadır. Bunları tüketmemize rağmen yatersiz kalabilirler. Çünkü vücudun C vitamini ihtiyacı artmıştır. Bu ihtiyacı arttıran asıl neden, anormal-doğal olmayan beslenme biçimi ve yaşam koşullarıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_lblUserInfo" class="contentDescription"&gt;&lt;span id="spnUst"&gt;&lt;span id="dv_2" runat="server"&gt;Doğal olandan uzaklaştıkça hastalıklar da o ölçüde artıyor. Doğal yaşamlarında bulaşıcı hastalıklar dışında hastalığı olmayan hayvanların insanıoğluna örnek olması gerekir. Aynı hayvanlar doğal ortamdan alınıp insanların yaşam ortamına konulduğunda hasta oluyorlar. C vitamini gibi diğer tüm vitaminler insan için gereklidir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="ctl00_ContentPlaceHolder1_lblUserInfo" class="contentDescription"&gt;&lt;span id="spnUst"&gt;&lt;span id="dv_1" runat="server"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="display: none;" id="dv_2" runat="server"&gt; Doğal olandan uzaklaştıkça hastalıklar da o ölçüde artıyor. Doğal yaşamlarında bulaşıcı hastalıklar dışında hastalığı olmayan hayvanların insanıoğluna örnek olması gerekir. Aynı hayvanlar doğal ortamdan alınıp insanların yaşam ortamına konulduğunda hasta oluyorlar. C vitamini gibi diğer tüm vitaminler insan için gereklidir. Vitaminlere karşı olumsuz düşüncelerin hangi çıkar çevrelerine hizmet ettiğini düşünmemiz gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kaynak :&lt;/strong&gt; Dr Güçlü Ildız Nöroloji Uzmanı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7883101372454352196?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7883101372454352196/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/c-vitamini.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7883101372454352196'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7883101372454352196'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/c-vitamini.html' title='C Vitamini'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7931136978670841749</id><published>2009-06-22T11:05:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T14:37:01.843-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='d vitamini'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='d vitamininin cocuk sağlığına faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuklarda vitamin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='d vitaminin sağlığa faydaları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='d vitamininin faydaları'/><title type='text'>Cocuklarda D Vitaminine Dikkat Edilmeli</title><content type='html'>&lt;span class="detay_baslik"&gt;&lt;span class="detay_haber"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;D vitamini eksikliği özellikle büyümeyi olumsuz etkiliyor. Vitamin eksikliğinin yanı sıra; mineral eksikliği, özellikle iyot eksikliği çok önemli. Toplumsal olarak iyotlu tuzların kullanılması yaygınlaştırılmalı. Çocuk iyodu sürekli olarak eksik alıyorsa, tiroid hormon sentezi yetersizleşiyor ve buna bağlı guatr, tiroid eksikliği ve büyüme yavaşlığı görülüyor. Çinko eksikliği de, ağır boy kısalığına ve cinsel gelişimin gecikmesine yol açabiliyor. Demir eksikliği kronik olduğunda, çocuğun iştahıyla birlikte büyümesini etkiliyor. Proteinler de büyüme açısından önemli. Bir çocuk kilosu başına günde hayvansal proteinlerden (et, süt) 1.2 gram, bitkisel proteinlerden ise günde 2 gram almalıdır. Protein açığı olmamalı ki, büyüme baskılanmasın. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7931136978670841749?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7931136978670841749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-d-vitaminine-dikkat-edilmeli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7931136978670841749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7931136978670841749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-d-vitaminine-dikkat-edilmeli.html' title='Cocuklarda D Vitaminine Dikkat Edilmeli'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-2202563685949027568</id><published>2009-06-20T05:14:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T18:35:00.949-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon hangi sağlık srounlarına yol acar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yüksek tansiyon sağlık makaleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiper tansiyon sağlık makakeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon sağlık makaleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyonun sağlığa zararları'/><title type='text'>Yuksek Tansiyon</title><content type='html'>İyi  ve kontrol edilmiş cihazlar ile evde yapılan tansiyon ölçümlerinin gereği, faydaları ve ileriye dönük bilgi verdikleri artık kabul edilen bir gerçektir. Hatta son yıllarda evde yapılan ölçümlerin hastanın gerçek durumunu daha iyi yansıttığı söylenmektedir.Bunun çeşitli nedenleri vardır;         &lt;ol&gt;&lt;li class="yazi"&gt;doktora giden kişilerin üçte birinde muayane sırasında yapılan tansiyon ölçümlerinin yanlış olarak yüksek bulunmaktadır. Buna “beyaz önlük” tansiyonu denir ve ortamın gerginliği, stres ve muayene heyecanın rol oynadığı kabul edilir.&lt;/li&gt;&lt;li class="yazi"&gt;Doğru tansiyon ölçümü kuralları hastane poliklinik ortamında pek işlemez; önceden dinlenmiş olmak, aç olmak, birden fazla ölçüm veya her iki koldan ölçüm gibi.genellikle bunlara zaman yoktur veya önem verilmez.&lt;/li&gt;&lt;li class="yazi"&gt;Tansiyonun birden fazla kez ve günde ölçülmesi ve ortalamanın alınması daha doğru zira tansiyon devamlı değişken ve kişinin ruh hali, öfke-korku anları ve hatta bir kalp atımından diğerine değişmesi söz konusu.Tek bir ölçüm çok yüksek bulunmadıkça yanıltıcı olabilir, bun bakarak teşhis komulmamalı ilaç tedavisi başlanmamalıdır.&lt;/li&gt;&lt;li class="yazi"&gt;Evde ölçümler hastayı daha bilinçli ve ilgili  yapar&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-2202563685949027568?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/2202563685949027568/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/yuksek-tansiyon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2202563685949027568'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2202563685949027568'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/yuksek-tansiyon.html' title='Yuksek Tansiyon'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7225933315509648502</id><published>2009-06-20T05:09:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T14:38:45.347-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıcak carpmasında ne yapılır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sıcak carpması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıcak neden carpar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıcağın sağlığa zararları'/><title type='text'>Sıcak Carpması</title><content type='html'>&lt;table style="width: 682px; height: 308px;" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr bgcolor="#ffffff"&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr bgcolor="#ffffff"&gt;&lt;td bgcolor="#ffffff"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;       &lt;td rowspan="2" bgcolor="#ffffff" valign="top"&gt;&lt;p class="yazi"&gt;&lt;strong&gt;Aşırı sıcaklar&lt;/strong&gt; her canlı türü için sağlık sorunu yaratabilir..Diyelim ki dışarıda hava 40 derece.Vücudumuz kendi ısısını 37 derecede tutmak ister.Bunun tek yolu terlemektir.Cildin üzerinde ter sayesinde nem oluşturmak ve bunun buharlaşmasını sağlamak yolu ile vücut kendini serinletir.Ancak, terlemek vücudumuzda yeterli su olduğu sürece  işe yarar.Eğer vücut suyumuz azalırsa terleme durur ve ısımız hızla yükselmeye başlar.Sıcak havalarda  bir saatte 2 litre su kaybedilebilir , aynı miktarda su içilmez ise hızla kururuz.Fakat susama hissine çok güvenmemelidir , gerçek su kaybına göre geriden gelir.İşte bu nedenle aşırı sıcaklarda susamaya göre değil,ihtiyaç olan miktara göre sıvı içilmelidir.Sıcak çarpmasına neden olabilecek ikinci bir problemde yüksek nem oranıdır.Bu durumda da terleme zorlaşacağından vücut kendini serinletemiyecektir.&lt;strong&gt;Sıcaklara uygun giyinin.&lt;/strong&gt;İnce ve açık renkli giysiler,şapka ve hatta  şemsiye kullanın.&lt;br /&gt;         &lt;strong&gt;Su için.&lt;/strong&gt;Yanınız da su veya meyve suyu taşıyın ve susama hissetmesenizde düzenli için.Saatte 2-4 bardak sıvı alın.Çay,kahve ve alkol almayın,sizi daha da kurutacaktır.&lt;br /&gt;         &lt;strong&gt;Sporcu içecekleri kullanabilirsiniz ancak doktora  sormadan tuz tabletleri almayın.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;         &lt;strong&gt;Az ve sık yiyin.&lt;/strong&gt;Protein miktarını azaltın,fazla et ve süt ürünleri ısıyı arttırır.&lt;br /&gt;         &lt;strong&gt;Yavaşlayın.&lt;/strong&gt;Aşırı fiziksel aktiviteden kaçının.Eğer gerekli ise,günün serin saatlerini  tercih edin.&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7225933315509648502?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7225933315509648502/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/scak-carpmas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7225933315509648502'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7225933315509648502'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/scak-carpmas.html' title='Sıcak Carpması'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-3287105566575540901</id><published>2009-06-20T05:02:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T14:39:21.955-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykunun sağlığa zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykusuzluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykusuzluk sebepleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykunun sağlığa yaraları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='neden  uyuyamıyorum'/><title type='text'>Uyku Problemleri</title><content type='html'>· Strese duyarlılık&lt;br /&gt;           · Psikiyatrik sorunlar&lt;br /&gt;           · Fazla miktarda ve akşam saatlerinde çay, kahve, kolalı içecekler             içilmesi&lt;br /&gt;           · Alkol kullanımı&lt;br /&gt;           · Uyku saatlerinin vardiyalı çalışma ya da başka nedenlerden sık             sık değişmesi&lt;br /&gt;           · Gündüz faaliyetlerinin çok az olması&lt;br /&gt;           · Uykuya dalamamanın alışkanlık halini alması&lt;br /&gt;           · Uyku haplarının uzun süre kullanılıp sonra aniden kesilmesi&lt;br /&gt;           · Yatak odasının gürültülü ve aydınlık olması&lt;br /&gt;           · Uykuda solunum bozuklukları, huzursuz bacak hastalığı, ağrılı hastalıklar.&lt;span style="color: rgb(0, 51, 102);font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uykuya dalma, uykuyu sürdürme ve sonlandırmaya ilişkin bozukluklara           bağlı olarak uykunun dinlendirici olmamasına uykusuzluk denir&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);font-size:130%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ne zaman Doktora Gidilmelidir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eğer uykusuzluk en az 1 aydır sürüyorsa ve gündüz uyanık olunması             gereken saatlerde kişinin kendisini yeterince dinç hissetmemesine           neden oluyorsa doktora gitme zamanıdır.           &lt;p&gt; · Doktor ayrıntılı bir görüşme ile uykusuzluğun nedenini çoğu kez             ortaya çıkarır ve yardımcı olur.&lt;/p&gt;           &lt;p&gt; · Bazı durumlarda ise uyku bozuklukları doktoru ile görüşmek ve               uyku laboratuvarında uykunun incelenmesi gerekli olabilir.&lt;/p&gt;            · Uykusuzluğun nedeni ortaya çıkarılmamışsa, doktora danışılmadan                   uyku haplarının kullanılması yarardan çok zarar verir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-3287105566575540901?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/3287105566575540901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/uyku-problemleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3287105566575540901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3287105566575540901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/uyku-problemleri.html' title='Uyku Problemleri'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-1228385940535118887</id><published>2009-06-20T04:57:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T14:39:49.385-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt kanseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser sağlık makaleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meme kanser tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanserin sağlığa zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser belirtileri'/><title type='text'>Kanser</title><content type='html'>Sigara içmeyerek, beslenme alışkanlıklarına ve yaşam tarzına dikkat           ederek, güneş ışınlarından korunarak kanserden korunmak mümkündür.     Sigara ve tütün kullanımından kaçınmak:     Sigara ve tütün ürünlerinin akciğer kanseri, ağız, yutak,      soluk borusu , yemek borusu, pankreas, rahim ağzı , böbrek             ve idrar torbası  kanserlerine yol açtığı kesin olarak     bilinmektedir.Bitkisel kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi, özellikle hayvansal           kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması, bitkisel yağların           tercih                 edilmesi, fiziksel olarak aktif olup, egzersiz yapılması ve ideal               ağırlığın korunması, alkol tüketiminin sınırlandırılması kanserden               korunmada         yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 102);"&gt;Dışkılama ve idrar alışkanlıklarında değişiklikler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 102);"&gt;Uzun süren, iyileşmeyen yaralar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 102);"&gt;Beklenmeyen kanama ve akıntılar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 102);"&gt;Meme veya başka organlarda elle hissedilen şişlikler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 102);"&gt;Yutma güçlüğü veya hazımsızlık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 102);"&gt;Siğil ve benlerde belirgin değişiklik&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 102);"&gt;Uzun süren ses kısıklığı ve öksürük&lt;/span&gt;        &lt;p class="yazi"&gt; Bu bulgular her zaman kanser demek değildir. Ancak nedenlerinin            belirlenmesi için mutlaka bir doktora başvurmayı gerektirirler. Kanser            bulaşıcı bir hastalık olmayıp, erken tanısı ve tedavisi mümkün bir           hastalık            grubudur.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-1228385940535118887?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/1228385940535118887/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/kanser.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/1228385940535118887'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/1228385940535118887'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/kanser.html' title='Kanser'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-434940993764688264</id><published>2009-06-20T04:54:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T14:40:34.984-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hepatit nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hepatit'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hepatitin sağlığa zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hepatit tedavisi sağlık makaleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hepatit belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hapatit sarılık ilişkisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hepatit tedavisi'/><title type='text'>Hepatit</title><content type='html'>&lt;p class="yazi"&gt;Halk           arasında, viral hepatitle, sarılık karıştırılır ve her sarılık "     viral hepatit" zannedilir. Halbuki sarılık bir hastalık değil belirtidir.      Birçok hastalık, sarılık belirtilerine neden olabilir. Örneğin, ana safra      kanallarında taş olması sarılığa neden olabilir. Ancak viral hepatit'le      hiçbir ilgisi yoktur ve bulaşmaz. Yeni doğanlarda rastlanan sarılığı da      hepimiz biliriz. Bu tür sarılığın da "viral hepatit"le bir ilgisi     yoktur ve      bulaşmaz.. &lt;/p&gt;         &lt;p class="yazi"&gt;Hepatite yol açan A,B,C,D,E virüsleri yanısıra daha az           sıklıkta farklı virüslerde vardır.       A ve E virusları dışkı ile atılırlar. A virusu ile oluşan bulaşıcı sarılıkta       hastanın dışkısı, sarılığın ortaya çıkışından 2 hafta öncesi ile 1 hafta       sonrası çok bulaşıcıdır. Bu viruslar ile oluşan hepatitler esas itibariyle,       virus taşıyan dışkı ile kirlenmiş su ve besin maddelerinin (sebze ve       meyvalar) ağızdan alınması sureti ile bulaşırlar. Virusla kirlenmiş        yüzeylere temas etmiş ellerin ağıza değdirilmesi de kişisel bulaşmada ve           virusun yayılmasında çok önemlidir. B ve C virusları ise, başlıca,           kan       yoluyla (kan ve kan ürünlerinin alınması, mikroplu enjektör ve iğnelerinin        kullanılması, ortak jilet veya diş fırçası kullanımı, akupunktur, diş       tedavisi---) ve cinsel ilişki suretiyle bulaşırlar. Hastalığın, bu virusları       taşıyan anneden bebeğe geçişi de mümkündür.&lt;/p&gt;        &lt;p class="yazi"&gt;En sık rastlanan belirtiler, halsizlik, iştahsızlık,             mide bulantısı, karnın           sağ üst kadranında ağrı, derinin ve gözakının sararması ve idrarın              koyulaşmasıdır. Kısa süren ateş olabilir.Hastaların bazıları enfeksiyonu             sararmadan halsizlik eklem ağrıları ve hafif ateş ile gripal enfeksiyon             tarzında geçirirler.           &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-434940993764688264?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/434940993764688264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/hepatit.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/434940993764688264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/434940993764688264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/hepatit.html' title='Hepatit'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-6161301315394647443</id><published>2009-06-20T04:52:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T14:41:10.802-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitilgo sağlık makaleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitilgo'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitilgo hastlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitilgo sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitilgo belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vitilgo tedavisi'/><title type='text'>Vitilgo</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(0, 51, 102);font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;" &gt;Vitiligo deride renk kaybına uğramış beyaz plaklarla seyreden           kronik, genelde ilerleyici kozmetik problem oluşturan bir deri hastalığıdır.Vitiligo             alanlarında deri beyaz görünürken çevresindeki bölgeler normal renktedir             ve bu bölgelerde cilde rengini veren melanositlerdeki hasar nedeniyle             tüyler ve kıllardada beyazlık görülür.Renk kaybı olan bölgeler çeşitli             büyüklüklerde ve değişik sınır yapıları içerebilirler.Kimi zaman             bir nokta kadar küçükken,kimi zaman el ayası kadar büyük ve hatta           tüm deriyi etkilemiş olabilir.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 51, 102);font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;" &gt;En               sık etkilenen bölgeler ise yüz, dudak, boyun, göğüs, penis, diz,               dirsek ve el sırtlarıdır.&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Tedavi Yolu:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 51, 102);font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;" &gt;Ocelikle hastanın yanlışları yapmayarak hastalığın artışına katkıda             bulunmaması amaçlanır. Güneşe çıkış saatleri hastaların kontrol altına             alınır.15 faktör üstü bir koruyucu hastaya önerilir.Güneşte aşırı           kalmanın doğuracağı sonuçlar hakkında kişiler bilgilendirilir. &lt;/span&gt;           &lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 51, 102);font-family:Arial,Helvetica,sans-serif;" &gt;Lokal               olarak uygun birtakım kremler kısıtlı bölgede vitiligosu olan hastalarda               başlanabilir ve %40-50 etki sağlanabilir. Deriye uygulanan punch               greftle ise bir bölgeden alınan sağlıklı derinin beyaz plaklara           ekimi prensibine dayanıp, her zaman başarılı sonuçlar vermemektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-6161301315394647443?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/6161301315394647443/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/vitilgo.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6161301315394647443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6161301315394647443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/vitilgo.html' title='Vitilgo'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-8058542089744442975</id><published>2009-06-20T04:49:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T18:32:44.531-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuk sağlık makeleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konusmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuklarda konusma bozukluğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuk neden konusamaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='konusma bozukluğu'/><title type='text'>Cocuklarda konusma bozukluğu</title><content type='html'>&lt;p class="yazi" align="justify"&gt;Konuşma bozukluğu olan çocuklarda psikolojik faktörleri düşünürken çocuk psikiyatrisinde “İletişim bozuklukları” baslığı altında yer alan tanıları da dikkate almak gerekir. Bu tanılardan biri olan “Sözel Anlatım Bozukluğu”nda çocuk kelime bilgisi, zamanların doğru kullanımı karmaşık cümle kurulması ve kelimelerin hatırlanmasında beklenenin altında bir yeterlilik gösterir. Bu durum çocukluk çağında herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir, travmaya ya da nörolojik bir bozukluğa bağlı ya da gelişimsel olabilir. Diğer bir tanı “Karışık Dili Algılama –Sözel Anlatım Bozukluğu”dur. Hem dili anlamada, hem de sözel anlatımda bozukluk bulunmaktadır. Bu iki bozuklukta da kesin nedenler bilinmemekle beraber merkezi sinir sistemi hasarları, yine merkezi sinir sisteminin gelişimindeki bozukluklar neden olarak düşünülmektedir.&lt;/p&gt;           &lt;p class="yazi" align="justify"&gt;Genetik faktörler üzerinde durulmakla birlikte tümüyle psikolojik nedenli de olabilir. Ayrıca bazı sesleri çıkarmada zorluk oluşturan « Fonolojik Bozukluk » ve kekeleme de üzerinde durulması gereken diğer iletişim bozukluklarındandır. “Otistik Bozukluk” çok dikkat edilmesi gereken bir ruhsal bozukluktur. Otizm, hiperaktivite ve dikkat dalgınlığı, Down sendromu, zeka geriliği durumlarında ortaya çıkan konuşma bozuklukları ve öğrenme güçlükleri için çocuk psikologlarından yardım alınmalıdır. Çocukların beklenen yaş düzeyine uygun konuşma ve iletişim becerilerinin olmadığı durumlarda, anatomik bir kusuru dışlamak için bir KBB uzmanının değerlendirmesi, başka bir organik –nörolojik bozukluğu dışlamak için bir çocuk doktoru ya da çocuk nörologunun değerlendirmesi ve herhangi bir fiziksel yada organik neden bulunmadığında çocuk psikiyatrisine başvurulması gerekmektedir. Sorunun ne olduğuna ve nasıl çözülebileceğine yönelik olarak bir uzmana danışmak her zaman tercih edilmesi gereken yoldur.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-8058542089744442975?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/8058542089744442975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-konusma-bozuklugu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8058542089744442975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8058542089744442975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-konusma-bozuklugu.html' title='Cocuklarda konusma bozukluğu'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-123835634064116376</id><published>2009-06-18T11:02:00.001-07:00</published><updated>2009-07-22T18:32:05.997-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sasılık neder'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sasılık ile ilgili sağlık makaleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şaşılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sasılık tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sasılık belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sasılık olsumu'/><title type='text'>Saşılık</title><content type='html'>Göz küresini oynatan kasların fazla ya da az ça1ışması sonucu beliren bir göz bozuk1uğudur. şaşı1ık nedenleri, tek taraflı görme zayıf1ığı ya da tek taraflı kırma bozukluğu olabilir. Şaşı1ık genellikle yakını görememeyle ilgili bir bozukluk o1duğundan, çoğu kez yakına bakarken ortaya çıkar. Tek yanlı görme zayıf1ığı ya da kırma bozuk1uğu tek taraflı şaşı1ığın oluşumuna neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirtileri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genellikle çocukluk dönemlerinde ortaya çıkan şaşılık, içe doğru şaşılıktır. Çocuk, yakına bakmaya ça1ıştığı zaman gözler içeri doğru kayar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tedavi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şaşı1ığın tedavisi, duruş anormalliklerinin şekline ve nedenine yöneliktir. Tedavide, kırılma kusurunun gözlükle düzeltilmesi, bir gözün bantla kapatılması, şaşılık sapma açısının prizmalarla düzeltilmesi, uygun alet ve apareyler kullanılarak özel görme çalışmaları gibi yöntemler uygulanır. Bazı vakalarda durumun ameliyatla düzeltilmesi gerekmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-123835634064116376?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/123835634064116376/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/saslk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/123835634064116376'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/123835634064116376'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/saslk.html' title='Saşılık'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-4103324794694813893</id><published>2009-06-18T10:50:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T18:33:13.097-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ülser hakkında sağlık makeleleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ulser nerede olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ülser olusumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ülser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ulserin nedeni'/><title type='text'>Ülser</title><content type='html'>Stres ve beslenme alışkanlıkları ile yakın ilişkili olduğu kabul edilen ülserlerin, son yıllarda Helikobakter pilori (Helicobacter pylori) adı verilen bir mikrop (bakteri) tarafından meydana getirildiği ve antibiyotik tedavisi ile bu hastalığın tedavi edilebileceği üzerinde yoğunlaşılmıştır. Ancak yapılan çalışmalar ve alınan sonuçlar bu bakterinin çevremizde çok yaygın olarak bulunduğunu ve tedavi edilse bile çok kısa sürede tekrar vücuda girdiğini göstermiştir. Sonuçta tek başına bu bakterinin ülser nedeni olmadığı kabul edilmektedir.Ulserler genelde duodenumun başlangıcında, midenin çıkışında gelişirler. Midede daha nadiren gelişmektedirler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-4103324794694813893?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/4103324794694813893/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/ulser.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4103324794694813893'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4103324794694813893'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/ulser.html' title='Ülser'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7399722870833915731</id><published>2009-06-18T10:36:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T18:33:49.440-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ucuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ucuk olusumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ucuk tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ucuk neden olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ucuk belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ucuk sağlık makalesi'/><title type='text'>ucuk</title><content type='html'>Uçuk iki çeSidi olan bir virus hastaligidir. Birinci çeSidi, genellikle agiz veya burun etrafinda görulur. Daha az yaygin olmamasina ragmen, cinsel organlarda veya vucudun baSka yerlerinde de görulebilir . ikinci çeSidi olan, cinsel organ uçugu , genellikle cinsel organlarda veya çevrelerinde ya da makat bölgesinde görulur . Hastaligin kendini göstermesi, her iki tipinde de, sizili bir kaSinti ile olur. Kirmizi bir leke belirir, sonra da iltihapli kabarciklar geliSip kabuklu yaralara dönuSerek yavaS yavaS kaybolur. Hastalik yaklaSik olarak 7-10 gun surer. Yaralar göruldugu surece, uçuk kiSiden kiSiye temas ile geçebilir.Uçuk, ön belirtileri ile açık yaranın kapanması süresi arasında bulaşıcıdır. Uçuğu olan bir kişinin kullandığı, havlu, bardak, çatal, kaşık vb. eşyalardan ve uçuklu kişinin öpmesi sonucu bulaşır&lt;br /&gt;Stres&lt;br /&gt;Aşırı yorgunluk, uykusuzluk&lt;br /&gt;Aşırı güneş ışığı ve UV ışınları&lt;br /&gt;Diğer enfeksiyonlar&lt;br /&gt;Adet dönemi, hamilelik gibi durumlarda virüs aktif hale geçebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7399722870833915731?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7399722870833915731/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/ucuk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7399722870833915731'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7399722870833915731'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/ucuk.html' title='ucuk'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-8853094201051344189</id><published>2009-06-18T10:33:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T18:36:21.568-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bademcik tadavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bademcik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bademciğin sağlıa zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bademcik olusumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bademcigin sağlığa faydaları'/><title type='text'>Bademcik</title><content type='html'>Bademcikler lenf düğümcükleridir. Ağzınızın gerisinde her iki yanda birer tanedir. Diğer görevlerinin yanında ağıza giren zararlı mikroorganizmaları filtre etmek de vardır. Fakat çok fazla bakteri girince direnemezler. iltihaplanır ve şişerler. Buna bademcik iltihabı (tonsilit) denir. özellikle çocuklar arasında çok yaygındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirtiler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Boğaz ağrısı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Başağrısı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ateş ve üşüme, titreme,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Boğaz ve çenede ağrıyan bezler&lt;br /&gt;Kendinizde veya çocuğunuzda bademcik iltihabı belirtileri görürseniz, bol bol dinlenin, yumuşak yiyecekler yiyin ve boğazınızı rahat-atacak sulu gıdalar alın. Ilık tuzlu suyla gargara yapmak ağrıyı azaltır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-8853094201051344189?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/8853094201051344189/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/bademcik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8853094201051344189'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8853094201051344189'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/bademcik.html' title='Bademcik'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-5935923579707740643</id><published>2009-06-18T10:32:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T18:36:51.663-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boğmaca olusumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boğmaca sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boğmaca belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boğmaca tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boğmaca nekadar surer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='boğmaca'/><title type='text'>Boğmaca</title><content type='html'>Bütün hastalık süresi, yan etkiler görülmediği takdirde 8 haftadır, ama altı ay sürdüğü de görülmüştür. Hafif geçen boğmacalarda öksürük nöbetlerine pek rastlanmaz. Büyüklerde öksürük nöbeti hiç görülmez ve hastalık zararsızdır. Boğmaca hastalığında en sık görülen yan etki zatülcenptir ve bebeklerde ölüm nedeni olabilir. Boğmaca geçtikten sonra yerini bronşit alabilir. Kan dolaşımı sisteminde görülebilecek bozukluklar nedeni ile beyinde arıza bırakabilir ve felç, adale krampları ve kasılmaları, sağırlık, körlük gibi durumlar ortaya çıkabilir.Hastanın 3-4 hafta için diğer kişilerden izole edilmesi gerekir. Bir yaşındaki çocuklara antibiyotik tedavisi uygulanır. Antibiyotik tedavisi, ilk 7-15 günlük nezle döneminde verilirse yararlı olur. En sık eritromisin kullanılır. Alternatif antibiyotik olarak ampisilin, kloramfenikol, tetrasiklin de kullanılabilir. Hastalığın ağır seyrettiği durumlarda hastane tedavisi salık verilir. Ateş düşmediği sürece hastanın yatakta dinlenme zorunluluğu vardır. Hasta odası güneşli olmalı ve sık sık havalandırılmalıdır. Oda nemlendirilmelidir. Ateş düştükten sonra hasta bol bol açık havaya çıkartılmalı, ama sağlam çocuklardan uzak tutulmalıdır.Kuru yiyecekler gıcık yaparak öksürüğe neden olabileceği için genellikle sulu gıdaların verilmesine ve bu gıdaların vitamin yönünden zengin olmasına dikkat etmelidir. Öksürük sonucu kusma olabileceği dikkate alınarak yemeklerin nöbetten on beş dakika sonra verilmesi uygundur&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-5935923579707740643?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/5935923579707740643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/bogmaca.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5935923579707740643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5935923579707740643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/bogmaca.html' title='Boğmaca'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-2574329192018819164</id><published>2009-06-18T10:30:00.000-07:00</published><updated>2009-07-22T18:37:26.111-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nezle tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='grip nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nezle'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='grip tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nezle nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='grip ve sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='grip asısı'/><title type='text'>Grip ve nezle</title><content type='html'>Grip mi yoksa nezle mi oldugunuzu nasil anlarsiniz ?|iki hastalik arasindaki farklar ve korunma yollari aSagida belirtilmiStir:|Grip:|Grip ve nezle ayni yollardan kiSiden kiSiye geçer. Hastalarin öksurup aksirmasindan havaya mikroplu su damlaciklari dagilir ve bunlar diger kiSilere solunum yoluyla geçer. Ancak grip, nezleden daha yaygindir. Bazi kiSilerde, özellikle 65 yaSin ustunde olanlarda zaturree gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Kalp hastalarinda ölume neden olabilir.|Belirtileri:|Grip ateS, titreme, kaslarda agri, agizda ve bogazda kuruluk, baS agrisi, öksuruk ve yataktan kalkamayacak derecede bitkinlik ve uyuma hissi ile kendini gösterebilir. Bazi kiSilerde kusma görulebilir. Genellikle 7-10 gun surer.|Korunma Yollari:|Grip bir çogumuzu ciddi olarak etkilemese bile bazi kiSiler için hastalik tehlikelidir ve bu kiSilerin her yil gribe karSi aSi olmalari gerekir. Bunlar arasinda: - 65 yaSin uzerinde olan kiSiler - Astim dahil kronik akciger hastalari - Kalp ve böbrek hastalari ve - BagiSiklik sistemini zayiflatan ilaçlari kullanan hastalari sayabiliriz. Her zaman kendinizi saglikli hissetseniz bile eger risk grubu içinde iseniz, doktorunuzdan size aSi yapmasini rica etmelisiniz. ASi, size grip mevsimi baSlamadan önce bagiSiklik sisteminizi takviye etmeniz için olanak verecektir. Grip aSisi, yaSli kiSilerle veya bagiSiklik sistemi zayiflamiS kiSilerle ilgilenen saglik görevlileri için de tavsiye edilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-2574329192018819164?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/2574329192018819164/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/grip-ve-nezle.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2574329192018819164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2574329192018819164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/grip-ve-nezle.html' title='Grip ve nezle'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-8350948693052019815</id><published>2009-06-18T10:28:00.000-07:00</published><updated>2009-06-18T10:30:00.893-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='troid'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='troid kanser tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='troid kanseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='troid kanseri neden olur'/><title type='text'>Troid Kanseri</title><content type='html'>Çoğu tiroid kanserleri yavaş gelişir. Bunlar, boyundan radyasyon tedavisi görmüş olan kimselerde bir ölçüde daha sık görülme eğilimi gösterirler. Sık görülen tipleri papiler ve folüküler tiplerdir. Papiler tipi boyundaki lenf bezlerine yayılma (sıçrama) eğilimi gösterir. Folüküler tipi akciğerlere ve vücudun daha uzak yerlerine atlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiroid kanseri gelişirken, başlangıçta tiroid bezinde küçük bir şişkinliktir ve bir adenomdan kolayca ayırt edilemeyebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanserli olduğundan şüphelenilen şişkinlikten iğneyle doku alınıp mikroskop altında incelenir. Bu test her zaman şişkinliği kanserli olup olmadığı konusunda net bir cevap sağlamazsa da alınan sonuç şişkinliği cerrahi olarak çıkartılmasında yol göstermeye yeterli olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ameliyatta şişkinliğin habis olduğu ortaya çıkarsa. (patalog, cerraha çıkartılan şişkinliğin habis olup olmadığını birkaç dakika içinde söyleyebilir), cerrah tiroid bezinin büyük bölümünü çıkartacaktır. Belirli şartlar altında ameliyattan sonra cerrahi tedaviyi desteklemek için radyoaktif iyot verilebilir ilaç olarak tiroid hormonu vermenin de geri kalan kanser hücrelerinin büyümesini geciktirdiği düşünülmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-8350948693052019815?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/8350948693052019815/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/troid-kanseri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8350948693052019815'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8350948693052019815'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/troid-kanseri.html' title='Troid Kanseri'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-5707587475974814470</id><published>2009-06-18T10:26:00.000-07:00</published><updated>2009-06-18T10:28:33.379-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='guatr nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='guatr tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='graves hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Guatır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='guatr'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adenom'/><title type='text'>Guatr</title><content type='html'>Büyüyen tiroid bezi hormonunu, normal, normalin altında veya aşırı ölçüde salgılayabilir. Nadir durumlarda büyüme nefes borusunun çevresini sararak nefes borusunun daralmasına yol açar. Bu büyüme yutkunmayı zorlaştırabilir. şaşırtıcı olan şey, genelde guatrların fazla rahatsızlık vermemesidir. Kişinin boğazında bir basınç veya şişkinlik hissi duyulduğu çoğu vakalarda rahatsızlık duygusal gerginlikten kaynaklanmaktadır.Basit guatrın özelliği, tiroid bezinin yumuşak ve yaygın şekilde büyümesidir. Graves hastalığı, genellikle tiroid bezinde hafif, fakat genel bir şişme meydana getirir. Bu, tiroid bezinin 1 aşırı derecede uyarılmasının sonucudur.&lt;br /&gt;Adenomlar, kendilerini bezin geri kalan kısmından bir duvar gibi ayıran az çok normal tiroid dokusu büyümeleridir. çok sık rastlanmayan bir durum olarak, bir veya daha fazla adenom aşırı miktarlarda tiroid hormonu üretir ve bunun sonucunda hipertiroidizm ortaya çıkar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-5707587475974814470?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/5707587475974814470/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/guatr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5707587475974814470'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5707587475974814470'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/guatr.html' title='Guatr'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-3130959237977801346</id><published>2009-06-18T10:24:00.000-07:00</published><updated>2009-06-18T10:25:46.216-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulak cınlama nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulak cınlaması tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulak cınlaması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kulan neden cınlar'/><title type='text'>Kulak cınlaması</title><content type='html'>Kulak çınlaması etrafta gürültü olmadığı zaman duyulan rahatsız edici sestir. Bu hem herhangi bir kulak rahatsızlığının hem de kalp damarlarına bağlı hastalıklar ve kansızlık dahil başka hastalıkların belirtisi olabilir.Kulak çınlamasında,doktorunuz önce enfeksiyon, kulak tıkanması, otoskleroz, menier hastalığı, akustik travma, irsi sağırlık ya da iş şartlarının neden olduğu işitme kaybı gibi bozuklukların varlığını araştıracaktır.Doktorunuz kulağınızdaki sesin nedenini belirlemek için bir dizi test yapabilir; kulağınızı muayene ettikten ve işitme testlerini yaptıktan sonra bilgisayarlı tomografi çekilmesini de önerebilir.Kulaktan gelen sesler çok rahatsız edicidir, fakat kendi başına sağlığı tehlikeye sokmaz. Bazı vakalarda çınlama hemen tedavi edilir ve geçer. Kulak salgısı, yabancı bir madde veya orta kulak iltihabı böyle vakalardır. Neticede işitme kaybı ekseriyetle ortadan kalkar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-3130959237977801346?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/3130959237977801346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/kulak-cnlamas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3130959237977801346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3130959237977801346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/kulak-cnlamas.html' title='Kulak cınlaması'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-8296629103333614178</id><published>2009-06-18T10:18:00.000-07:00</published><updated>2009-06-18T10:23:47.100-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıtma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıtma nasıl olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıtma tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıtmaya karsı onlemler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıtmadan korunma'/><title type='text'>Sıtma</title><content type='html'>Sıtma, plazmodyum parazitinin etken olduğu bir hastalıktır. Sıtmaya neden olan dört tip plazmodyum vardır: P. vivax, P. ovale, P. malariae ve P. falciparum. Bu parazitlerin hepsinin de alyuvarlar içinde üreyen trofozoit ve şizontları bulunmaktadır.Ağır sıtma vakalarında en tehlikeli yan etki karasu hummasıdır. Nedeni kesinlikle belli değildir. Hastalık ani alyuvar yıkımı ile kendini belli eder.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(204, 0, 0);"&gt;Tedavisi :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1- Sprozoidleri ilk üreme dönemi eksoeritrositer şizontları öldürerek pofilaktik etki yapmalı,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; 2- Eritrositler içindeki şizontları ve kana dökülen şizontları yok etmeli, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; 3- Gametleri yok etmeli ve dokulara toksik etki yapmamalıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sıtma mücadelesinde başarılı olabilmek için bulaş halkasını ortadan kaldırmak gerekir. Bunun için rezervuar insanların tedavisi ve aracı anofellerin üremesini önleyici tedbirlerin alınması gerekir. Sıtma tedavisinde kullanılan ilaçlardan klorokin ve diğerlerine ilaç direncinin gelişmesi ve yaygınlaşması, insektisidlerin aracı anofellere etkisinin azalması korunma tedbirlerinin önem kazanmasına neden olmuştur. Korunma tedbirleri arasında en önemlisi sivrisinek ısırımına maruz kalmamaktır. Bunun için, geceleyin sivrisinek ağlarının kullanımı, sivrisinek ısırımını azaltmaya uygun giysiler giymek, sinek kovucu ve sinek spreylerinin kullanımı gereklidir. Bu tedbirler %100 koruyucu olmamaktadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-8296629103333614178?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/8296629103333614178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/stma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8296629103333614178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8296629103333614178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/stma.html' title='Sıtma'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-8853431838407769776</id><published>2009-06-18T10:16:00.000-07:00</published><updated>2009-06-18T10:18:18.877-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tetanoz aşısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tetanoz nasıl olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tetanoz nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tetanoz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tetanoz tedavisi'/><title type='text'>Tetanoz</title><content type='html'>Tetanoz normalde toprakta yaSayan bakterilerin neden oldugu bir hastaliktir. Bu bakteriler genelde hasyvan diSkisi içeren toprakta bulunabilirler. Kesik, çizik, siyrik veya bir Seyin cilde batmasi sonucunda tetanoz mikrobu kana kariSabilir. bagiSik olmayan bir insanda diken batmasi gibi ufak bir yara dahi tetanoza neden olabilir. insan her yaSta tetanoz olabilir.|Belirtiler:|onceleri baS agrili huzursuz bir devre geçirilebilir. Asil belirtiler agrili adale kramplaridir. Bunlar özellikle boyun ve çene kaslarinda görulurler. Daha sonra gövdedeki kaslar sertleSir ve kramplar oluSur. nefes almada guçluk meydana gelir. Bazen ateS olabilir. Mikrobun alinmasindan sonra 5-20 içinde belirtiler ortaya çikar. Bu durumu genellikle havale nöbetleri takip eder. Bazi insanlar bu hastaliktan ölebilir.Bildiğim kadarıyla da kesin bir tedavi yolu yoktur.Ası yontemiyle engellenmeye calısılmaktadır.Bir Asının omru bildiğim kadarıyla 5 yıl surmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-8853431838407769776?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/8853431838407769776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/tetanoz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8853431838407769776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8853431838407769776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/tetanoz.html' title='Tetanoz'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-6800578184696677608</id><published>2009-06-18T10:11:00.000-07:00</published><updated>2009-06-18T10:15:25.338-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak batma tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tırnak batması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak batmaması icin önlemler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tırnak neden batar'/><title type='text'>Tırnak batması</title><content type='html'>Tırnak batması, bir ayak parmağı tırnağının keskin ucunun ayak parmağı etinin içine doğru büyümesidir, sıklıkla ayak başparmağında meydana gelir.Nedeni tırnağı sık kesmemek,dar ayakkabılar giymek ve yanlıs tırnak kesiminden olusmaktadır.Eğer batma sonucunda o bolgede iltihab olusmussa doktor kontrolunde antibiyotik tedavisi uygulanır.Tırnak batmasında korunmak icin tırnaklar cok fazla kısa kesilmemeli ve kesekende kavisli değil duz sekilde kesilmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-6800578184696677608?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/6800578184696677608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/trnak-batmas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6800578184696677608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6800578184696677608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/trnak-batmas.html' title='Tırnak batması'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7871743742145774212</id><published>2009-06-18T07:24:00.000-07:00</published><updated>2009-06-18T07:28:31.270-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kimyasal yanıklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yanık nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yanıklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='elektirik yanıgı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yanık cesitleri'/><title type='text'>Yanıklar</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;Sıcak bir şeyin veya yakıcı bir maddenin etkisiyle vücudun herhangi biryerinde meydana gelen hücre ve doku bozulmasına yanık denir. Kimyevi maddeler, kuru ısı, elektrik, alev, radyasyon ve benzeri fiziki tesirler sebebiyle meydana gelen doku hasarı. İleri memleketlerde her geçen gün yanık yaralanmalarında bir artma dikkati çekmektedir. Yanık; vücutta sistemik (genel) bozukluklar meydana getirmesi, hastaya olan aşırı hasarı ve meydana gelen psikolojik yönlerinin yanında aileye yüklediği masrafla büyük bir felaket olarak karşımıza çıkmaktadır. Kalp hastalığı ve kanser gibi hastalıklara nispetle ölüm sayısı düşük olmakla birlikte, yanıklı hastalarda kaybolan iş gücü süresi daha fazladır. Bunda yanıkların genç yaşlarda daha fazla görülmesinin de rolü vardır. Ülkemizde elektrik yanıkları oldukça sık görülür. Sıcak su yanıklarında ölüm, alev yanıklarından daha azdır. Küçük çocuklarda çok defa sıcak su ile haşlanma şeklinde yanıklar meydana gelmektedir. 3-14 yaşları arasındaki çocuklarda ise daha çok alev ve elektrikle olan yanıklara rastlanmaktadır. 15-60 yaşları arasındaki kimselerde iş kazaları sonucunda yanıklar olmaktadır. 45°C’lik bir ısı enerjisiyle olan yanıklar kolayca düzelirler. Bunun üstündeki enerjiler vücuttaki proteinlerin parçalanmasına, doku ölümlerine yol açarlar. Eğer yanık sathi ve küçük bir alanda ise kendiliğinden şifa bulur. Fakat bütün vücut sathının % 25-30’unu kaplayan bir yanık sözkonusu ise yaralının genel durumu bozulabilir, hatta hayatı tehlikeye girebilir. Bütün deri tabakalarını tutan yanıklarda ise enfeksiyon tehlikesi artmakta ve ayrıca nedbeleşmelere sebep olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Genelde üç çeşit yanık vardır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* Isı yanıkları.&lt;br /&gt;* Güneş yanıkları.&lt;br /&gt;* Kimyasal maddelerin sebep olduğu yanıklar.&lt;br /&gt;    Yanıklar şiddetine göre ise yine üç grupta incelenir:&lt;br /&gt;* Birinci derece yanıklar.&lt;br /&gt;* İkinci derece yanıklar.&lt;br /&gt;* Üçüncü derece yanıklar.&lt;br /&gt;    Birinci derece yanıklarda deri kızarmıştır, ikinci derece yanıklarda kabarcıklar ortaya çıkar. Üçüncü derece yanıklar ki en tehlikelisidir; doku harabiyeti yapar:&lt;br /&gt;    Üçüncü ve ikinci derece yanıklarda iki büyük tehlike vardır:&lt;br /&gt;* Yanık bölge çabuk mikrop kapar.&lt;br /&gt;* Derin yanıklarda hasta soka girer.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Elektrik yanıkları, düşük  veya yüksek voltajlı akımla temas sonucu meydana gelir :&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;       0.9 - 1  mA  etkisizdir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;          1 -10 mA hafif  etkilenme/ağrı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;        10 -30 mA kol  ve/veya bacakta kuvvet azalması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;        30 -75 mA solunum  durması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;    75mA - 4 A     kalp  ritminde bozulma veya kalp durması&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;     4 A ve üstü,   kalp  durması ve ölüm nedeni olabilir. &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt;  &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ev aletleri yeterince ciddi  yanıklara yol açabiliyorsa da, ciddi yanıklar genellikleyüksek voltajın  bulunduğu fabrika ve yüksek gerilim hatlarında çalışanlarda görülmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt; &lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Elektriğin yanığa neden  olabilmesi için, bir noktadan vücuda girip başka bir noktadan çıkması gerekir.  Elektrik yanıkları sonucunda 2 önemli tehlike vardır: &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;ol style="font-family: Arial; font-size: 10pt; font-weight: bold;"&gt;&lt;li&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-weight: 400;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;  Doku hasarı, dıştan görülen kısmın küçüklüğünün tersine iç kısımda (derin  dokularda) çok fazla olabilir. Giriş yarası küçük ama çıkış yarası tam tersine  çok geniş ve derin olabilir. Yüksek voltajlı elektrik enerjisi kasları ve  deriyi, organ amputasyonu gerektirecek ölçüde harap edebilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;/li&gt;&lt;li&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;span style="font-weight: 400;"&gt;Yanığa ilaveten (birkaç saat sonrasında bile)  kalp durabilir. o nedenle yüksek voltajlı akıma kapılmış kişi mutlaka hastaneye  götürülmelidir. Akıma kapılmış kişiye DOKUNULMAZ ! Öncelikle akım kesilir, bunun  için şalter indirilir veya eski tip sigorta ise tamamen çıkartılır (gevşetilip  bırakılmaz!). Eğer sigorta ve şaltere ulaşma olanağı yoksa o zaman, yalıtkan bir  madde ile (kuru tahta, lastik, plastik gibi) kişi elektrik kaynağından, ya da  elektrik kaynağı (kablo vb ) kişiden uzaklaştırılır. Aksi halde yardım etmek  isteyen kişi devreyi tamamlayacağından kendisi de akıma kapılabilir. Elektrik  yanıklarının, vücudun tümünün  veya bir bölümünün elektrik kaynağı ile toprak arasındaki devreyi tamamlaması  sonucu oluştuğu hatırdan çıkarılmamalıdı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7871743742145774212?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7871743742145774212/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/yanklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7871743742145774212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7871743742145774212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/yanklar.html' title='Yanıklar'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-6883741187541555248</id><published>2009-06-18T07:11:00.000-07:00</published><updated>2009-06-18T07:14:15.889-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erken ergenlik.gec ergenlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ergenlik belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ergenlik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ergenlik nedir'/><title type='text'>Cocuklarda Ergenlik</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-size:-1;"&gt;Ergenlik belirtileri kızlarda 8-13 yaşlar arasında (ortalama 11-11.5 yaş), erkeklerde 9-14 yaşa arasında (ortalama 11.5-12 yaş) başlar. Ergenlik belirtilerinin başlaması ve ilerlemesi kızlar ve erkekler arasında farklılık gösterir. Genel olarak ergenlik kızlarda memelerin, erkeklerde testislerin (yumurtalıkların) büyümesi ile başlar. Kızların %15’inde ilk bulgu genital bölgede kıllanma, nadiren de adet kanamasının başlaması olabilir. Erkeklerde testis büyümesini farketmek zor olduğundan genital kıllanmanın ilerlemesi ile ergenlik değerlendirilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-size:-1;"&gt;azen kızlarda ergenlik tek taraflı meme büyümesi ile başlar ve diğer memede büyümenin başlaması 6 ayı bulabilir. Bu durum normaldir. Bununla birlikte memeler arasındaki bu gelişim farklılığı daha uzun sürer ve çok belirgin olursa bir hekime başvurmak gereklidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-size:-1;"&gt;rgenlik, beynin hipotalamus-hipofiz adı verilen bölgesinden salgılanan hormonların etkisiyle başlar. Bu hormonları salgılayan hücreler ergenlik yaşına kadar “uykudadırlar”. Bu hormonlar kızlarda overleri, erkeklerde testisleri uyararak cinsiyet hormonlarının(kadınlarda östrojen, erkeklerde androjenler) salgılanmasına neden olurlar. Cinsiyet hormonları ise her cinse özgü fiziksel özelliklerin (meme büyümesi, genital bölgelerde kıllanma, erkek tipi kas gelişimi gibi) oluşmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-size:-1;"&gt;Genel olarak kızlarda 8 yaşından erkeklerde 9 yaşından önce ergenlik belirtilerinden birisinin veya birkaçının birlikte başlaması erken ergenlik olarak kabul edilir. Erken ergenlik meme gelişiminin erken olması şeklinde kızlarda daha sık görülür. Bunun yanında tek başına genital kıllanma veya adet kanaması şeklinde de erken ergenlik başlayabilir. Kızlarda bu şekilde görülen erken ergenlik genellikle hormonal kaynaklı değildir. Bununla birlikte erken ergenlik bazen önemli bir hastalığa bağlı olabilir veya hemen tedavisi gereken özelliklere sahip olabilir. Bu nedenle bu tür sorunu olan çocukların çocuk endokrinolojisi uzmanlarına gönderilmeleri gereklidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-size:-1;"&gt;rgenliğin kızlarda 13, erkeklerde 14 yaş tamamlandığı halde başlamaması durumunda gecikmiş ergenlikten sözedilir. Ergenlik gecikmesi erken ergenliğin tersine erkek çocuklarında sık görülür. Ergenlik gecikmesi olduğunda bu durum ya geçicidir ( bir süre sonra ergenlik kendiliğinden başlayacaktır) ya da kalıcı bir bozukluk söz konusudur. Kalıcı bozukluk olduğunda HİPOGONADİZM’den sözedilir. Kızlarda 16 yaşına kadar adet kanaması olmamışsa mutlaka kalıcı bir bozukluk vardır. Bu nedenle kızlardaki ergenlik gecikmesi ciddiye alınmalı ve mutlaka çocuk endokrinolojisi uzmanlarına başvurulmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:Tahoma;"&gt;&lt;span style="font-size:-1;"&gt;Erkeklerdeki ergenlik gecikmesi ile birlikte boy kısalığı da vardır  ve genellikle geçici özelliktedir. Bu çocukların kemik yaşları geridir, bu nedenle de büyüme basamaklarını geriden çıkarlar ve ergenliğe geç girerler. Bu çocukların yakın akrabalarında da benzer sorunlar vardır. Ergenlik gecikmesi olan erkek çocukların büyüme ile uğraşan hekimler tarafından izlenmesi gereklidir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-6883741187541555248?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/6883741187541555248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-ergenlik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6883741187541555248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6883741187541555248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-ergenlik.html' title='Cocuklarda Ergenlik'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-3528018036390678797</id><published>2009-06-18T06:54:00.000-07:00</published><updated>2009-06-18T07:04:14.213-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anemi nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anemi tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aneminin sebepleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anemi'/><title type='text'>Anemi</title><content type='html'>Anemi, bir kişi (ki: kırmızı kan hücrelerinin normal miktarı veya kişi Hemoglobin üzerinde düşük yoksa oluşur hee-müh-kor-bin). Çünkü ayrılmamak için oksijen  verir Hemoglobin, bir proteindir ve RBCs in  önemli bir parçasıdır.&lt;br /&gt; anemi olan bir çocukta herhangi bir belirti olmayabilir.  Çünkü birçok RBCs olarak yoksa bir hızlı kalp anemi bir işareti olabilir kalb çok kan ve vücut için oksijen aynı miktarda elde etmek için çalışmak zorunda olabilir. Eğer anemi  olan bir çok aktif bir çocuk hızla yıpranmış olabilir&lt;br /&gt;Demir bir besin olduğunu et olarak bulundu kuru baklagiller ve yeşil yapraklı sebzelerde de bulunduğu unutulmamalı. Demir olmadan, vücut, oksijen-kırmızı kan hücre parçası taşıyan Hemoglobin yapamaz. Vücut RBCs yapmak için vitamin B12 ve folik asit ihtiyacı vardır.   Vitamin B12 hayvansal ürünler, bu yüzden Vejetaryenler et urunleri tuketmediğinden dolayı bol bol yesil sebze tuketmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-3528018036390678797?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/3528018036390678797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/anemi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3528018036390678797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3528018036390678797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/anemi.html' title='Anemi'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-4422772930246044053</id><published>2009-06-17T14:22:00.000-07:00</published><updated>2009-06-17T14:27:30.137-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkekler neden idrar kacırır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkek idrar kacırma tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkeklerde idrar kacırma'/><title type='text'>Erkeklerde İdrar Kacırma</title><content type='html'>İdrar böbrekler tarafından yapılan ve bir kesesi kas yapılmış saklanan ve idrar kesesi denir. Bir tüp olan idrar prostat ve vücudun dış kısmına penisin üzerinden kesesi kimden neden çağırdı. Bunu tüp kasları bir yüzüğü idrar sfinkter denir. Olarak idrar kesesi ile doldurur ise idrar rahat kalır, sinir sinyalleri engellemek sıkışmış kalmak için büzgen söyle. Bu sinir ve kas birlikte vücudun sızdırma gelen idrar engellemeye çalışıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman işemek zorundadır, sinir sinyalleri mesane ve duvarlardaki sıkmak için kasları söyle. , Mesanenin Bu kuvvetler idrar çıkışı ve idrar yolu yapıştırın. , Mesanenin squeezes Aynı anda, idrar yolu relaxes. Bu idrar ve idrar ve vücut dışında geçer sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Incontinence birçok nedenden dolayı olabilir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     * Eğer idrar yanlış zaman veya squeezes eğer çok zor squeezes, idrar dışarı sızıntı Mayıs &lt;br /&gt;     * Eğer idrar yolu çevresindeki kaslar bozuk veya zayıf, idrar bile eğer mesane yanlış zamanda sıkma ile ilgili bir sorun yoksa dışarı sızıntı olabilir.&lt;br /&gt;     Eğer mesane boş değildir * Ayrıca zaman gerekir tutamama olabilir. Bu, idrar çok fazla idrar bırakır. Eğer idrar alır çok dolu, idrar zaman bunu istemiyorum dışarı sızıntı olacaktır.&lt;br /&gt;     * Şey sizin idrar yolu engelleme ise, idrar, mesanenin oluşma ve sızıntı neden olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Idrar tutamama daha sık genç erkeklerde daha yaşlı erkeklerde olur, ancak yaşlanma sadece normal bir parçası değildir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-4422772930246044053?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/4422772930246044053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/erkeklerde-idrar-kacrma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4422772930246044053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4422772930246044053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/erkeklerde-idrar-kacrma.html' title='Erkeklerde İdrar Kacırma'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-1903705145394273498</id><published>2009-06-17T10:26:00.000-07:00</published><updated>2009-06-17T10:27:12.861-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='melanom olusumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='melanom tedavisi.melanom belirtileri'/><title type='text'>Melanom2</title><content type='html'>Melanom aileler yayınlanmaya eğilimindedir. Aile arka planda diğer şeyler hastalığın alma şansınızı artırabilirsiniz. Örneğin, anormal veya atipik, moles olabilir. Atipik moles cilt içine yavaş yavaş ve bu cilt ile düzeyi düz bir parçası var. Onlar ya da biraz pullu pürüzsüz olabilir, ya da kaba ve "taşlık görünebilir." Bu moles kendileri kanseri neden olmaz. Fakat onların çoğu sahip bir işareti melanom aile çalıştırmak olabilir.&lt;br /&gt;Belirtiler nelerdir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melanom temel işaret bir iz veya diğer deri büyüme, köstebek gibi bir değişikliktir. Şeklindeki herhangi bir değişiklik, boyut tıklayınız bir resimde görebilirsiniz. Veya renk tıklayınız bir resimde görebilirsiniz. bir köstebek Melanom bir işareti olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melanom bir köstebek veya iz olarak zaten sahip olduğu büyüme Mayıs Ama melanomas genelde işaretlenmemiş deride büyümek. Onlar her yerde vücudunuzun bulunabilir. Çoğu zaman, bu kadın ve erkek ve kadınların bacak üzerine üst arka tarafında bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melanom benziyor bir, kahverengi düz veya .. bir resimde görmek için dengesiz kenarları buraya tıklayınız köstebek siyah Melanomas genellikle bir düzensiz veya asimetrik şekil var. Bu, kör bir yarısı, diğer yarısı uymuyor demektir. Melanom moles veya işaretleri 6 mm (0,2 inç) veya daha büyük olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-1903705145394273498?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/1903705145394273498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/melanom2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/1903705145394273498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/1903705145394273498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/melanom2.html' title='Melanom2'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-2302468906082621036</id><published>2009-06-17T10:18:00.000-07:00</published><updated>2009-06-17T10:21:48.434-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik ağrı belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik ağrı nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik ağrı tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kronik ağrılar'/><title type='text'>kronik ağrılar</title><content type='html'>Kronik ağrı kontrol yolunu Gezinme zor olduğunu herkez bilir. Hasta  için bu sorun  tek ilaç veya tedavi edilmektedir. Yaklaşımların bir kombinasyonu, genellikle ağrı uzman bir ekip tarafından koordine, en iyisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kronik ağrı bir yaralanma veya bir sorun ile omurga bir kabartı disk gibi başlayabilir. Bu fibromyalji gibi karmaşık sendromlar ilişkili olabilir. Ya da baş ağrısı, bel ağrısı, eklem ağrısı, sinir ağrısı, ya da bu karşılaşabilirsiniz bir diğer yerelleştirilmiş belirtilerin sayısız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama burada  ne olursa olsun kendi köken, kronik ağrısı kendi başına bir hastalık, özel bir dikkat ve tedavi gerektiren olabilir. Teoriler hakkında neden ve nasıl olur bu Sağlık Journey açıklanmıştır. İyi haber, bilim daha hiç kronik ağrı hakkında daha fazla anlıyor ve yoga, meditasyon gibi alternatif terapiler, akupunktur ve şifadır rol oynamaya tanır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-2302468906082621036?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/2302468906082621036/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/kronik-agrlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2302468906082621036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2302468906082621036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/kronik-agrlar.html' title='kronik ağrılar'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-2709950348975528151</id><published>2009-06-17T04:46:00.000-07:00</published><updated>2009-06-17T04:51:24.591-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='titremeli felc nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='titremeli felc'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='felc tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='felcte neler yapılmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='felc belirtileri'/><title type='text'>Titremeli Felc(parkinson hastalığı)</title><content type='html'>Parkinson hastalığı geçiş yolu etkiler. Bu zaman beyinde bazı sinir hücreleri ile ilgili bir sorun var olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalde, bu sinir hücrelerinin önemli bir kimyasal dopamin adı olun. Dopamin Beyninde bölgelere denetleyen hareket sinyalleri gönderir. Senin kasların düzgün hareket ve bunları ne yapmak istiyor musunuz sağlar. Ne zaman bu sinir hücreleri aşağı Parkinson, ara. O zaman artık yeterli dopamin var, ve sorun istediğiniz şekilde hareket var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parkinson, böyle olur zaman kötü demek ilerici olduğunu. Ancak genellikle bu yavaş yavaş, çok yıllık bir süre içinde olur. Ve bu tam bir yaşam yardımcı olabilir iyi tedaviler uygulanır.&lt;br /&gt;Ne Parkinson hastalığı neden olur? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç kimse ne bu sinir hücreleri yıkmak yapar kesin bilir. Fakat bilim adamları cevabını aramak için bir çok araştırma yapıyoruz. Bunlar yaşlanma ve zehirler ortamda da dahil olmak üzere birçok olası nedenleri, eğitim bulunmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anormal genler bazı kişilerde Parkinson hastalığı yol görünüyor. Ama şimdiye kadar, var yeterli kanıtıdır hep kalıtsal olduğunu göstermek için.&lt;br /&gt;Belirtiler nelerdir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve dört ana belirtiler Parkinson vardır: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     * Hangi sarsıntı demektir veya titreme titreme,. Titreme için el, kol, bacak veya kafa etkileyebilir. &lt;br /&gt;     * Stiff kas. &lt;br /&gt;     * Yavaş hareket. &lt;br /&gt;     Denge ve yürüme ile * Sorunları. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Titreme fark ilk belirtisi olabilir. Her ne kadar değil herkesin sahip Bu hastalığın en yaygın belirtileri ise,. Daha da önemlisi, bir titreme değil herkes Parkinson hastalığı vardır. Titreme genellikle tek bir kol veya bacak veya vücudun bir tarafında sadece başlar. Bu olabilir kötü zaman uyanık ancak etkilenen kol veya bacak hareket değildir. Daha iyi sizin beden taşımak veya uykuda olduğunu alabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman içinde, Parkinson vücudunuzun tüm aracılığıyla, bu sorun yutma veya kabızlık gibi sorunlara yol açabilir kasları etkiler. Hastalığın daha sonraki aşamalarında, Parkinson, sorun konuşma ve diğer sorunları sabit veya boş ifade olabilir bir kişi olarak. Bazı insanlar da zihinsel becerileri (demans) bir düşüş var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar genellikle 50 ve 60 yaşları arasında belirtiler var, ama bazı insanlar başlangıç belirtileri erken başlar. &lt;br /&gt;Nasıl Parkinson hastalığı tanısı? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktorunuz ve belirtiler ve geçmişteki sağlığı hakkında sorular soracaktır bir nörolojik sınav yapacağız. Bir nörolojik sınav soruları ve testler nasıl iyi sinirler çalışıyoruz içerir. Örneğin, doktor nasıl taşımak için kas gücü ve refleksleri kontrol, izleme ve görüşünüzü kontrol edin. Bazı durumlarda, doktorunuz bir ilaç deneyin olabilir. Bu nasıl tıp çalışır eğer Parkinson hastalığı varsa doktorunuz bilmek yardımcı olabilir. O da duygudurum ile ilgili sorular sorar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;There is no laboratuvar veya doktorunuza İster var yardımcı olabilir kan testi vardır Parkinson. Ama bu belirtiler neden olabilir diğer hastalıklar dışında doktorunuza kural yardım etmek için testler olabilir. Örneğin, bir MRI inme veya beyin tümörü belirtileri aramak olabilir.&lt;br /&gt;Nasıl tedavi edilir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu anda, Parkinson hastalığı için bir tedavisi var. Ancak bu belirtiler kontrol ve hastalığı ile yaşamayı kolaylaştırmak ilaçların çeşitli türleri vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Levodopa (Ayrıca L-dopa denir) Parkinson hastalığı belirtileri kontrol için en iyi uyuşturucudur. Eğer uzun bir süre kullanmak ya da yüksek doz fakat bu sorunlara neden olabilir. Bu nedenle, birçok doktor hastalığın erken aşamalarında insanların tedavisi için diğer ilaçlar kullanın. Bu onlara levodopa ve kullanım süresi ve yan etkileri erteleme sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer belirtiler hafif olup olmadığını bile tedaviye gerek olmayabilir. Kadar belirtiler günlük yaşam yolunda elde başlamak Doktorunuz ilaç reçete bekleyin Mayıs Gibi belirtiler kötüleşmek Doktorunuz ilaç ayarlar. Birçok ilaç almak için en iyi sonuçları almak gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı durumlarda, bir tedavi de kullanılabilir derin beyin stimülasyonu denir. Bu tedavi için, bir cerrah için beyinde teller yerleştirir. Kabloları beyin parçaları için kontrol hareketi küçük elektrik sinyalleri taşır. Bu küçük sinyaller beyin eserin bu parçaların daha iyi yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte evde bu bağımsız ve olabildiğince sağlıklı olarak yardımcı olabilir yapabileceğiniz birçok şey var. Sağlıklı gıdalar yiyin. Ihtiyacınız olan dinlen. Sizin enerji olun akıllıca kullanın. Her gün biraz egzersiz alın. Fizik tedavi ve mesleki terapi de yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;Nasıl Parkinson hastalığı hayatımı nasıl etkileyecek? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir uzun vadeli gerekiyordu bulma, ilerleyen hastalığı değişiklikler hayat. Bu duyguları çok çeşitli olması normaldir. Sen öfkeli, korkmayın, acı, hissediyorum ya da ne Vermekteyiz için endişeleniyorum. Bu akılda birkaç şey tutmaya yardımcı olabilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     * Emin nasıl hastalığın ilerlemesi için biliyor olabilir kimse. Ancak genellikle bu hastalık ilerledikçe yavaş. Bazı insanlar bir taraftan bir titreme gibi sadece küçük belirtiler ile yıllardır yaşıyor.&lt;br /&gt;     Olan Parkinson hastalığı var * Birçok kişi ve yıl boyunca çalışmaya devam yapabilirsiniz. Olarak hastalığın daha kötü olur, ne iş değiştirmeniz gerekebilir. Sen uyum yollarını öğrenmek için destek alabilirsiniz.&lt;br /&gt;     * Bu sizin sağlık aktif bir rol almak önemlidir. Tüm ilgili hastalığın öğrenin. Doktor size güven ve Bul çalışabilirsiniz. Tüm randevular gidin ve doktorunuz önerir tüm tedavi almak.&lt;br /&gt;     * Depresyon olan kişilerde yaygındır Parkinson. Eğer çok üzgün veya umutsuz, doktorunuzla konuşmak veya danışmanı görmek hissediyorum. Antidepresan ilaçlar yardımcı olabilir.&lt;br /&gt;     * Bu yalnız değildir bilmek büyük bir fark yaratabilir. Parkinson destek grupları veya çevrimiçi grupları veya mesaj panoları için göz doktorunuza danışın.&lt;br /&gt;     * Parkinson kimin sahip sadece kişi daha fazla etkiler. Ayrıca sevdiklerinize etkiler. Kararlarınızı bunları eklemeyi unutmayın. Onlara hastalık hakkında bilgi edinmek ve gereken destek almanıza yardımcı olmak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-2709950348975528151?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/2709950348975528151/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/titremeli-felcparkinson-hastalg.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2709950348975528151'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2709950348975528151'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/titremeli-felcparkinson-hastalg.html' title='Titremeli Felc(parkinson hastalığı)'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-8026950894968673612</id><published>2009-06-17T04:39:00.000-07:00</published><updated>2009-06-17T04:45:56.352-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='biş bakımı nasıl olmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamilelikte agız ve diş bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dişleri beyaz tutma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diş bakımındaki kurallar'/><title type='text'>Diş Bakımı Nasıl Olmalı</title><content type='html'>Temel diş bakımı fırçalama içerir ve düzenli olarak diş fırcalanır, sizin ve düzenli diş hekimi kontrolleri ve temizlenmesi / veya diş hijjenik görmek ve ağız beslenme olan gıdalar bütün tahıl, sebze ve meyve, ve süt ürünleri yüksek anlamına gelir sağlıklı beslenme.&lt;br /&gt;Neden temel diş bakımı önemlidir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel diş bakımı uygulamak: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     * Diş çürüğü önler. &lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;     * Dişçiye ve diş sağlık bilimci ile kısaltır zaman ve yolculuk daha keyifli hale getirir. &lt;br /&gt;     * Para kazandırır. Diş çürüğü ve diş eti hastalığı önlemek olarak, dolguları ve diğer masraflı prosedürler için gerekli azaltabilir.&lt;br /&gt;     * Kötü nefes önlemeye yardımcı olur. Fırçalama ve bakteri kötü nefes kurtulmaya yardım eder&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;     * Genel sağlık artırır. &lt;br /&gt;     *  dişlerin bir ömür boyu sürmesi mümkün oluşturur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diş ve dişeti sağlıklı iyi beslenme ve düzenli fırçalama ve Flossing tutulması gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     * Dişlerini fırçala günde iki kez-Sabah ve yatak öncesi ve diş ipi günde bir kez. Bu ve çevre kemik olan bozuk dişler, dişeti sebep olabilir plak, kaldırır.&lt;br /&gt;     Bu da diş çürüğü ve boşluklar önleyici flor içeren bir diş macunu kullanın. Eğer flor veya maddeler ile mücadele plak içeren bir gargara gerekir dişçi sor. Bu Amerikan Diş Derneği tarafından onaylanmıştır toothpastes arayın.&lt;br /&gt;     Bu şeker bir çok içeren gıdalar kaçının *. Şeker plak büyümesine yardımcı olur. &lt;br /&gt;     Bu hastalık diş eti ve ağız kanserine neden olabilir tütün ürünleri kullanmayın *. Tütün dumanı (ikinci el duman) maruz kalmak da, hem de diğer sağlık problemlerine .1 diş eti hastalığına neden olabilir&lt;br /&gt;     * Uygulama dil temizliği. Bir dil temizleyici veya yumuşak diş fırçası kıl, bir ön-arka yönde Stroking kullanabilirsiniz. Dil temizliği özellikle kim veya duman olan dilleri veya kaplamalıdır derin oluklu insanlar için önemlidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-8026950894968673612?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/8026950894968673612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/dis-bakm-nasl-olmal.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8026950894968673612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8026950894968673612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/dis-bakm-nasl-olmal.html' title='Diş Bakımı Nasıl Olmalı'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-115101980952899546</id><published>2009-06-17T04:36:00.000-07:00</published><updated>2009-06-17T04:37:56.873-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alkol kullanımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iciki icme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alkolun zararları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='içkinin zararları'/><title type='text'>Alkol Kullanımı</title><content type='html'>Bu konu alkol kötüye kullanımı ve yetişkinlerde bağımlılığı ile ilgili. Yeniyetmelik veya çocuk alkol sorunları hakkında bilgi için, konu Teen Alkol ve Uyuşturucu Suistimal bakın. Yetişkinlerde uyuşturucu kullanımı hakkında bilgi için, konu uyuşturucu kullanımı ve Bağımlılığı bakın.&lt;br /&gt;Ne alkol kötüye kullanımı ve alkol bağımlılığı nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkol kötüye kullanımı, bu her gün içme ve çok fazla bir zaman içme gibi sağlıksız ve tehlikeli içme alışkanlıkları olan anlamına gelir. Alkol kötüye kullanımı, iş bayan neden, kendi ilişkileri zarar ve hukuki sorunlar bu süre sarhoş (sarhoş sürücü yol). Ne zaman alkol kötüye kullanımı, size rağmen size içme biliyorum içmeye devam sorunlara neden oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kötüye kullanım için alkol devam ederseniz, bu alkol bağımlılığı neden olur. Alkol bağımlılığı da alkolizm denir. Bunlar fiziksel ya da zihinsel alkole düşkün vardır. Sen, İçmeyi güçlü bir ihtiyaç veya arzu var. Sen sadece tarafından elde etmek için içmek gerekiyor gibi hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer üç veya bir yıl içinde aşağıdaki sorunların daha varsa alkole bağlı olabilir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     * Sen içme çıkmak ya da ne kadar içki. &lt;br /&gt;     * Daha fazla İçmeyi aynı sonuca ulaşmak gerekir. &lt;br /&gt;     * Bu çekilme belirtileri var zaman içme dur. Bunlar mide, terleme, güçsüzlük için hasta, duygu içerir ve anksiyete. &lt;br /&gt;     * Sen içme için çok fazla zaman harcamak ve içme gelen kurtarma veya diğer faaliyetleri böylece içecek kadar verdik. &lt;br /&gt;     * Siz veya içme çıkmak için bir içki miktarını azaltmak, ancak edilmiş edemedik çalıştılar. &lt;br /&gt;     * Siz bile bu ilişkilerin zarar ve fiziksel sorunlara geliştirmek için neden içmeye devam edin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkolizm uzun vadeli () kronik bir hastalık. Bu bir zayıflık veya irade bir eksikliği değildir. Diğer pek çok hastalık gibi, bu öngörülebilir bir ders vardır bilinen belirtiler var ve genleri ve yaşam durum etkilenmektedir.&lt;br /&gt;Ne kadar içki de nedir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alkol birçok insan hayatını bir parçasıdır ve bir yere sahip olabilir ve aile gelenekleri kültür. Bazen bilmek zor olabilir zaman çok fazla içki başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok fazla içki riski ve eğer sen doktorunuzla konuşmalısınız: 1 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     * Bir gün veya daha fazla 7 içecekleri haftada en fazla 3 içecek olan bir kadın. Bir standart içki tıklayınız bir resimde görebilirsiniz. 1 edebilirsiniz bira, şarap veya 1 karışık içki 1 bardak biridir.&lt;br /&gt;     * Bir gün veya daha fazla 14 içecekleri haftada en fazla 4 içecek bir adamım. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir içme sorun olabilir düşünüyorsanız, sizin belirtileri kontrol etmek için kısa bir sınav olmak: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     İnteraktif Aracı: Do you have problem İçme? Tıklayınız interaktif bir aracı görmek için. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne alkol kötüye kullanımı ya da bağımlılığı bazı işaretler vardır? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı davranışları size alkol ile sorun yaşıyorsanız anlamına gelebilir. Bunlar: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     * Sabah İçme, genellikle uzun süre veya yalnız içme için sarhoşluk. &lt;br /&gt;     * Ne içki, bu bira gelen şarap geçiş nedeniyle bu daha az içki veya sarhoş almak sizi korumak yardımcı olabileceğini düşündüğünüz olarak değiştirme.&lt;br /&gt;     * Hissediyorum içme sonra suçlu. &lt;br /&gt;     Sizin içme * yapma mazeretler veya yapıyor böyle şeyler farklı mağazalarında alkol satın alma olarak içme, gizlemek için. &lt;br /&gt;     * Not sırasında (kesintileri) içme size ne yaptığını hatırlıyor. &lt;br /&gt;     * Bir akşam veya hafta sonu için yeterince alkol edilmeyen endişe.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-115101980952899546?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/115101980952899546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/alkol-kullanm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/115101980952899546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/115101980952899546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/alkol-kullanm.html' title='Alkol Kullanımı'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-3929515205268499450</id><published>2009-06-17T04:31:00.000-07:00</published><updated>2009-06-17T04:32:05.466-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon olusumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon nedenleri'/><title type='text'>Depresyon</title><content type='html'>Depresyonun en yıkıcı etkiler üstesinden gereken ilk adım bir hastalık olarak, kişisel bir hata değil görmek için. Bunu yanı sıra cekişiyor kişinin diğer kronik hastalıklar gibi, depresyon wreaks harap veya onun arkadaşları ve ailesi. Depresyon ve sosyal maliyetleri de büyük şunlardır: Depresyon yetiyitimi dünyanın önde gelen nedeni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, depresyon tedavisi ile ilgili olumlu bir yandan pek çok şey var: Yeni psikoterapi ve antidepresan ilaçlar için yaklaşımlar milyonlarca veya depresyon gelen geri yaşıyorum yardımcı olur. Ve destek grupları ve online kaynakları, büyümekte olan bir ağ zihinsel hastalık ve leke kırmaya yardımcı oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu Sağlık yolculuğa hakkında bilgi edineceksiniz, başarılı tedavi en iyi olan, becerikli, sorgulama katılır hasta ile sağlanır-hassas bir zamanda büyük bir olasılıkla don't feel like tüm bu şeylerin olma. Eden ruhsal hastalık ve çıkış yolu bulduğunuzda terapistler, doktorlar esinlenerek olması hastaların hikayeleri olarak, rahat etmek ve yardımcı olmuştur&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-3929515205268499450?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/3929515205268499450/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/depresyon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3929515205268499450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3929515205268499450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/depresyon.html' title='Depresyon'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-4049779676198179179</id><published>2009-06-17T04:27:00.001-07:00</published><updated>2009-06-17T04:29:21.309-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lupus tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lıpus kimlerde olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lupus belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='lupus olusumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lupus nedir'/><title type='text'>Lupus</title><content type='html'>Lupus olan vücudun doğal savunma sistemi (bağışıklık sistemi) yerine, bakteri ve virüs gibi yabancı maddeler saldırmasını kendi dokular saldırılar, bir oto hastalığı var. Bu nedenleri iltihabı. Enflamasyon nedenleri, ağrı, ve vücudun her doku hasar şişme. Eğer ciddi deri veremi geliştirmek için, böbrekler, kalp, akciğerler, sinir sistemi ve kan hücreleri ile ilgili sorunlar olabilir. Lupus sistemik lupus eritematozus için ortak adı da SLE denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar deri veremi ile bazı insanlar sadece hafif belirtiler varsa, hastalık ve şiddetli olabilir yaşam boyu olduğunu. Ancak çoğu kişi belirtileri kontrol edebilirsiniz ve organlarda ciddi zarar görmesini önlemek. Bunlar görülmeye bunu kontrolleri sık için doktorlar, yeterli dinlenme ve egzersiz almak ve almak ilaçlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konu sistemik lupus eritematozus (SLE), en çok ve en ciddi Lupus türüne Common odaklanmaktadır. Ancak Lupus dört tip: Diskoid veya Kutanöz Lupus, uyuşturucu-sistemik lupus, neonatal Lupus indüklenen ve Subakut Kutanöz Lupus vardır.&lt;br /&gt;Lupus ne sebep olur? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deri veremi ve kesin nedeni bilinmemektedir. Uzmanlar, bazı insanlar bazı genler ile etkiler doğumlu olduğuna inanıyoruz nasıl bağışıklık sistemi çalışır ve daha fazla Lupus almak olasıdır. Daha sonra diğer faktörler Lupus saldırıları tetikleyebilir. Bu virüs gibi Viral enfeksiyonlara, dahil olduğu nedenleri Mononükleoz ve güneş ışığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu şeyler Lupus tetikleyebilir, ancak başka bir kişinin bir kişiyi etkileyebilir. &lt;br /&gt;Belirtiler nelerdir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lupus belirtiler çok büyük değişiklik ve gelip gidin. Zaman zaman belirtiler relaps denir kötü, almak veya flares. Zaman zaman belirtiler çok kötü değil Remisyonlar denir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaygın belirtiler çok yorgun ve eklem ağrısı veya (artrit), bir ateş şişme olan ve burada .. bir gösterim için bir cilt döküntü tıklayın duygu dahil Sonra güneşin altında olan isilik sık olur. Agiz yaralar ve saç dökülmesi oluşabilir. Zaman içinde, deri veremi ile Bazı insanların kalp, akciğerler, böbrek, kan hücreleri ve sinir sistemi ile ilgili sorunlar var.&lt;br /&gt;Lupus nasıl teşhis edilir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Lupus için tek bir test. Çünkü Lupus farklı yöntemlerle farklı kişiler etkiler, bu teşhis zor olabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktorunuz Lupus için inceleyerek, sık belirtiler hakkında sorular sorarak, kontrol eder ve bazı kan testleri yapıyorum. Eğer siz ve en yaygın belirtiler varsa kan bazı proteinler vardır için doktorunuza Lupus teşhis çok daha kolay. Bu proteinler antinuclear antikor veya Anas denir. Ama başka sorunlar Anas yapmak için, doktorlar eğer Lupus var öğrenmek için kan testi ve diğer testler kullanacağız vücudunuzun neden olabilir.&lt;br /&gt;Nasıl tedavi edilir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lupus tarafından kabul edilir: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Rashes için * Uygulama kortikosteroid krem. &lt;br /&gt;     * Çekme nonsteroidal anti-enflamatuar ilaçlar (NSAID'ler için) hafif kas ve eklem ağrıları ve ateş. &lt;br /&gt;     * Çekme antimalarial ilaç tedavisi için yorgunluk, eklem ağrıları, cilt rashes ve akciğer iltihabı. &lt;br /&gt;     * Çekme kortikosteroidlerin diğer ilaçlar için semptomların kontrol değildir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü kortikosteroidlerin güçlü ilaç ve ciddi yan etkilere neden olabilir, doktor, en fayda verecek en düşük doz tavsiye eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktor ayrıca diğer ilaçlar ve bağışıklık sistemi yavaşlatabilir önerebilir. &lt;br /&gt;Nasıl Lupus yönetebilir? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;, Zaman zaman belirtiler kötü bir Lupus belirtiler ılımlı için hafif kontrol hedefleri arasında flares önlemektir. Bazı Yapabileceğiniz diğer şeyler şunlardır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Stresi azaltmak için Rest *. &lt;br /&gt;     Güneş kaçının *. Giyim güneş ve koruyucu giysiler zaman dışındadır. &lt;br /&gt;     * Egzersiz düzenli yorgunluk ve eklem sertliği önlemek için. &lt;br /&gt;     * Dur içmek yasaktır. &lt;br /&gt;     Bir belirti uyarı işaretleri öğrenin *, yorgunluk, ağrı gibi parlama ve döküntü ve onları kontrol etmek için adımlar atın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Iyi kendine bakım ile, deri veremi olan çoğu kişinin bunları normal günlük aktiviteleri yapmaya devam edebilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu Lupus hakkında böylece nasıl ve hayatınızı etkileyebilir nasıl iyi bir baş anlamanıza öğrenmek için önemlidir. Ayrıca, aile ve arkadaşlar yardım için sınırlamaları anlamak ve ihtiyaçları zaman belirtiler alevlenmek. Ve sağlık uzmanları aile, arkadaşlar bir destek sisteminin geliştirilmesi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-4049779676198179179?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/4049779676198179179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/lupus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4049779676198179179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4049779676198179179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/lupus.html' title='Lupus'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-1959512809569223467</id><published>2009-06-16T14:55:00.000-07:00</published><updated>2009-06-16T14:56:55.846-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek emzirme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='emzirme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='emzirmenin annye faydası'/><title type='text'>Emzirmenin Anneye Yararları</title><content type='html'>anne sütünün, bebeğin sağlıklı gelişimi, mikroplardan korunması ve ruh sağlığı açısından faydalı olmasının yanı sıra anneyi de çeşitli hastalıklara karşı koruduğu belirtiliyor.Araştırmaya göre, doğumlarının üzerinden yaklaşık 30 - 35 yıl geçmiş, yaşları ortalama 63 olan 139 bin 681 kadın düzenli kontrollerle çeşitli hastalıklar açısından yıllar içerisinde takip edildi. Araştırma kapsamında daha önce gebelik geçiren ancak çocuğunu emzirmeyen kadınlarla yapılan karşılaştırma sonucunda, “bebeklerini bir yıl ya da daha fazla süre emziren kadınlarda, hiç emzirmeyenlere&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-1959512809569223467?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/1959512809569223467/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/emzirmenin-anneye-yararlar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/1959512809569223467'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/1959512809569223467'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/emzirmenin-anneye-yararlar.html' title='Emzirmenin Anneye Yararları'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-654281500524172573</id><published>2009-06-16T14:51:00.000-07:00</published><updated>2009-06-16T14:53:39.909-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='günes carpmasından korunma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='güneş carpması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gunes carpmasında neler yapılmalı'/><title type='text'>Günes Carpması</title><content type='html'>Yaz boyunca bedenimizi yorgun düşürmemek adına, az ve sık beslenmeye özen göstermek ve öğün atlamamak gerekir. Sıcaklar nedeniyle oluşan iştahsızlığın önüne geçmek ve sindirim sistemini rahatlatmak amacıyla hafif ve su içeriği yüksek besinler sıklıkla tercih edilmelidir. Sofralardan salatalar, zeytinyağlı sebze yemekleri ve meyveler eksik olmamalıdır. Özellikle sıcak havalarda açıkta satılan gıdalardan uzak durulmalıdır. Hazırlanan besinler soğutucuda muhafaza edilmeli, açıkta bekletilmemelidir. Sıcakta kısa sürede bozulan besinler zehirlenmelere neden olur.Kızartma ve aşırı yağlı besinler yerine taze sebze ve meyvelere ağırlık verilmelidir. Yaz aylarında vücut direncini artırmak, vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral alımını sağlamak için, her gün birkaç porsiyon &lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;meyve&lt;/span&gt; ve sebze tüketilmelidir. Ayrıca, mercimek, nohut gibi besinlere sofrada yer verilmeli, fırında pişirme, ızgara ve haşlama yöntemleriyle hazırlanan besinler tercih edilmelidir."Yaz  mevsimi beslenmesinde meyve tüketiminin ayrı bir önemi olduğunu da ifade eden Elmacıoğlu, meyvelerin lezzetleri dışında yoğun antioksidan içerikleri nedeniyle de sıklıkla tercih edilmesi gerekir.Günlük su ihtiyacı diğer mevsimlere göre artan terleme nedeni ile yaklaşık iki katına yani 2,5-3 litreye ulaşır. Bu nedenle yazın daha fazla ve sıkça su tüketilmelidir. Sıcaklarda aşırı terleme sonucu vücuttan suyla beraber, sodyum, potasyum gibi mineraller de atıldığı için bu durum halsizlik, nabız zayıflığı, yorgunluk ve dolaşım bozukluklarına yol açabilmektedir. Sıvı kaybını önlemek için günde en az 2-2.5 litre su içmeye özen gösterilmelidi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-654281500524172573?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/654281500524172573/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/gunes-carpmas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/654281500524172573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/654281500524172573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/gunes-carpmas.html' title='Günes Carpması'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-880714981642914570</id><published>2009-06-09T12:26:00.000-07:00</published><updated>2009-06-09T12:30:36.775-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='romatizmal hastalıklar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='atesli romatizma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='romatizmanın coculara zararı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='romatizmal kalp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='romatizma kalp be zararı'/><title type='text'>Romatizmal Kalp Hastalıkları</title><content type='html'>&lt;span&gt;Romatizmanın öncesinde görülen boğaz iltihaplanmaları streptokok denilen mikroplarla meydana gelir. Kış ve bahar aylarında daha çok görülür. Çoğunlukla çocukların toplu halde bulunduğu okul, çocuk yuvaları gibi, yerlerde ortaya çıkar. Ani ateş yükselmesi, özellikle yutkunurken boğaz ağrısı, boyunda ağrılı şişler, çocukta streptokok mikroplarına bağlı bir anjinin olduğunu gösterir. Bu tür anjin geçiren çocuklar iyi tedavi edilmemişlerse arkasından ateşli romatizmanın meydana çıkma olasılığı %3’tür. Amerika, İsveç gibi ülkelerde romatizmal kalp hastalıkları ile mücadele bu safhada başlamaktadır. Bütün streptokok anjinlerinin uygun antibiyotiklerle tedavisi ile önemli bir gurup kalp hastalığını daha oluşmadan önlemek mümkün olmuştur. &lt;/span&gt;&lt;span&gt;Aile tarafından yeterince önemsenmeyen boğaz ve bademcik iltihaplanmaları iyi tedavi edilmemekte ve sonuç olarak ateşli romatizma ve onun yaptığı kalp hastalıkları günden güne artmaktadır&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Böyle bir streptokok anjinini takip eden 2-3 hafta içinde ortaya çıkan akut ateşli romatizmanın tanınması güç değildir. Çoğunlukla ilk belirti ateş ve diz, dirsek, el ve ayak bileği gibi eklemlerin şişmesi, ağrıması ve kızarmasıdır. Bir eklemde görülen arızalar birkaç gün içinde geçer fakat diğer bir eklemde aynı belirtiler görülür. Bu şikayetler 1-2 hafta, en fazla 1-2 ay içinde kaybolur. Orta ve ileri yaşlara görülen romatizmanın aksine eklemlerde hiçbir bozukluk kalmaz. Ancak ateşli eklem romatizması sadece eklemi ilgilendiren bir hastalık değildir. Vücudun çeşitli yerlerinde ufak kırmızı lekeler ve 2 cm. çapında deriden hafifçe kabarık şişikler görülebilir. Bir diğer belirti de, sinir sisteminin hastalığa iştiraki ile, çocuklarda anlamsız kol, bacak ve yüz hareketlerinin ortaya çıkmasıdır. Bu belirtiler yanında hastaların aşağı yukarı %50sinde kalpte bozukluklar görülür. Çocukta nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı gibi şikayetler varsa romatizmanın kalbi tuttuğu düşünülebilir&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Önemli bir husus da romatizmanın tekrarlamaya çok meyilli bir hastalık olduğunun bilinmesidir. Her tekrar yeni bir kalp bozukluğuna neden olacağı veya mevcut kalp hastalığını arttıracağı için kalp romatizması geçirmiş bir hastanın hiçbir şikayeti olmasa bile 5 yıl süreyle romatizmadan korunma tedavisinde olması gereklidir. Bu tedavi çoğunlukla ayda bir defa uygulanan bir tür penisilindir. Bazı durumlarda 35 yaşına kadar devam edilir.&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Romatizmal kalp hastalarının bir kısmı istirahat, tuz kısıtlaması ve bazı ilaçlarla şikayetler geçebilir veya çok azalır. Uzun süre doktor kontrolünde sıkıntısız bir yaşam sürdürülebilir. Ancak hastalar daima romatizma tekrarına karşı koruyucu tedavi altında olmalıdırlar. En ufak başka bir hastalık dikkatle tedavi edilmeli ve gidilen doktor hastanın durumdan haberdar edilmelidir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-880714981642914570?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/880714981642914570/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/romatizmal-kalp-hastalklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/880714981642914570'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/880714981642914570'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/romatizmal-kalp-hastalklar.html' title='Romatizmal Kalp Hastalıkları'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-8533213322457655184</id><published>2009-06-09T12:23:00.000-07:00</published><updated>2009-06-09T12:26:03.067-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat kimlerde gorulur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat olusumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat kanser tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat kanseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prostat nedir'/><title type='text'>Prostat</title><content type='html'>Prostat kanseri, tedaviye radyasyon dozunun oran&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;yla orant&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;l&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; &lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;ekilde cevap veren bir kanser t&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;r&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;. Ne kadar y&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;ksek dozlara &lt;span&gt;çı&lt;/span&gt;karsan&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;z, radyoterapinin ba&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;ar&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;l&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; olma &lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;ans&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; o kadar y&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;ksek. Radyoterapi y&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;ntemleri i&lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;inde en geli&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;mi&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt; t&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;r olan Cyberknife&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;da yan etkiler &lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;ok az oldu&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;u i&lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;in doz artt&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;r&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;labiliyor. B&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;ylece Cyberknife ile di&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;er y&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;ntemlerle ula&lt;span&gt;şı&lt;/span&gt;lamayan dozlara ula&lt;span&gt;şı&lt;/span&gt;l&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;yor.Prostat kanserleri, 40 ya&lt;span&gt;şı&lt;/span&gt;n &lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;st&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;ndeki erkeklerde &lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;ok s&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;k g&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;r&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;len hastal&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;klardan. Hastal&lt;span&gt;ığı&lt;/span&gt;n yayg&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;nl&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;k derecesi 40-50 ya&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt; civar&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;nda y&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;z binde 3-5 oran&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;nda iken , 80 ya&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt; ve &lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;zerinde neredeyse % 6-7&lt;span&gt;’&lt;/span&gt;ye y&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;kseliyor. &lt;span&gt;Ç&lt;/span&gt;al&lt;span&gt;ış&lt;/span&gt;malar, 80 ya&lt;span&gt;şı&lt;/span&gt;na gelmi&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt; erkeklerin prostatlar&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;n&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; &lt;span&gt;çı&lt;/span&gt;kar&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;p bakmak imkan&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; olsayd&lt;span&gt;ı &lt;/span&gt;bunlar&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;n %80-90&lt;span&gt;’ı&lt;/span&gt;n&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;nda prostat kanseri tan&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;s&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;n&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;n konulabilece&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;ine i&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;aret ediyor.Prostat kanseri erkeklerin korkulu r&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;yas&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; olmas&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;na kar&lt;span&gt;şı&lt;/span&gt;n, erken tan&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; konulabilen ve erken tan&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; ile ba&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;ar&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;l&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; tedavi uygulanabilen bir kanser t&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;r&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;. Bu nedenle 50 ya&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt; ve &lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;st&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt; erkeklere, mutlaka her y&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;l bir &lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;roloji uzman&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;na giderek muayene olmalar&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; ve PSA ad&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; verilen kan tahlilini yapt&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;rmalar&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; &lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;neriliyor. Prostat kanserinin nedeni tam olarak bilinemiyor. Ya&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt; ilerledik&lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;e erkeklerde hormonal yap&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;da ortaya &lt;span&gt;çı&lt;/span&gt;kan de&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;i&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;ikliklerin bu i&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;te rol oynad&lt;span&gt;ığı&lt;/span&gt; iddia ediliyor. Ancak tek neden bu de&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;il. B&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;y&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;k bir olas&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;l&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;kla, ya&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;la birlikte ortaya &lt;span&gt;çı&lt;/span&gt;kan h&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;crenin genetik yap&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;s&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;ndaki de&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;i&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;iklikler de, kanser geli&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;im s&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;recine etki ediyor. Genetik de&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;i&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;iklikler ve hormonal de&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;i&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;iklikler bir araya geldi&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;inde kanser olu&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;uyor. Elbette &lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;evresel fakt&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;rlerin de prostat kanserinin olu&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;umuna etkisi b&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;y&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;k. &lt;span&gt;Ö&lt;/span&gt;zellikle sigara prostat kanseri geli&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;imi i&lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;in &lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;nemli bir risk fakt&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;r&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;. K&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;rm&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;z&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; et ve hayvansal ya&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt; t&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;ketimi de prostat kanseri riskini art&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;rabiliyor. Ayr&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;ca pillerin i&lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;inde yer alan kadmium adl&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; a&lt;span&gt;ğı&lt;/span&gt;r metalin de prostat kanserinin geli&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;iminde yeri olabilece&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;i tart&lt;span&gt;ışı&lt;/span&gt;l&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;yor. &lt;span&gt;Prostat kanserleri, akci&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;er kanserleri kadar olmasa da yine de son derece &lt;/span&gt;&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;&lt;span&gt;l&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span&gt;mc&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span&gt;l hastal&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;klar aras&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nda &lt;/span&gt;yer al&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;yor. Her prostat kanseri ayn&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; &lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;ekilde ilerleyip &lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;l&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;me sebep vermiyor. Bunlar&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;n i&lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;inde &lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;ok yava&lt;span&gt;ş &lt;/span&gt;&lt;span&gt;ilerleyen, hastaya hayat&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; boyunca hi&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;span&gt; s&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;k&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;nt&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; vermeyen t&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span&gt;m&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;&lt;span&gt;rler olabilece&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;i gibi, s&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ratle ilerleyip &lt;/span&gt;&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;&lt;span&gt;l&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span&gt;me sebep olabilecek t&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span&gt;m&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;&lt;span&gt;rler de bulunuyor. Prostat kanserinin &lt;/span&gt;&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;&lt;span&gt;l&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;&lt;span&gt;mle sonu&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;span&gt;lanmas&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; ya da tedavi ba&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ar&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;s&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı &lt;/span&gt;t&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;m&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;r&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;n &lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;zelliklerine ba&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;l&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;. T&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;m&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;r&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;n &lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;zellikleri PSA de&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;erleri ve Gleason Skorlamas&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; ad&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt; verilen sistemle belirlenebiliyor&lt;br /&gt;Tan&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;da &lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;ncelikle parmakla muayene ve PSA testinden yararlan&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;l&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;yor. Bunlardan birinde ya da her ikisinde normal de&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;erlerden farkl&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;l&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;k belirlenirse, prostat dokusundan biyopsi yap&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;l&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;yor. Anusten &lt;span&gt;rektuma yerle&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;tirilen bir ultrason cihaz&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span&gt; e&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ş&lt;/span&gt;&lt;span&gt;li&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ğ&lt;/span&gt;&lt;span&gt;inde en az on yerden par&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;span&gt;a al&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;n&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;yor. Bu par&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ç&lt;/span&gt;&lt;span&gt;alar&lt;/span&gt;&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;&lt;span&gt;n patoloji &lt;/span&gt;laboratuvar&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;nda mikroskop alt&lt;span&gt;ı&lt;/span&gt;nda incelenmesi sonucunda prostatta bir t&lt;span&gt;ü&lt;/span&gt;m&lt;span&gt;ö&lt;/span&gt;r olup olmad&lt;span&gt;ığı &lt;/span&gt;belirleniyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-8533213322457655184?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/8533213322457655184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/prostat.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8533213322457655184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8533213322457655184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/prostat.html' title='Prostat'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7117244440739435719</id><published>2009-06-09T12:19:00.001-07:00</published><updated>2009-07-24T17:07:43.691-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sedefin neednleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sedef hastalığı tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sedef nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sedef hastalığı'/><title type='text'>Sedef Hastalığı</title><content type='html'>Sedef hastalığı immunogen etik bir hastalıktır. Irsidir ve vücudun bağışıklık sistemi ile ilgilidir. iklim, yiyecekler, enfeksiyonlar, depresyon ve hastaların psikolojik durumları hastalığı azdırır veya davet eder, ancak sebebi değildir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sedefi fototerapi, cilde sürülen ilaçlar ve ağızdan alınan ilaçlar ile tedavi edilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fototerapi iki şekilde yapılır: UVB ışınları dalga boyu 290-320 nm ve PUVA. Tedavi merkezimizde iki çesit tedaviyi de gerçekleştirecek cihazlarımız bulunmaktadır. Bu cihazlar ile bütün vücuda ele, ayağa, kola, bacağa ve başa ayrı ayrı ultraviole ışınları vermek mümkündür. Bu iki çeşit tedavi de derinin rengine ve hastanın toleransına göre ayarlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UVB ışınlarıyla tedaviye başlamadan önce MED Minimum eritem dozu tespit edilir ve her gün bu tespit edilen dozun 50 oranında artırılarak UVB ışınları verilir. En az 12 tedavi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci tedavi yontemi olan PUVAda dalga boyu 320-400 nm derinin daha derin tabakalarına nüfuz eder. PUVA tedavisi ilaçla ışın tedavisinin karışımıdır. Ağızdan ilaç verildikten bir-iki saat sonra UVA ışınları verilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7117244440739435719?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7117244440739435719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/sedef-hastalg_09.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7117244440739435719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7117244440739435719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/sedef-hastalg_09.html' title='Sedef Hastalığı'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-4997821700061195999</id><published>2009-06-09T12:19:00.000-07:00</published><updated>2009-06-09T12:20:09.189-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sedefin neednleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sedef hastalığı tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sedef nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sedef hastalığı'/><title type='text'>Sedef Hastalığı</title><content type='html'>Sedef hastalığı immunogen etik bir hastalıktır. Irsidir ve vücudun bağışıklık sistemi ile ilgilidir. iklim, yiyecekler, enfeksiyonlar, depresyon ve hastaların psikolojik durumları hastalığı azdırır veya davet eder, ancak sebebi değildir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Sedefi fototerapi, cilde sürülen ilaçlar ve ağızdan alınan ilaçlar ile tedavi edilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fototerapi iki şekilde yapılır: UVB ışınları dalga boyu 290-320 nm ve PUVA. Tedavi merkezimizde iki çesit tedaviyi de gerçekleştirecek cihazlarımız bulunmaktadır. Bu cihazlar ile bütün vücuda ele, ayağa, kola, bacağa ve başa ayrı ayrı ultraviole ışınları vermek mümkündür. Bu iki çeşit tedavi de derinin rengine ve hastanın toleransına göre ayarlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UVB ışınlarıyla tedaviye başlamadan önce MED Minimum eritem dozu tespit edilir ve her gün bu tespit edilen dozun 50 oranında artırılarak UVB ışınları verilir. En az 12 tedavi gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci tedavi yontemi olan PUVAda dalga boyu 320-400 nm derinin daha derin tabakalarına nüfuz eder. PUVA tedavisi ilaçla ışın tedavisinin karışımıdır. Ağızdan ilaç verildikten bir-iki saat sonra UVA ışınları verilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-4997821700061195999?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/4997821700061195999/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/sedef-hastalg.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4997821700061195999'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4997821700061195999'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/sedef-hastalg.html' title='Sedef Hastalığı'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-5109517834575168247</id><published>2009-06-07T03:09:00.000-07:00</published><updated>2009-06-07T03:14:16.508-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meme kanseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meme kanser tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meme kanseri nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meme kanseri evreleri'/><title type='text'>Meme Kanseri</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;b&gt;Meme kanseri&lt;/b&gt; &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Meme" title="Meme"&gt;meme&lt;/a&gt; hücrelerinde başlayan &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanser" title="Kanser"&gt;kanser&lt;/a&gt; türüdür. &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Akci%C4%9Fer_kanseri" title="Akciğer kanseri"&gt;Akciğer kanserinden&lt;/a&gt; sonra, dünyada görülme sıklığı en yüksek olan &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kanser" title="Kanser"&gt;kanser&lt;/a&gt; türüdür. Her 8 kadından birinin hayatının belirli bir zamanında meme kanserine yakalanacağı bildirilmektedir. Erkeklerde de görülmekle beraber, kadın vakaları erkek vakalarından 100 kat fazladır. 1970'lerden bu yana meme kanserinin görülme sıklığında artış yaşanmaktadır ve bu artışa modern, Batılı yaşam tarzı sebep olarak gösterilmektedir. Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde görülme sıklığı, dünyanın diğer bölgelerinde görülme sıklığından daha fazladır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Meme kanseri, yayılmadan önce, erken tesbit edilirse,hasta %96 yaşam şansına sahiptir. Her yıl 44000'de bir kadın meme kanserinden ölmektedir.&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;50 yaş üzerinde olunması&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Yakın akrabalardan biri meme kanseriyse&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Daha önceden diğer memede kanser tespit edilmiş olması&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Adet görmeye 12 yaşından önce başlamış olması&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Hiç gebe kalmamış olması&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Adet görmesi 50 yaşından sonra da devam ediyor olması&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;bu hastalığı tetikleyen etmenlerdendir.Kendi kendini kontrollerde onbeş günü aşkın sürede ele gelen sertlik veya kitle, deride kalınlaşma, şişme, renk değişikliği, meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması, memede veya meme başında içeri doğru çekinti, meme şeklinde değişiklik, meme başlarının pozisyonlarında değişiklik ve meme başında akıntı gibi belirtiler derhal doktor kontrolü gerektirmektedir. Hekim muayenesi sonusu yapılacak mamografi taramasının ardından &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ultrason" title="Ultrason"&gt;ultrason&lt;/a&gt;, İnce iğne aspirasyon &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Biyopsi" title="Biyopsi"&gt;biyopsisi&lt;/a&gt; ve normal biyopsi tetkikleriyle kesin tanı konulur.&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Evre 1:&lt;/b&gt; Tümör 20 mm. ve daha küçüktür. Bu durumda kanser lenf bezlerine sıçramamıştır. Tedavide meme koruyucu yöntemle lenf bezlerinin alınmasından sonra radyasyon tedavisi uygulanır.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Evre 2-A:&lt;/b&gt; &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCm%C3%B6r" title="Tümör"&gt;Tümörün&lt;/a&gt; 20 - 50 mm. arasında olup, lenf bezlerine sıçramamış halidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Evre 2-B:&lt;/b&gt; Tümörün 2-A evresindeki gibi bir boyut aralığında olup (50 mm. den büyük olabilir), koltuk altı lenf bezleriine sıçramamış halidir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Evre 2:&lt;/b&gt; Evre 1 ile aynı tedavi yöntemi uygulanmakla birlikte, eğer tümör aşırı büyümüş ya da lenf bezlerine sıçramışsa kemoterapi, hormonoterapi ve radyasyon tedavisi tamamlayıcı olarak önerilir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;  &lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Evre 3-A:&lt;/b&gt; Tümör koltuk altı lenf bezlerine ve göğüs dışı dokulara sıçramış durumdadır ve bu halde &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Mastektomi" title="Mastektomi"&gt;mastektomi&lt;/a&gt; yöntemiyle tedavi youna gidilir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Evre 3-B:&lt;/b&gt; Bu aşamada tümörün boyutu dikkate alınmaz; tümör göğüs duvarına bağlıdrı ve lenf bezlerine sıçramıştır. "Neoadjuvant" adı verilen tümörün boyunun küçültülmesi amaçlı kemoterapi uygulanmasının ardından tümörün boyunun küçülmesinden sonra lampektomi veya mastektomi yapılır.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;b&gt;Evre 4:&lt;/b&gt; Bu aşamada kanser göğüs dışındaki vücut bölümlerine yayılmıştır. Bu evre tedavisinde hastanın yaşam süresini artırmak ve yaşam kalitesini yüksek düzeyde tutmak hedeflenir.&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-5109517834575168247?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/5109517834575168247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/meme-kanseri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5109517834575168247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/5109517834575168247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/meme-kanseri.html' title='Meme Kanseri'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-6753750240952187310</id><published>2009-06-07T02:59:00.000-07:00</published><updated>2009-06-07T03:07:42.600-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dıskılama zorluğu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hemortoid'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basur neden olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='basur tedavisi'/><title type='text'>Basur(Hemortoid)</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial;" class="baslik"&gt;Tuvalette iken; kanama, ağrı ve meme gibi durumlarla karşılaştığımızda hemen teşhisi koyarız. “Basur olmuşum!.” deriz. Çünkü etrafımızda akıl verenimiz çoktur. Evet, teşhis etmek ve ne olduğunu bilmek önemlidir. Ancak, ne olmadığını bilmek de çok önemli ve gereklidir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;Birey  sert dışkıyı boşaltmak için aşırı ıkınma ve zorlanmaya gerek duyar.  Bu sırada anal kanalı örten tabaka ve damarlar zedelenir. Bu da damarlarda  genişleme ve şişmeye neden olur. Damarlardaki bu genişleme ve şişmeye hemoroidal  hastalık ya da kısaca hemortoid(basur) denir.  Bu durumda damarlar normal  işlevlerini yapamazlar ve bazen de ciddi şikayetlere neden olurlar. Bu  belirti ve bulgular hangi hemoroidal grup hastalandı ise ona göre farklılık  gösterir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;Hemortoidin(basur)bir nedeni, beslenme  alışkanlığıdır. Batı toplumunda 20. yüzyıldan itibaren endüstrinin gelişmesiyle  beslenme alışkanlığı da değişmiştir. Sonuçta diyetteki lifli (posalı) yiyecekler  azalmıştır. Oysa vücutta sindirilemeyen lifler, emilinceye kadar kitlesinin  30 katı kadar su çekmekte böylece bu kitlenin sindirimi zorlaşmaktadır.  Böylelikle, kolay, zorlamadan ve ıkınmadan dışkılama yapılabilir. Aksi  takdirde ıkınma ve zorlama bu bölgedeki basıncı daha artırır. Bunun sonucunda  hemoroidal hastalık gelişebilir. Diyetsel lifli besinlerin kullanılmaması  durumunda, hemoroid hastalığının görülme sıklığı da artmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="font-weight: bold; font-family: arial;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Hastanın şiddetli ağrı şikayeti  var ise hemoroid pakesinin içindeki pıhtıyı boşaltmak gerekir. Bu nedenle  bölgesel anestezi (lokal anestezi) altında hemoroid pakesi üzerindeki deri  kesilip içindeki pıhtı çıkarılmalıdır. Yara açık bırakılabileceği gibi  bir dikiş ile de kapatılabilir. Yapılan pansuman ile kanama ve dışarı akıntı  önlenir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-6753750240952187310?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/6753750240952187310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/basurhemortoid.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6753750240952187310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6753750240952187310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/basurhemortoid.html' title='Basur(Hemortoid)'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-3426259126994037974</id><published>2009-06-06T01:55:00.000-07:00</published><updated>2009-06-06T02:02:40.927-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='panik atak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='panik atak bulguları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='panikl atak cesitleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='panik atak nedir'/><title type='text'>Panik Atak</title><content type='html'>Tiroid bezinin aşırı çalışması, kan şekeri düşüklükleri, enfeksiyon hastalıkları&lt;br /&gt;görülebilen; beklenmedik bir anda, herhangi bir yerde ortaya çıkan; yoğun kaygı,&lt;br /&gt;bunaltı, korku karışımı bir nöbettir.Panik atağı yaşayanların bazıları, o esnada kalp krizi geçirdiklerini ve öleceklerini hissederler. Kimisi aklını kaçıracağını, felç geçireceğini, kontrolünü&lt;br /&gt;yitireceğini, düşüp bayılacağını hisseder.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;1. Beklenmedik Ataklar:&lt;/span&gt; Nedensiz,birden ortaya çıkan nöbetler. Panik bozuklukta bu tür ataklar vardır&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;2. Duruma bağlı olanlar:&lt;/span&gt; Korkulan bir kedi, köpek veya başka bir nesneyle yada bir durum karşısında ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;3. Durumsal yatkınlk gösterilen panik ataklar&lt;/span&gt;: Genellikle destekleyici bir etken vardır, ama her zaman panik oluşmaz.&lt;br /&gt;1. Çarpıntı, kalp atışlarını duyumsama, kalbin yerinden fırlayacakmış gibi olması, göğüste basınç bazen sol kola yayılan ağrı ve uyuşmalar...&lt;br /&gt;2. Terleme&lt;br /&gt;3. Titreme, sarsılma, itilme hissi&lt;br /&gt;4. Boğulma ve nefes alamama hali&lt;br /&gt;5. Soluğun kesilmesi&lt;br /&gt;6. Göğüste daralma, sıkışma, ağrı duyumsama&lt;br /&gt;7. Bulantı, karında ağrı, şişkinlik , gaz oluşması, geğirti.&lt;br /&gt;8. Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma hali&lt;br /&gt;9. Derealizasyon  (Benliğinden ayrılmış olma hali; sanki bedenle ruh birbirinden ayrılıyor ve kişide kendisini hissedememe, algılayamama, kendisine yabancılaşma durumu oluşur.&lt;br /&gt;10. Panik anında kontrolünü kaybedeceği yada çıldıracağı korkusu&lt;br /&gt;11. O esnada "yaşamım buraya kadarmış" duygususu, ölüm korkusu&lt;br /&gt;12. Ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar, karıncalanmalar, diken diken olma halleri&lt;br /&gt;13. Üşüme, ürperme ya da ateş basmaları&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-3426259126994037974?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/3426259126994037974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/panik-atak.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3426259126994037974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3426259126994037974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/panik-atak.html' title='Panik Atak'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-4681487360943718798</id><published>2009-06-05T06:07:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T06:10:32.345-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Romatizma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='romatizma nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ateşli romatizma'/><title type='text'>Romatizma</title><content type='html'>&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Romatizma             kas, kiriş, mafsal, kemik ve sinirlerde görülen, kuvvetsizlik ve             ağrıya neden olan hastalıkların tümüne verilen addır. Birçok             karışıklıklara neden olduğu için romatizma hastalığı yerine             romatizmal hastalıklar demek daha doğrudur. Romatizma deyimi tıpta             sayıları 50’ yi aşan bir dizi hastalığın ortak adıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Romatizmanın en çok görülen biçimi,             romatoid artrittir.D&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;iğer bir çeşit romatizma da ankilozan             spondilit denen, omurga eklemlerini tutan bir hastalıktır. % 90             erkeklerde görülür. İltihaplı romatizmal hastalıklar arasında,             romatoit artrit’ten sonra, en sık görülendir. Hastalık, kalça             kemikleriyle sağrı kemikleri arasındaki eklemlerde başlar. Ağrılar             giderek şiddetlenir. Bele, bacaklara, sırta yayılır. Ağrılar,             günün erken ve geç saatlerinde şiddetlenir. Diğer zamanlarda ağrı             azalsa da küçük bir sarsıntı, merdiven inip çıkma, otobüse             inip binme, hastaya ağrılarını hatırlatır. Başlangıç döneminde,gözlerde             kızarma, topukların arka bölümlerinde ağrı, peniste akıntı             olabilir. En sık tutulma yaşı, 20-30 arası olmakla birlikte, çocuklar             ve yaşlılar da hastalanabilirler. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Ateşli romatizma ise 5-15 yaş arası çocuklarda             görülür, en ziyade kalbi tutar ama aslında bir enfeksiyon hastalığıdır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-4681487360943718798?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/4681487360943718798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/romatizma.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4681487360943718798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4681487360943718798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/romatizma.html' title='Romatizma'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-637230714979505952</id><published>2009-06-05T06:00:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T06:04:35.260-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiper tansiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyonla kolesterol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yuksek tansiyon'/><title type='text'>Hiper Tansiyon</title><content type='html'>&lt;span lang="TR"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;nsan                 vücudunda, tüm organ ve dokuları besleyen damarlar damarlarda                 kan dolaşımının olabilmesi için evimizdeki musluklara suyu                 taşıyan su borularındaki gibi bir basınç gerekmektedir. Bu &lt;b style=""&gt;basıncın                 normalden fazla olmasına “hipertansiyon” denir. Diğer adı                 YÜKSEK TANSİYON&lt;/b&gt;’dur. Kan basıncı ölçülürken iki değere                 bakılır:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;                 &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal;"&gt;                       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Büyük                 tansiyon&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;                 (sistolik kan basıncı)&lt;br /&gt;                ·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal;"&gt;                       &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;b style=""&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Küçük                 tansiyon&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;                 (diyastolik kan basıncı)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;                 &lt;p class="MsoBodyText"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Kalbin                 kasılması sırasında ölçülen kan basıncı, büyük                 tansiyon, gevşemesi esnasındaki kan basıncı ise küçük                 tansiyondur. HiPERTANSiYON, tanısı için büyük ve küçük                 tansiyondan birisinin normalden yüksek olması yeterlidir. Bu                 konu unutulmamalıdır. Bazı hastalar küçük tansiyondaki yüksekliği                 önemsememektedir ki; bu çok yanlıştır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText"&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Hipertansiyon bu organları etkileyerek kalıcı sakatlıklara,                 felçlere ve ölümlere yol açabilir.&lt;br /&gt;                Hipertansiyonun vücuda verdiği başlıca zararlar, aşağıda                 özetlenmiştir:&lt;br /&gt;                ·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal;"&gt;                       &lt;/span&gt;Kalp yetmezliği, kalp büyümesi, kalbi besleyen                 damarlarda daralma (koroner arter darlığı) ve tıkanma (kalp                 krizi)&lt;br /&gt;                ·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal;"&gt;                       &lt;/span&gt;Beyin kanaması, felç, beyin damarlarında daralma ve tıkanma,&lt;br /&gt;                ·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal;"&gt;                       &lt;/span&gt;Böbrek yetmezliği, böbrek fonksiyonlarında bozulma,&lt;br /&gt;                ·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal;"&gt;                       &lt;/span&gt;Görme azalması ve körlük,&lt;br /&gt;                ·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal;"&gt;                       &lt;/span&gt;Büyük atardamarlarda genişleme, yırtılma, tıkanma.                 Bunların sonucunda, kangren veya ani kanamalara bağlı ölüm                 meydana gelir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-637230714979505952?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/637230714979505952/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/hiper-tansiyon.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/637230714979505952'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/637230714979505952'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/hiper-tansiyon.html' title='Hiper Tansiyon'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7647010942397655119</id><published>2009-06-05T05:55:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T06:00:03.377-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alzheimer belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alzheimerde gorulenler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Alzheimer'/><title type='text'>Alzheimer</title><content type='html'>&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana,Arial;font-size:85%;"&gt;Unutkanlık krizlerini önce gizlemeye çalışırsınız, ancak       bir noktadan sonra olaylar kontrolden çıkarak yaşamınızın normal akışını       bozar.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Kaza yapmadan araba       kullanamazsınız, yataktan kalkınca giyinmekte zorluk çekersiniz, her       zaman yaptığınız işleri yapamaz hale gelirsiniz.&lt;span style=""&gt;        &lt;/span&gt;Örneğin iyi bir piyano virtüözü iseniz, eski performansınızdan       eser kalmaz; notaları bile okuyamaz hale gelebilirsiniz.&lt;span style=""&gt;        &lt;/span&gt;Bütün bu aksiliklere önce gerekçe bulmaya çalışır, sonra       bunların rastlantı olmadığını anlayarak büyük bir acı duyarsınız.&lt;span style=""&gt;        &lt;/span&gt;Size neler olduğunu anlamaya çalışırken, zihninizi kuşatan       sis giderek koyulaşır.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Çocuklarınız       size yabancı gibi gelmeye başlar, korkunç kâbuslar rüyalarınızın dışına       çıkarak, uyanıklık bilincinizi bulandırır.&lt;br /&gt;      Öyle ki zamanla kol ve bacaklarınız, bağırsaklarınız ve idrar       keseniz kontrolden çıkar.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;Sessiz       bir uyuşukluk ve teslimiyet hali içine yuvarlanırsınız; bir iki yıl       içinde iyice yatağa düşersiniz; yatak yaraları ve pişikler ortaya çıkar;       yutkunma zorluğu başlar.&lt;span style=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Alzheimer hastalığının belirtileri sunlardır&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span lang="TR"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana,Arial;font-size:85%;"&gt;1. Günlük       yaşam aktivitelerini etkileyen bellek kaybı&lt;br /&gt;      2. Günlük yaşam aktivitelerini yapmada güçlük&lt;br /&gt;      3. Kelime bulmada güçlük&lt;br /&gt;      4. Zaman ve mekan karmaşası&lt;br /&gt;      5. Yargı ve karara varmada güçlük&lt;br /&gt;      7. Sık kullanılan eşyaların yerlerini değiştirme&lt;br /&gt;      8. Ruh hali yada davranışlarda değişim&lt;br /&gt;      9. Kişilik değişimleri&lt;br /&gt;      10. Sorumluluktan kaçınma&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7647010942397655119?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7647010942397655119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/alzheimer.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7647010942397655119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7647010942397655119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/alzheimer.html' title='Alzheimer'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-4279131130059218844</id><published>2009-06-05T05:52:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T05:55:03.031-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tümor nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tümor nerlerde olur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tümor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beyin Tümorleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tümor belirtileri'/><title type='text'>Beyin Tümörleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Kafa       boşluğunda beynin çeşitli bölümlerinde gelişen urlara beyin tümörleri       denir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt; Önceleri       durgunluk, unutkanlık, sonra aşırı sinirlilik ve psişik bozukluklar       meydana gelir. Bazı tümörler beyin zarında lokal iritasyona bağlı       olarak Jackson tipi epilepsiye neden olabilirler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Tümörün       tuttuğu beyin merkezlerine göre, parietal bölgedekiler konuşma       bozuklukları , oksipital bölgedeki tümörler hemianopsi şeklinde       görme bozuklukları, koku, işitme ve görme halüsinasyonları, ufak       veya büyük görme gibi belirtiler meydana       getirirler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Bütün       bu tümörlerin müşterek belirtileri kafa içi basıncının artmasına       bağlı olarak baş ağrısı şeklinde başlar. Birden başlayan ağrı       bazen birkaç dakika, bazen 1-2 saat sürüp geçer. Öksürük, ıkıntı,       bağırma, baş hareketleri gibi nedenlerle başlayan ağrılarda vardır.       Bulantısız kusmalar, nabız yavaşlaması, görme bozuklukları, ruhsal       değişmeler bulunabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Ayrıca       başka organlarda meydana gelen habis urların, örneğin akciğer, meme,       deri, bağırsak ve böbrek kanserlerinin  metastazları da       beyinde yerleşir. Beyin tümörlerinin bazıları beyin cerrahları tarafından       ameliyatla tedavi edilebilmekte, bazılarına ise ancak sitostatik ilaçlar  kortikosteroidler veya radyasyon tedavisi       uygulanabilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-4279131130059218844?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/4279131130059218844/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/beyin-tumorleri.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4279131130059218844'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4279131130059218844'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/beyin-tumorleri.html' title='Beyin Tümörleri'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-580483495298190086</id><published>2009-06-05T05:45:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T05:51:51.497-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tranvanın tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beyin Tranvası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Beyin Tranvasının nedenler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tranva'/><title type='text'>Beyin Tranvası</title><content type='html'>Kafa tasının asırı derecede sarsılması ya da kafatasında olusan kırılması sonrasında beyinin zarar gormesidir.Bu sarsılmalar yada kırılar sonrasında beyin kanaması gecirme riski yuksektir.Bilin kaybı yaşanır fakat cok uzun surmez.&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Daha sonra       baş ağrısı, baş dönmesi, uykusuzluk, sinirlilik gibi belirtiler gorulmeye baslar.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Bu arada       nabız yavaşlaması, kusma, baş ağrısı ve kanama bölgesine bağlı       olarak felçlerin meydana gelmesi, kanamanın varlığını ispatlayan       belirtilerdir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Beyin       sarsıntısı geçiren kimse en az 24 saat kontrol altında tutulmalıdır.       Şok hali varsa serum ve kan transfüzyonları ile düzeltilmeye ve sinir       hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilerek teşhis konmaya çalışılır.       Bu arada enfeksiyonlara karşı antibiyotikler, beyin ödemine karşı       hipertonik solüsyonlar damardan verilir. Kanamayı önlemek üzere kan       durdurucu yani hemostatik ilaçlar kullanılabilir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-580483495298190086?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/580483495298190086/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/beyin-tranvas.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/580483495298190086'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/580483495298190086'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/beyin-tranvas.html' title='Beyin Tranvası'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-4087911376266594808</id><published>2009-06-05T03:58:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T04:00:19.967-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bademcik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bademcik iltihabı belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bacemcik iltihabı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tonsilit'/><title type='text'>badecik iltihabı</title><content type='html'>&lt;b&gt;bademcik&lt;/b&gt;lerin iltihaplanmasına tıp dilinde tonsilit denir. &lt;b&gt;bademcik&lt;/b&gt;ler şiş, kırmızı ve yeşilimtrak beyaz renkte cerahatlı görünümdedir. Yutkunma sırasında ağrı yapar. Hastada kırıklık, baş ağrısı ve vücut ağrıları vardır. Hastalık birdenbire üşütme ve ateş ile başlar. Gereği gibi tedavi edilmezse orta kulak &lt;b&gt;iltihabı&lt;/b&gt;, böbrek &lt;b&gt;iltihabı&lt;/b&gt;, romatizma ve kalp hastalıklarına neden olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-4087911376266594808?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/4087911376266594808/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/badecik-iltihab.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4087911376266594808'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4087911376266594808'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/badecik-iltihab.html' title='badecik iltihabı'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-6818656678773098091</id><published>2009-06-05T03:54:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T03:55:39.024-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gastirit nedenleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gastirit nedir.Gastirit olsumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gastirit tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gastirir baslangıcı'/><title type='text'>Gastirit</title><content type='html'>Midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Mide iltihabı veya mide nezlesi de denir. Hazırlayıcı nedenler : Ağır yemekler, fazla kuru veya sert yiyecekler, hamur işleri, tatlılar, acı ve baharatlı yiyecekler, alkol, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, yemek saatlerinin düzensiz olması, çabuk çabuk ve çiğnemeden yemek, fazla ilaç kullanmak, ateşli hastalıklar, karaciğer veya safra kesesi hastalıkları, kalp hastalıkları veya romatizmadır. Tedaviye başlamadan önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir. Belirtileri : Mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülür. Midenin üzerine bastırlınca da ağrı hissedilir. Bu belirtiler özellikle ilk bahar ve son bahar aylarında artar. Tedavisi : Perhiz ve istirahat şarttır. Hastalığı doğuran nedenler ortadan kaldırılır. Hafif yiyecekler yenir. Aspirin gibi ilçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş yavaş ve çok çiğnenerek yenir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-6818656678773098091?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/6818656678773098091/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/gastirit.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6818656678773098091'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/6818656678773098091'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/gastirit.html' title='Gastirit'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-9117881061626538984</id><published>2009-06-05T03:45:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T03:50:10.264-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fizik tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Boyun Fığı nasıl olusur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Boyun fıtığında dikkat edilmesi gerekenler.boyun fıtığında yapılmamalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Boyun fıtığı'/><title type='text'>Boyun Fıtığı</title><content type='html'>&lt;span class="content"&gt;İnsan omurgası, kafa tasının altından kuyruk sokumunun bitimine kadar, toplam 33 adet omurdan ve aralarında disk denilen kıkırdaklardan oluşur. Yandan bakıldığında boyun, sırt ve bel bölgesi omurgada S harfine benzeyen bir şekil meydana getirir. Boyun, 7 adet omurdan ve aralarındaki disklerden oluşmaktadır.&lt;br /&gt;Öncelikle boyun fıtığının tanımlanmasını yapalım. Boyun omurları arasında yer alan kıkırdağın iki omur arasından öne, yana ya da arkaya doğru fıtıklaşmasına denir. Her boyun ağrısı boyun fıtığı anlamına gelmez.&lt;br /&gt;Boyun ağrısının çok çeşitli sebepleri vardır:&lt;br /&gt;1. Doğuştan gelen bozukluklar,&lt;br /&gt;2. Postür (duruş) bozuklukları,&lt;br /&gt;3. Yumuşak doku romatizmaları,&lt;br /&gt;4. İltihabi eklem romatizmaları,&lt;br /&gt;5. İnfeksiyon (mikrobik) hastalıkları,&lt;br /&gt;6. Kas- tendon zorlanmaları,&lt;br /&gt;7. Kas spazmları.                                                     &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt;Hastaların şikayetleri fizik tedavi ile tamamen geçse bile, günlük yaşantısı düzenlenmeli ve ağrıyı azaltan ve artıran durumlar kendisine hatırlatılmalıdır:&lt;br /&gt;1. Ağırlık kaldırmaması,&lt;br /&gt;2. Ağır işler yapmaması,&lt;br /&gt;3. Ters hareketlerden kaçınması&lt;br /&gt;4. Ortopedik boyun yastığı kullanması&lt;br /&gt;5. Orta sertlikte bir yatakta yatması,&lt;br /&gt;6. Uzun süre aynı pozisyonda kalmaması,&lt;br /&gt;7. Mesleğine göre nasıl hareket etmesi gerektiği,&lt;br /&gt;8. Ağrıları tamamen geçse bile egzersizlerini hergün düzenli olarak yapması gerektiği vurgulanır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt;Fizik tedavi kliniklerinde kullanılan traksiyon (çekme) cihazı ile tamamen bilimsel olarak, hastanın kilosuna göre ve durumuna göre, uzman doktorun kontrolü altında bel çektirilebilir. Halk arasında sıklıkla rastladığımız çektirme olayı maalesef  bu konuda hiçbir tıbbi bilgisi olmayan ve kontrolsüz olarak çekme yapan kişiler tarafından uygulandığında, tamamen tesadüflere dayalı olarak iyileşme görülebilir. Ancak çoğunlukla bağ dokusunda, kas ve sinir liflerinde kopmalara bağlı felçle  de sonuçlanabilecek ciddi durumlar meydana gelebilir. &lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt;Boyun fıtığı tedavisinde yine yaygınca olarak uygulanan bir tedavi yöntemi akupunkturdur. Akupunktur de artık bir fizik tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Daha çok ağrı üzerine etkilidir. Ağrının çok şiddetli olduğu durumlarda uygulanabilir. Diğer fizik tedavi yöntemleri ile birlikte uygulandığında çok iyi sonuçlar alınmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="content"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-9117881061626538984?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/9117881061626538984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/boyun-ftg.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/9117881061626538984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/9117881061626538984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/boyun-ftg.html' title='Boyun Fıtığı'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-4697273983167135804</id><published>2009-06-05T03:42:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T03:45:06.456-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bel fıtığı tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bel fıtığı olusumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bel fıtığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bel fıtığı nedir'/><title type='text'>Bel Fıtığı</title><content type='html'>&lt;span class="content"&gt;Bel fıtıkları sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Uzman doktorlar tarafından konulan doğru bir teşhis, hasta eğitimi ve doğru bir tedaviyle artık korkulu bir rüya olmaktan çıkmıştır.&lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt;el fıtığı, iki omur arasında yer alan diskin  öne, yana ya da arkaya doğru yer değiştirmesine  denir. Her bel ağrısı, bel fıtığına bağlanamaz. Bel ağrısının çeşitli sebepleri vardır. Doğuştan olan bozukluklar, postür  bozuklukları, yumuşak doku romatizmaları, iltihabi eklem romatizmaları, mikrobik hastalıklar, kas-tendon zorlanmaları, kas spazmları, vücudun yaygın  bazı hastalıkları ve tümörler de bel ağrısı yapabilir.&lt;/span&gt;&lt;span class="content"&gt;Bel bölgesinin bilgisayarlı tomografisi, MRI tetkiki, gerekirse EMG testi vb. yapılır. &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-4697273983167135804?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/4697273983167135804/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/bel-ftg.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4697273983167135804'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/4697273983167135804'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/bel-ftg.html' title='Bel Fıtığı'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7598016066248817447</id><published>2009-06-05T03:32:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T03:41:13.540-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menenjit olsusumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menenjit.menenjit tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menenjitin tehlikesi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menenjit bulasıcımı'/><title type='text'>Menenjit</title><content type='html'>Menenjit beyinde olusan bir iltihaplanmadır ve cok tehlikesi var.Tedavi edilmediği taktirde işetme zorluğu beyinde kalıcı hasarlar ve hatta olume kadar gidebilir.Coğunlukta cocuklarda gorulen bu hastalık yetişkinlerdede gorulmektedir.Ateş, şiddetli başağrısı,halsizlik, iştahsızlık, ensede ağrı veya ense sertliği, bilinç bulanıklığı, uyku hali, kusma, parlak ışığa bakamama, gibi belirtileri vardır.Bebeklerde isi bu durumu anlamak cok zordur.Yüksek veya düşük vücut ısısı, huzursuzluk, kucağa alınınca geçmeyen ısrarlı ağlamalar, uyku hali, beslenmede isteksizlik, kafadaki bıngıldağın normalden bombe olduğu farkedilebilir.&lt;br /&gt;Menenjit tıbbi tedavi istemektedir.Cocuğunuzdan omurilik sıvısı alınarak test edilecektir.Omurilik sıvısın alınmasında sakınca yoktur.Sıvı alnınan bolgede sinir yoktur.Eğer baktarinin neden olduğu anlasılırsa antibiyotik tedavisine baslanacaktır.Tedavi esnasında hastaya temas eden kişilerede koruyucu ilaclar takviye edilmektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7598016066248817447?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7598016066248817447/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/menenjit.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7598016066248817447'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7598016066248817447'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/menenjit.html' title='Menenjit'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-7475163341160935135</id><published>2009-06-05T03:23:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T03:32:13.272-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cocuklarda ates'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ateşi dusurme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ateş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cocuk atesşi dusurme'/><title type='text'>Cocuklarda Ateş</title><content type='html'>Ateş insanları ne kadar korkusa da aslında vücudun bağısıklık sisteminin daha iyi calısmasını sağlar.Eğer atesi cok yuksekse halsizse doktorun verdiği ateş dusurucu ilaclar kullanılmadır.Doktorun vermediği ilaclar ezbere kullanılmamalıdır.Atesli cocuğa bol sıvılı gıdalar takviye edilmeli ve sıvısız bırakılmamalıdır.Eğer cocukta fazla ates yoksa kendini halsiz hissetmiyorsa cocuğunuza ılık bi dus aldırıp cocuğu serin biryerde ince elbiselerle yatırılmalıdır.&lt;br /&gt;Cocuğunuzda bunlara rağmen ates dusmuyorsa hemen doktorunuza bas vurun.Unutmayınki tehlikeli olmayan hastalık bile bazen cok tehlikeli olabilir.38 derecenin üstündeki değerler ateş olarak kabul edilmelidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-7475163341160935135?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/7475163341160935135/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-ates.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7475163341160935135'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/7475163341160935135'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-ates.html' title='Cocuklarda Ateş'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-8326654877943548138</id><published>2009-06-05T03:10:00.000-07:00</published><updated>2009-06-05T03:23:51.781-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cocuklarda havale'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='havale sırasında ne yapılmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='havale'/><title type='text'>Cocuklarda Havale</title><content type='html'>6 aylık -6 yaşaları arasında gorulen ateşin birden bir yukselerek havalenin olusmasına neden olur.Cocukta kasların kasılması gözlerin kayması altını ıslattma gorulebilir ve bu hareketler  3 4 dk kadar surer.Sona erdikten sonra cocuk derin bi uykuya dalmıs gorunumu verir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Peki Havale Sırasında Ne Yapmalıyım diye sorarsanız&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sakin olmak pek kolay olmasada elinizden geldiğince sakin olun ve panik yapmayın.Cocuğunuzun basını yan cevirin ki boğulma ve ya tıkanma tehlikesinden uzak kalsın.Havale sırasında ağzını acamaya calısmayın.Üzerinde sıkı  ve dar giyecekler varsa cıkarılmalı yada gevsetilmedir.&lt;br /&gt;Korkutucu Gorunumune rağmen havale cocuğunuza ciddi bi zarar vermemektedir.(Görüldüğü cok az dır)Norolojik bozukluk vermez.Cocuk bir kez havale gecirdikten sonra havale tekrarlaya bilir. Cocuğun yaşı ilerledikce bu risk azalalır 7-8 yasından sonra gorulmemektedir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-8326654877943548138?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/8326654877943548138/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-havale.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8326654877943548138'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/8326654877943548138'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/cocuklarda-havale.html' title='Cocuklarda Havale'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-3470510850046012167</id><published>2009-06-04T09:56:00.000-07:00</published><updated>2009-06-04T10:04:43.022-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nasırdan korunmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nasır olusumu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nasır'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nasır tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nasır nedir'/><title type='text'>Nasır</title><content type='html'>Genellikle surtunmeden olusan bu hastalık ilk basta surtunmenin olduğu bolgede su toplamasıyla baslamaktadır.Cildin Kendisini korumak amacıyla birktirdiği bu su toplanmı tabaka git gide kalınlasarak nasırı olusturmaktadır.Nasır genellikle vucudun en cok kullanınlan bolgerlinde ve eklem bolgelerde cıkabilmektedir.örn vercek olursak&lt;br /&gt;Raket, çekiç gibi alet kullananların avuç içlerinde&lt;br /&gt;    * El eklemleri üzerinde&lt;br /&gt;    * Sıkı ayakkabıdan dolayı ayak kenarlarında&lt;br /&gt;    * Çıplak ayakla dolaşanlarda ayal tabanında vb yerlerde cıkmaktadır.&lt;br /&gt;Nasırlardan uzak durmak istiyorsak yada nasırları tedavi etmek istiyorsak asağadıkilere elinizden geldiğince dikkat etmeniz gerekmektedir.&lt;br /&gt;Rahat, konforlu ve topuksuz ayakkabılar tercih edilmelidir.&lt;br /&gt;    * Elinde devamlı travma olan kişiler deri eldivenler kullanmalıdır.&lt;br /&gt;    * Koruyucu nasır halkların kullanımı nasıra olan basıncı azaltmak için kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;    * Eğer nasır parmak arasında ise pamuk ya da özel silikon seperatörler kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;    * Bazen de kişiye özel yapılan ortepedik ayakkabıların kullanımı gerekebilir.&lt;br /&gt;Ayrıca Nasır olusan bolgeyi temizlemeliyiz.Bunu yapmak icin deri yumusatılmalı(En guzel yontemi dus yada banyo olduktan sonradır) tırnak torpusu yada ponza tası kullanarak törpülenebilir.Özel olarak yapılan nasır makasları kullanılabilir,sitrik ve laktik asit bulunduran nemlendirici kremler kullanılarak tedavi etmek mumkundur&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-3470510850046012167?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/3470510850046012167/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/nasr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3470510850046012167'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/3470510850046012167'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/nasr.html' title='Nasır'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8528880606294679856.post-2489511812180937979</id><published>2009-06-04T09:51:00.000-07:00</published><updated>2009-06-04T09:54:41.726-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kepekten kurtulma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kepek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sac kepeği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kepek sampuanları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kepek nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sampuanlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saclarda kepek'/><title type='text'>kepek</title><content type='html'>Normalde insan derisi kendini yenilediğinden deri yüzeyinde bulunan ölü hücreler altt aoluşan yeni hücreler tarafından atılır.Kepek probleminde bu süreç aşırı hızlanmıştır ve çok sayıda hücre atılımı olduğundan, bu hücreler kümeler oluşturarak gözle görülebilir hal alabilirler.Özellikle kepek problemi koyu renkli kıyafetler giyildiğinde belirgin hale gelir. Ayrıca saçta kaşıntı da bulunabilir.Bir çok kişi kepek probleminin saçlı derilerinin kuru olmasına bağlarlar. Bu nedenle de saçlarını şampuanla yıkamayı bırakır veya daha seyrek olarak yıkarlar. Çünkü yıkamanın saçları daha çok kurutacağını düşünürler. Fakt bu durum doğru değildir&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Kepek Şampuanları&lt;/span&gt; antimikrobial selenyum sülfit veya zinc pirithion içerirler ve hafif kepeklenme de faydalıdırlar&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);"&gt;Antifungal şampuanlar&lt;/span&gt;  ketakanazol içerirler ve hala kepek tedavisinde etkilirdirler&lt;br /&gt;Not:&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0); font-weight: bold;"&gt;Bu şampuanların kepeği geçirmesi için haftada 2 kez 2-4 hafta kullanılması gerekir. Bu kullanımdan sonra yeniden gelişimin engellemek için her 1-2 haftada bir kullanılmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8528880606294679856-2489511812180937979?l=herseysaglig.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://herseysaglig.blogspot.com/feeds/2489511812180937979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/kepek.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2489511812180937979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8528880606294679856/posts/default/2489511812180937979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://herseysaglig.blogspot.com/2009/06/kepek.html' title='kepek'/><author><name>.</name><uri>http://www.blogger.com/profile/17443748525834960594</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
